Etiket: gaziantep avukatları

  • Kira ödemeyen kiracının tahliyesi

    ÖZET : kirayı ödemediği için temerrütten tahliye davasında dava açma süresi… kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine borçlu-kiracı yasal sürede borca itiraz etmemiş ve borcunu ödememiş ise alacaklı kiralayan davacı İİK.nun 269/a maddesi gereğince, ödeme süresinin (30 gün) bitim tarihini takip eden 6 ay içinde, icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunabileceği.. 30 günlük ödeme süresi geçtikten sonra dava açma süresi olan 6 aylık sürenin geçirilmesinden sonra dava açılmışsa davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği…. hakkında …


    T.C.
    YARGITAY 8.HUKUK DAİRESİ

    E. 2017/1758
    K. 2017/4485

    T. 28.3.2017


    Taraflar arasında görülen ve yukarda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:


    KARAR : Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz etmemesi üzerine davacı İcra Mahkemesinden temerrüt sebebiyle tahliye isteminde bulunmuş Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş karar davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.


    Davacının, 20/01/2015 tarihinde başlatmış olduğu haciz ve tahliye istemli icra takibi ile davalı tarafından ödenmediğini iddia ettiği kira bedellerinin tahsilini talep ettiği icra Müdürlüğü’nce düzenlenen ödeme emrinin, davalıya 04/02/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

    Davalı yasal sürede borca itiraz etmemiş ve borcunu ödememiştir. Davacı İİK.nun 269/a maddesi gereğince, ödeme süresinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde, icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunabilir.


    Olayımızda; davacı davasını, ödeme emrinin 04/02/2015 tarihinde tebliğ edilmesine göre otuz günlük ödeme süresi geçtikten sonra dava açma süresi olan altı aylık sürenin geçirilmesinden sonra 15/09/2015 tarihinde açmıştır. Bu durumda mahkemece, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi doğru değildir.


    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 Sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


    İİK-ADİ KİRA VE HASILAT KİRALARI İÇİN ÖDEME EMRİ VE İTİRAZ MÜDDETİ
    MADDE 269 – (Değişik: 538 – 18.2.1965 / m.109) Takip âdi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, Borçlar Kanununun 260 ve 288 inci maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder.


    Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini 62 nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır.


    İtiraz takibi durdurur. İtirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını istemiyen alacaklı, bir daha aynı alacaktan dolayı ilâmsız icra yoliyle takip yapamaz.


    Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesinin kiralayana altı günlük mühletin hitamında akdi feshe müsaade ettiği hallerde itiraz müddet üç gündür.


    İTİRAZ ETMEMEMİN SONUÇLARI
    MADDE 269/a – (Değişik: 4949 – 17.7.2003 / m.65) Borçlu itiraz etmez, ihtar müddeti içinde kira borcunu da ödemezse ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine icra mahkemesince tahliyeye karar verilir.


  • Eminevim’de şikayetler patladı Ayrılanlar parasını alamıyor iddiası

    NOT: Haber bakırköygazetesi. com sitesine aittir.

    Eminevim’de şikayetler patladı, Ayrılanlar parasını alamıyor iddiası

    Elbirliği sistemi ile ev sahibi yapan Eminevim, neredeyse Türkiye’nin 81 ilinde faizsiz konut sahibi yapıyor. Ama son zamanlarda Eminevim sisteminden ayrılmak isteyenler parasını alamamaktan şikayetçi….

    Türkiye’nin hemen her ilinde faizsiz ev sistemi ile kendi deyimleriyle elbirliği yönetemi sayesinde ev satan Eminevim’de ayrılmak isteyenlere paralarının ödenmediği iddia edildi. Gruba üye olan vatandaşlar, şikayet sitelerine yaşadıkları sorunları yazıyor..

    İşte Şikayetvar sitesine Eminevim’le ilgili gelen gelen şikayetler

    Eminevim Sözleşme İptali Sonrası

    Eminevim’e 15 bin komisyon ücreti 12.5 bin de taksit yatırdım. İptal dilekçesi verdim 6 ay sonra iade yapılır dediler. Arkasından kardeşimin sağlık sorunları ile ilgili dilekçe gönderdim 1 ay erken veririz dediler. Kayınvalidem Mersin Şehir Hastanesi yoğun bakımdaydı acil paraya ihtiyaç oldu yine aradım önemsemediler.

    Kayınvalidem vefat etti bari taziye işleri için erken ödeme yapın dedim yine olumsuz cevap aldım. Böyle bir şirkete nasıl bulaştık. Kaldı ki bu para sadaka değil kendi paramız. Yazık diyorum sadece. Bu arada yatırdığım paranın tamamını değil vergiler düşürülüp komisyon ücretini yarısı kadar bir ödeme yapılacakmış.

    Eminevim Tarafından Mağdur Duruma Düştüm

    Eminevim resmen insanları yanıltma şubesidir. Bir dedikleri birbirini tutmuyor. Sırf Eminevim’e üye etmek için prosedür tam anlatmıyorlar. Sonra yanlış anlama diyorlar. İmzayı attırdıktan sonra muhatap bile bulamıyorsunuz. Eminevim’e güvenerek her yerde reklamı varken böyle bir haksızlığı nasıl yapar gerçekten inanamıyorum.

    Ben 200 bin tl bir eve girdim ve girerken 17000 bin tl aktivasyon ücreti istediler peşinat içinde 20 bin tl istediler ve isterseniz organizasyonu 8 ay taksitle ve peşinatı da 6 taksitte ödeyebilirsiniz hiçbir sıkıntı olmayacağını söylediler . Meğerse 14 ay taksitle ödediğim olay ev çıkarsa 14 ay beklemem gerekiyormuş. Tamamen personelin hatası yüzünden ne halleri düştüm. Bilseydim kredi çekerdim, aktivasyon ücreti adı altında masraf.

    Bu ne saçma bir olay neden insanlara yanlış yalan bilgiler veriyorsunuz ve bende haliyle ayrılmak istiyorum dediğimde organizasyon ücretim olan 17000TL’nin yanacak diyorlar Geri kalan parayı da 6 ay sonra vereceklermiş. Paramı kullanıyorsunuz değer kaybediyor. Ben bu paramı istiyorum bütün her şekilde her yere başvuru yapacağım sonun kadar gideceğim bu olayın bunu bir an önce çözün sizin personeliniz yüzünden mağdur kaldım ve kendi paramı istiyorum 2018 Eminevim’e 200bin tl çekiliş sistemine kayıt oldum.

    Bana dediler ki sen paranın yarısını versen peşinatlı da olsa çekilişli de olsa aynıdır. Sen yeter ki paranın yarısını tamamla biz 200 bin vereceğiz. Tabi bana da çekiliş sistem daha cazibe gelmesinin sebebi de organizasyon ve peşinat taksitte bölecekler diye Bende çekilişli sistemi kabul ettim. Şimdi diyorum paranın yarısını versem ne zaman vereceksiniz diyorlar 12 ay sonra o zamana kadar Eminevim’e 152 bin tl vermiş oluyorum. Bana 48 bin için 18 bin tl alıyorlar. Artık yeter bunlara.

    Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatı

    Eminevim Organizasyon Ücreti Fazla Çıkıyor

    Sisteme aralık 2019 ‘da dahil oldum o zaman da ev alma gibi bir düşüncem yoktu haliyle ev fiyatlarından fazla haberdar değildim fakat sistemi 5 yıldır takip ediyordum yani ev alma şartlarım oluştuğunda Eminevim gibi bir sistemi tercih edecektim bunun sebebini de söyleyeyim cümleye girmişken faiz korkusu müslüman ülkede yaşıyoruz aldığımız evin içinde huzurla oturalım.

    Nitekim yazıldım ve ilk kurada çıktım ocak çekilişinde mayıs ayı çıktı ve peşinatı 6 ay taksitle ödediğim için kasım ayına uzadı bu arada ülkemizde yaşananlardan dolayı fiyatlarda bir hayli bulunduğumuz yerde yükseldi. Geçenlerde şubeye uğradığımda 180 bin lirayı 250 bin liraya çıkartmak istediğimi belirttim ve bana aradaki 70 bin liralık fark için 19 bin lira daha hesap çıkarttılar.

    Toplamda ben 180 bin için 17 bin ödedim artı 19 bin lira daha ödediğim zaman toplamda 250 bin liraya 36 bin lira ücret ödemiş olacağım bu fahiş fiyat değil mi bizim bankalardan kaçarak geldiğimiz sistem böyle ücret çıkarırsa bizi tekrar faizin kucağına itmekten başka yol bırakmıyor. Sizlerden istirhamım ücretimi yükseltmek istiyorum fakat bana fiyat konusunda yardımlarınızı bekliyorum.

    Şirket yetkilisi geri dönüş yaptı şube ye yönlendirdi yardımcı olacaklarını söyledi işlemleri yaptık evrakları notere tasdiklettirdim kefiller hazırlandı 1 hafta bekledim ve dönüş yine aynı yardımcı olamadılar şu an bu sistemden hiç memnun değilim keşke girmeseydim.

    Eminevim ‘de Yaşanan Cayma Hakkı Mağduriyeti

    Bundan bir yıl öncesine Eminevim’e kayıt olduk tabi kayıt olmazdan önce bir kere numaramız ellerine geçti mi bitti. Sizi tatlı dille yüz kez ararlar siz yok dersiniz binbir güzel sözlerle eviniz şu ayda teslim taksitinizi kendiniz belirleyin faiz yok derler ikna ettiler. Kayıt olduğunuzda vay halinize o sözleşmede bizler için hiç iyi bir şey yok hep kendilerinin çıkarı mesela diyelim ki 200 bin liralık eve yazıldım sonra ben 250 bin liralık eve çıkacağım hemen organizasyon ücretim yükseldi.

    Yazıldığınızdan hemen sonra yatırmamı istediler. Bizde 180 bin liralık eve yazıldık. 20 bin organizasyon ücreti verdik bize yazılırken peşinatı taksitle ödeyin hiçbir sıkıntı olmaz size güzellik yapıyoruz dediler sonradan peşinatı taksitle ödediğiniz için geç alacaksınız evi dediler. Baştan söylemediler herkese de bunu yapıyorlar yazılmanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Sonrada temsilciniz bunu demişti dediğinizde o onun suçu diyorlar kenara geçiyorlar. Bir de sürekli personel değişiyor. Bilerek yapıyorlar o onun üstüne atmalı Çünkü.

    Faiz Ev Kredi Mortgage Banka Kefil Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatı

    Neyse biz bunu öğrendikten sonra çıkalım dedik organizasyon parasını vermeyiz diyorlar arabaya geçirelim sizi dediler en geç 2020 aralık arabanız teslim dediler bizde bir düşünelim dedik çıkmaya karar vermiştik bizim çıkmamamız için yaptılar. Bizim onayımız olmadan personel arabaya geçirmiş üstelik bize aralık 2020 dedikleri arabayı Kasım 2021 olarak geçirmiş iki şok birden yaşadık.

    Şimdi de çıkmak kesin kararımız organizasyon ücretini vermeyeceklermiş. Kusura bakmayın biz o parayı 9 yılda biriktirdik iki çocuğumdan kıstım siz yiyin diye biriktirmedik tabi siz anlamazsınız. Eminevim çalışanları yazın klimalı yerde kışın sıcacık ortamda biz sobalı evde oturalım.

    20 bin liralık bana ne işlem yaptınız bana ne faydanız oldu tamam kes kes de paramızı hepsi kesersin. Bir de sloganları evsiz kimse kalmayacak! Bu zamana kadar ayakta kalmanızda insanların girdimi bir daha çıkamayışları sırf paraları yanmasın diye. Bizim paramızı verin kolay mı kazanıyoruz.

    Eminevim Bir Daha Asla Kullanmayız!

    2 yıl önce 150.000 TL’lik projeye girdik. O dönem bu paraya Malatya’da güzel evler alınabiliyordu. Ancak şu an emlak piyasasındaki inanılmaz artıştan dolayı bu paraya ev alamıyoruz hiçbir şekilde. Önümüzdeki ay parayı teslim almamız lazım. Yetkililere bu projeyi araç alımına çevirmek için başvurduk ancak reddettiler. Köyümüze ev yapalım bu parayla dedik reddettiler.

    Paramızı geri alalım dedik komisyonlarını kesip 6 ay sonra vereceklerini söylediler. Şimdi biz bu paraya ev alamıyoruz. Araç alamıyoruz. Köydeki arsamıza ev yapamıyoruz. Ne parayı geri alabiliyoruz ne de kulanabiliyoruz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.

    Hiçbir şekilde yardımcı olmuyorlar. Yıllardır müşterileri olmamıza rağmen, o kadar kişiye önerip tavsiye etmemize rağmen böyle bir tutumla karşılaştık. Bundan sonra asla çalışmayacağız. Her yerde de bu tutumlarını anlatacağım. İnsanlar güvenmesin, çalışmasın bu firmayla.

    Kaynak: https://www.şikayetvar.com/ eminevim

    CEVAP HAKKI

    Eminevim’den açıklama

    02.10.2020 tarihli, içeriğinden sorumlu olduğunuz www.bakirkoygazetesi.com adresiyle internet ortamında yayınlanan gazetenizde şirketimiz “Eminevim’de şikayetler patladı: Ayrılanlar parasını alamıyor iddiası” başlıklı haber, kamuoyunu yanıltıcı niteliktedir.

    Asılsız ve suçlayıcı yayınlarla şirket itibarımızın zedelenmesinden ötürü kamuoyunun bilgilenme ve gerçeği öğrenme hakkı adına işbu cevap ve düzeltme metninin yayınlamasının istenmesi kaçınılmaz olmuştur.

    Faiz Ev Kredi Mortgage Banka Kefil Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatı

    sikayetvar.com uzantılı internet sitesi üzerinden alınan şikâyet yorumlarında, firmamız tarafından ilgili kişilere verilen cevaplar eklenmemiştir. Eminevim Sistemi Kurumsal Kimlik çerçevesinde sözleşmemizde belirtilen maddelere göre, çalışmalarını yürütmektedir. Şikâyet konusu olan soru ve yazılara gerekli cevaplar hukuki normlar çerçevesinde cevaplandırılmıştır. Fakat, ilgili sitede bu cevaplara yer verilmediği görülmüştür. Tarafsız gazetecilik ve etik kurallar ile bağdaşmayan bu yazının düzeltilmesini, ilgili haberin de altına eklenerek, okuyucunun dikkatine sunulmasını istemekteyiz.

    Bunun yanında ilgili metin içeriğinde mevcut ücret kesintilerinin hukuka aykırı olarak yapıldığı algısı oluşturulmaya çalışılmış, aynı sektörde faaliyet gösteren diğer firmaların aynı usulü izlemekte olduğu göz ardı edilmiş, adeta müvekkil şirketin bir kriz içerisinde olduğu vurgusu kötü niyetli olarak yapılmıştır. Bu hususa ilişkin her türlü yasal haklarımızı saklı tutuyoruz.

    30 yıllık köklü bir geçmişi ile 170 bin’i aşkın teslimatı bulunan şirketimizle ilgili gerçek dışı iddia ve ithamlarla, kamuoyunda belirli maksat ve görüşler doğrultusunda yanlış kanaat oluşturan söz konusu habere ilişkin uğradığımız maddi ve manevi zararlar konusunda tüm talep, başvuru ve yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla okuyucularınızın ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki metni bilgilerinize sunarız.

    Çeyrek asrın üzerinde geçmişi bulunan Eminevim’in tüzel kişiliğini yıpratmaya yönelik, gazetecilik mesleğinin gerektirdiği objektiflik ve gerçekçilikten uzak haber ile ilgili düzeltme metnimizin yayınlanmasını rica ederiz.

    Bakirköygazetesi.com internet sitesi yönetimine;

    İnternet siteniz üzerinden “Eminevim’de şikayetler patladı: Ayrılanlar parasını alamıyor iddiası” başlığında yayınlamış olduğunuz haber üzerine tarafımızca cevap ve düzeltme hakkı doğmuştur.

    30 yılda 170 bin aile ev ve otomobil sahibi oldu!

    Düşük taksitler ödeyerek, faizsiz ev ve konut sahibi olma hayali kuran milyonlarca kişiye ulaşan ve şimdiye kadar 170.000’i aşkın kişiyi konut ve araç sahibi yapan Eminevim Sistemi 1991’den bugüne, yoluna emin ve güvenilir adımlarla devam ediyor.

    Ayrıca en son ki teslimat sayısına baktığımızda ise Eylül ayında toplamda 170 binden fazla aile ev ve araç sahibi olmuştur.

    Türkiye’nin 81 ilinde açtığı 128 şubesi yanında, sektörde ilk kez uygulanan mobil ofisler üzerinden de verdiği hizmetlerle; faizsiz ev ve konut sahibi olmak isteyen milyonlarca kişiye ulaşan Eminevim her ay farklı illerde konut tapu teslim töreni düzenlemektedir.

    Faiz Ev Kredi Mortgage Banka Kefil Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatı

    Eminevim Sistemi nedir?

    Eminevim Elbirliği Sistemi, iştirakçilerin dayanışması ve gönül birliğinden oluşmuştur. Bu sistem ile kişiler, Tüm Türkiye’de bütçelerine göre istedikleri yerden ev sahibi olabilirler.

    Eminevim sistemi; dayanışma ve güvene dayalı finansman sistemi olup, düşük ve orta gelirli olup konut ve araç sahibi olmak isteyen veya yatırım yapmayı hedefleyen kişilerin ev ve konut sahibi olmalarına fırsat veren bir sistemdir.

    Eminevim Sistemi güvenli mi?

    Bu sistem ile kişiler, Tüm Türkiye’de bütçelerine göre istedikleri yerden ev sahibi olabilirler.

    Emin Şirketler Grubu’nun kurucusu Emin Üstün’ün bundan 30 yıl önce vadeli otomobil almanın yüksek maliyetinden insanımızı nasıl kurtarırım diye düşünürken bulduğu Eminevim’in “Elbirliği Sistemi” Türkiye’de ve dünyada yeni bir finans sistemi olarak yerini alıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) “Elbirliği Sistemi”ni Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finans Sistemi adıyla kanuni bir çerçeveye oturtma çalışmalarını sürdürüyor.

    Eminevim Elbirliği Sistemi’ne kayıt olan ailelerimiz ödemelerini güvence altına almak için (talep ettikleri takdirde) şirketten teminat senedi alabilmektedir. Ayrıca, 30 yıldır Eminevim Sistemine kayıt olup da, teslimatını alamayan veya ayrılma kararı alıp, yasal süre içerisinde ödemesini geri alamayan tek bir müşterimiz dahi yoktur.

    Elbirliği, kültürümüze uygun ve bu ülke insanının ürettiği özgün bir modeldir. Bu model BDDK’nın hazırlayacağı kanun tasarısı ve TBMM’de alacağı son şekli ile yasalaşacaktır. Bu düzenleme, Türk modeli olarak, dünya insanlığına ülkemizin hediyesi olacaktır. Eminevim Elbirliği modeli mevcut yapısı ile TDFS sisteminin daha kolay anlaşılmasını ve talep bulmasını sağlayacaktır. Milli tasarruf oranlarını artırırken İslami finansın ülkemizde güçlenmesine katkı sağlayacaktır.

    Eminevim Sistemleri fetva verildi mi?

    Eminevim, karmaşıklaşan pazar koşulları ve artan ürün çeşitleri sebebiyle halen uygulanmakta olan ve uygulanması düşünülen yeni model ve ürünlerin fıkhi yönden incelenmesi için, konunun seçkin uzmanlarının katıldığı bir “Fıkıh Çalışma Kurulu” oluşturmuştur. Bu kurulda yer alan üye isimleri ise şöyledir:

    Prof.Dr. Mürteza Bedir (İstanbul Üniv. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi), Prof.Dr. Abdullah Kahraman (Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi), Prof.Dr. Hasan Hacak (Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi), Prof.Dr. Tahsin Özcan (Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi).

    Yukarıda açıklanan nedenlerle 02.10.2020 tarihli “Eminevim’de şikayetler patladı: Ayrılanlar parasını alamıyor.” başlıklı gerçekleri yansıtmayan ve kamuoyunu yanlış bilgilendirici habere hiçbir şekilde itibar edilmemesi gerektiğini ve konu ile ilgili sorumluları kınadığımızı bildirerek, bu açıklamanın 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesine istinaden internet sitenizde ana sayfanızdan kullanıcıların doğrudan ulaşabileceği şekilde ve tekzip başlığı altında bir hafta süreyle yayımlanmasını ve bu haber içeriğinin ilgili siteden kaldırılmasını fazlaya ilişkin kanuni haklarımız saklı kalmak suretiyle talep ediyoruz.

    Kamuoyuna saygı ile duyurulur. 04.10.2020

  • Yüksek Lisans Eğitiminin Geçersiz Sayılması Nedeniyle Eğitim Hakkının İhlal Edilmesi

    Özet: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 13/1/2021 tarihinde, Şehmus Altuğrul (B. No: 2017/38317) başvurusunda, Eğitimini tamamlayan başvurucunun sınavının iptali işleminin Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlali sonucuna varmıştır.

    AYM BİREYSEL BAŞVURU KARARI

    5.3.2021
    BB 20/21

    Olaylar

    Başvurucu, bir üniversitenin (Üniversite) Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünün (Enstitü) tezsiz yüksek lisans eğitim programına öğrenci alımı için yapılan sınava başvurmuştur.
    Söz konusu sınavın 21/1/2013 tarihinde yapılacağı Enstitünün internet sitesinde duyurulmuş ancak sınav sorularının internette sınav öncesi yayımlanması nedeniyle sınavın 21/1/2013 tarihinden bir gün sonra yapılmasına karar verilmiştir. Sınav 22/1/2013 tarihinde yapılmış ve başvurucu da sınava katılmıştır. Başarılı olan başvurucu, anılan yüksek lisans programına kaydını yaptırmıştır.


    Yapılan sınava yönelik açılan davada 1. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı almıştır. Yürütmeyi durdurma kararına idarece yapılan itiraz ise Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.


    Üniversite, başvurucunun da aralarında bulunduğu öğrencilere gerekli dersleri vererek başarılı olanların yüksek lisans programını 29/7/2013 tarihinde tamamlamalarını sağlamıştır.


    Başvurucunun eğitimini tamamlamasından sonra İdare Mahkemesi 26/9/2013 tarihinde sınav işleminin iptaline karar vermiştir. Temyiz edilen karar Danıştayca onanmış ve bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de reddedilmiştir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı


    Yüksek lisans eğitimini tamamlayan başvurucunun diploma ya da mezuniyet belgesi verilmesi talebi, yüksek lisans programına ilişkin işlemlerin mahkeme kararı ile iptal edildiği belirtilmek suretiyle Enstitüsü tarafından reddedilmiştir.

    Başvurucu ret işleminin iptali talebiyle 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 9/3/2016 tarihinde dava açmıştır. Mahkeme, başvurucunun açtığı davayı reddetmiştir.
    Başvurucunun istinaf başvurusu Bölge İdare Mahkemesi tarafından kesin olarak reddedilmiştir.


    İddialar
    Başvurucu, yüksek lisans eğitiminin geçersiz sayılması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

    Mahkemenin Değerlendirmesi
    İptal kararının uygulanmasının anayasal olarak zorunlu olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak bazı hâllerde kararın ne şekilde uygulanacağı açık olmayabilir. Bu gibi hâllerde idarenin mahkeme kararının nasıl uygulanacağını belirleme hususunda belli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte idarenin haiz olduğu bu takdir yetkisi hiçbir zaman işlemin uygulanmasından kaçınacak bir yöntemin tercih edilmesini içermemektedir. İdare, mahkeme kararının gerekçesini de gözeterek en uygun çözüm yolunu geliştirme yükümlülüğü altındadır.

    Mahkeme kararının uygulanmasının davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin haklarını da etkileme potansiyeline sahip olduğu durumlarda idarenin bu kişilerin de haklarını zedelemeyecek veya mümkün olduğunca az zedeleyecek bir uygulama tarzı benimsemesi gerekir.


    İdarece 22/1/2013 tarihinde yapılan sınava ilişkin ilanın usulsüz olmasından dolayı anılan sınava giremeyenlere yeni bir hak tanınması oldukça önemlidir. İdarenin bu kişilerin haklarının korunması amacıyla sınavı aynı koşullarda tekrarlamasının gerekliliği tartışmasızdır. Ancak önceki sınavı kazanarak usulüne uygun bir şekilde eğitimlerini tamamlayan kişilerin eğitiminin geçersiz sayılması oldukça ağır bir müdahaledir. Bu sebeple idarenin bu nitelikteki ağır bir müdahaleye ancak daha hafif, alternatif bir aracın bulunmaması hâlinde ve son çare olarak müracaat etmesi gerekir.

    Somut olayda idarenin daha hafif müdahale teşkil eden alternatif bir aracın bulunup bulunmadığını irdelemediği görülmektedir. İdare önceki sınava katılamayanların haklarının korunması amacıyla aynı koşullarda yeni bir sınav yapılmasının neden yeterli olmadığını, bunun yanında önceki sınava katılanların eğitimlerinin de geçersiz sayılmasının zorunlu olduğunu ortaya koyamamıştır. İdarenin başvurucuya daha az külfet yükleyen başka bir aracın seçilmesinin mümkün olup olmadığıyla ilgili bir değerlendirme yapmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan Mahkeme de bu yönde bir tartışma yapmamıştır.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı


    Sınavın iptal edilmiş olmasında başvurucunun hiçbir kusuru bulunmamaktadır. İptalin asıl sebebi sınavın ertelenmesi kararından sonra usulüne uygun bir ilan yapılmadan sınavın tekrarlanmış olmasıdır. İlanın usulüne uygun yapılması sorumluluğunun idarede olduğu açıktır. Dolayısıyla ilanı usulüne uygun olarak yapmayarak sınavın iptaline yol açılmasında asıl sorumluluk idareye aittir. Öte yandan idarenin iptal kararının gereğini yerine getirmek için yeterince hızlı davrandığı da söylenemez.

    Sonuç olarak başvurucunun yüksek lisans eğitiminin geçersiz sayılması suretiyle eğitim hakkına yapılan ağır müdahalenin sınavın iptaline ilişkin mahkeme kararının uygulanmasında menfaati bulunan kişilerin haklarının korunması için başvurulabilecek son çare olduğu idarece ortaya konulamamıştır. Ayrıca sınavın iptal edilmesinde başvurucunun kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun idareye ait olduğu, idarenin başvurucunun eğitimini tamamlamasının üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra iyi yönetişim ilkesine aykırı olarak durumu düzeltme yoluna gittiği ve başvurucunun bu sonuca katlanmasını gerektiren haklı gösterebilecek bir nedenin bulunmadığı gözetildiğinde sınavın iptaline ilişkin kararın uygulanmasındaki kamusal yarar ile başvurucunun yüksek lisans eğitiminin tanınmasındaki bireysel yarar arasında adil bir dengenin kurulmasında başarısız olunduğu sonucuna ulaşılmıştır.


    Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle eğitim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.


    Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Yaşlılık aylığı için işten ayrılma şartı Anayasa Mahkemesi iptal kararı

    Yaşlılık aylığı için işten ayrılma şartı Anayasa Mahkemesi iptal kararı

    Anayasa Mahkemesi, Çalışan Sigortalının Yaşlılık Aylığı Talebi İçin İşten Ayrılmasını Gerektiren Kuralın İptaline Karar Verdi

    Mahkemenin iptal karari ile birlikte artık diğer şartları da taşıyan kimseler hem çalışıp hem yaşlılık aylığı alabilecekler

    Konuya ilişkin ANAYASA MAHKEMESİ 2019/104 e. Karar 2021/3 K. Sayılı 14.01.2021 tarihli Resmi Gazete Sayısı: 31412 Resmi Gazete Tarihi: 03.03.2021 olan kararı incelendiğinde özetle

    “……506 sayılı Kanun’un mülga 31. maddesinin birinci fıkrası ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 42. maddesinde yaşlılık aylığı bağlanacak sigortalıların tahsis taleplerine SGK tarafından gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde yazılı olarak cevap verilmesi öngörülmüştür, itiraz konusu kural uyarınca sigortalının yaşlılık aylığı talebinde bulunabilmesi için işten ayrılması gerektiği gözetildiğinde kural, sigortalının söz konusu üç aylık dönemi herhangi bir gelir elde etmeksizin geçinmek zorunda kalmasına neden olmaktadır. Her ne kadar daha sonra aylık bağlandığında sigortalıya aylık bağlanmayan dönemlerin ödemesi yapılabilmekte ise de bu durum sigortalının aylar boyunca ekonomik olarak hiçbir gelir elde edememesinin neden olduğu mağduriyetleri tümüyle ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısıyla kuralın getirdiği sınırlamanın sonuçlan itibarıyla orantılı olduğundan da bahsedilemez.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 60. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir……”

    Denilerek ilgili madde iptali edilmiştir.

    Kararın tam metni için aşağıdaki linke tıklayınız

    https://www.resmigazete.gov.tr/fihrist?tarih=2021-03-03


     

  • E devletten edilen bilgiler dava sürecini başlatır mı ?

    Davalarına e-devlet, vatandaş uyap gibi yerlerden bakanlar dikkat ❗️

    UYAP kütüğü okundu bilgisini kaydediyor ve “öğrenme” ile başlayan süreler işlemeye başlıyor. Hak kaybına uğramamak için dikkatli olunmalı.

    Konu hakkında Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından 2020/90 E. 2020/141 K. sayılı karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/4270 e.  2020/6852 k. Sayılı ilami ile de onanmıştır.

    Bu karar incelendiğinde

    İcra takip dosyasının UYAP üzerindeki kaydının incelenmesinde; Taşınmaz haczine dair (17.07.2018 tarihli “ taşınmaz bilgisi evrakı” adı altında kayıtlı ) evrakın evrak işlem kütüğüne bakıldığında, şikayetçi borçlu Hasan A… .I ‘ün UYAP üzerindeki resmi kayıtlara göre şikayete konu takip dosyasından 26.02.2019 tarihi itibari ile haberdar olduğu ancak iş bu şikayet için icra mahkemesine 7 günlük süre geçtikten sonra 24.04.2019 tarihinde başvurduğu anlaşıldığından dairemizce şikayetin hak düşürücü süreden Reddi gerektiği sonucuna varılmıştır


  • Tüketici Hakem heyeti sınırında olan alacağın ilamsız takibe konu edilmesi hukuki yarar

    Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunluluğu teşkil eden miktar dahilindeki uyuşmazlıklarda, taraflar isterlerse hakem heyetine başvuruda bulunmaksızın, İİK’daki ilamsız/genel haciz yoluyla icra takibinde bulunabilir, takibe itiraz halinde ise icra takibinin devamını sağlamak için İİK 67/1 uyarınca itirazın iptali davasını Tüketici Mahkemelerinde açabilirler.


    Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin “mahkeme” niteliğini taşımadığı, dava konusu uyuşmazlığın (itirazın iptali davasına bakma) Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin görevi kapsamında bulunmadığı, 7063 sayılı Kanun değişikliği ile birlikte de davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı vardır

    Konu hakkında Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 2020/1155 E. , 2020/3580 K. Sayılı kararında


    “İçtihat Metni”
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    KARAR

    Davacı, davalının dava dışı …’ı dersaneye kaydettirdiğini, 2.500,00 TL olan dersane ücretinin 200,00 TL’sini ödediğini, bakiye kalan 2.300,00 TL’yi ise ödemediğini, başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.


    Davalı, davaya cevap vermemiştir.
    Mahkemece, davacının Tüketici Hakem Heyetine müracaat edip uyuşmazlıkla ilgili olarak bir karar almadan icra takibi yapamayacağı gibi, Tüketici Mahkemesinde de dava açamayacağı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.


    Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, davaya konu icra takip dosyası incelendiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine dershane ücretine ilişkin 2.300,00 TL asıl alacak, 434,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 2.734,51 TL’nin tahsiline yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin görev alanına giren bir uyuşmazlıkla ilgili olarak hakem heyetine müracaat etmeksizin icra takibi yapılıp yapılmayacağı, icra takibinin yapılması halinde de Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.


    İtirazın iptali davaları, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takiple, dolayısıyla İcra Hukukunun kendine özgü kuralları ile sıkı sıkıya bağlı kendine özgü bir dava türü olan itirazın iptali davaları hakkındaki mevzuattaki düzenlemelerin “mahkeme” ve “hâkim” üzerine inşaa edildiği tartışmasızdır.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ise; 6052 sayılı Kanunun uygulamasından doğan ve “tüketici işlemi” olarak tanımlanan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla oluşturulmuştur.
    Anayasa Mahkemesi’nin 20.03.2008 tarih, 2006/78 Esas, 2008/84 Karar sayılı kararında; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 22/5. fıkrasıyla, belli bir miktarın altındaki tüketici işlemleri için Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurunun zorunlu olduğunu, ancak “Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin, yargı işlevi yerine getiren bir kurul olarak düzenlenmediğinin, belli değerin altındaki uyuşmazlıklar için Tüketici Sorunları Heyetlerine başvurunun zorunlu olduğu ve Heyetlerin verecekleri kararların bağlayıcı nitelik taşıdığı belirtilmiş ise de, bu kararlara karşı (15) günlük süre içinde Tüketici Mahkemelerine itiraz edilebileceği,

    Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin yargı yetkisine sahip olmamakla birlikte, yasa koyucunun, bu Heyetlerin vermiş olduğu kararların yerine getirilmesi için etkili bir takip yolu olan ilâmlı icra yolunu kabul ettiğini, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri kararlarının (mahkeme kararları gibi) ilâm niteliğinde bir karar olmayıp, kanunî düzenleme nedeniyle ilâmlar gibi infaz olunacağının gösterildiğini ve ilâmların yerine getirilmesi usulüne ait bir kural koyduğunu”, aynı mahkemenin 31.05.2007 tarih, 2007/53 Esas, 2007/61 Karar sayılı kararında da; “Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin (Başkan ve Üyelerinin); yargı organlarının ve mensuplarının Anayasada belirtilen niteliklere sahip olmaması nedeniyle bu heyetlerin mahkeme niteliğini taşımadığına” hükmedilmiştir.


    Öte yandan, 20.12.2017 tarihli ve 30276 Sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7063 Sayılı kanunun 11. Maddesi ile “07/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Değeri” ibaresi “Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla; değeri” şeklinde, “iki bin” ibareleri “dört bin” ve “üç bin” ibareleri “altı bin” şeklinde değiştirilmiş olup son değişiklikle 6502 Sayılı kanun 68/1 maddesi ise; “Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla; değeri dört bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, altı bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise dört bin Türk Lirası ile altı bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.” şeklinde değişmiştir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Bu düzenlemeye göre, taraflar, tüketici hakem heyetine başvuru zorunluluğu teşkil eden miktar dahilindeki uyuşmazlıklarda, isterlerse hakem heyetine başvuruda bulunmaksızın, İcra İflas Kanunu’ndaki ilamsız/genel haciz yoluyla icra takibinde bulunabilecekler, takibe itiraz halinde ise icra takibinin devamını sağlamak için …nun madde 67/1 uyarınca itirazın iptali davasını Tüketici Mahkemelerinde açabileceklerdir.

    Hal böyle olunca; Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin “mahkeme” niteliğini taşımadığı, dava konusu uyuşmazlığın (itirazın iptali davasına bakma) Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin görevi kapsamında bulunmadığı, 7063 sayılı Kanun değişikliği ile birlikte de davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunduğu dikkate alındığında, mahkemece işin esasına girilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.


    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/04/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Bu konu hakkında benzer makaleler için tıklayın

  • YÜKLENİCİLERE KARŞI AÇILAN RÜCU DAVALARINDA SORUMLULUK KİMDEDİR ?

    YÜKLENİCİLERE KARŞI AÇILAN RÜCU DAVALARINDA SORUMLULUK KİMDEDİR ?

    ÖZET: Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında her yüklenici kendi işverenlik süresiyle sınırlı olarak sorumlu olacaktır.
    İhbar tazminatından ve izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.


    Konuya ilişkin YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ E.2019/744 K.2020/997 T.13.02.2020 sayılı kararında


    Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketler arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında davalılar tarafından çalıştırılan dava dışı işçinin müvekkili aleyhine açtığı işçilik alacakları ile ilgili davanın işçi lehine sonuçlandığını ve bu kapsamda müvekkili tarafından dava dışı işçiye icra takibi sonucunda ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeden sözleşme hükümlerine göre davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkili tarafından ödenen bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı … İnş. Taah. Elk. Mak. Bak. Onr. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.
    Vekili, davanın reddini istemiştir.

    Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir


    Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı ile yapılan sözleşme kapsamında SGK kayıtlarına göre davalılar bünyesinde çalışan işçiye yapılan ödemeyi aralarında imzalanan sözleşme hükümlerine göre son işveren olan davalı … … ve Tic. Ltd. Şti. ’nden talep edebileceği, devreden … ….San. Tic. Ltd. Şti.’nin iş yerinin devri tarihinden itibaren iki yıllık sürenin geçmiş olmasından ve devirden
    sonraya ait sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı … …. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, davalı …. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.


    Kararı, davalı … San. ve Tic. Ltd. Şti. Şti.vekili temyiz etmiştir.


    Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır.

    Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.


    İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.


    Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik
    yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.

    İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta
    tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.

    Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.


    Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ulusal bayram genel tatil ücretinin ve fazla mesai ücretinin tamamından son işverenin sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.


    SONUÇ


    Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … San. ve
    Tic. Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, (1) numaralı bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı … San. ve Tic. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


  • YÜKLENİCİLERE KARŞI AÇILAN RÜCU DAVALARI VE İŞ SAHİBİNİN HAKLARI

    YÜKLENİCİLERE KARŞI AÇILAN RÜCU DAVALARI VE İŞ SAHİBİNİN HAKLARI

    ÖZET: Yüklenici ile iş sahibi arasında yapılan sözleşmedeki ücrete işçinin ücretinin ve sosyal haklarının dahil olması asıl iş sahibinin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmaması halinde iş sahibinin işçilere ödediği miktarların tamamını yüklenicilerden isteyebileceği kabul edilmelidir.

    Konuya ilişkin YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ E.2019/633 K.2020/819 T.10.02.2020 sayılı kararında

    Davacı vekili; davalı şirketlerin müvekkili kurumdan hizmet alımı
    ihalesi aldıklarını, davalı şirketler nezdinde çalıştırılan dava dışı işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açtığı dava sonucu verilen kararın icra takibine konulduğunu, takip dosyasının borcu ödenerek kapatıldığını, müvekkili belediyenin haksız yere ödemiş olduğu bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilecek bedelin davalı şirketlerden ödeme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı …. Dan. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davanın reddini istemiştir.
    Diğer davalı şirketler cevap vermemişlerdir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı


    Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; kıdem
    tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanacağı ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücretle sınırlı sorumluluk belirlendiği, feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olmakla devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmadığı, devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinde tek başına sorumlu oldukları, davacının asıl işveren olarak kanuni sorumluluğundan dolayı
    ödemek zorunda kaldığı 5.774,99 TL’nin dava dışı işçinin çalıştığı alt işverendeki sürelere göre davalı şirketlerin kısmi olarak sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
    Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.


    Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşme de kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır.

    Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.


    İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.


    Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik
    yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta
    tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır.

    Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Somut olayda; davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği miktarın tamamını isteyebileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen
    bedelin yarısından sorumlu tutulması doğru görülmemiş kararın bu nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı


    SONUÇ


    Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının
    kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde
    iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


    Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Yedek parçaların garanti süresinde üretilmemesi yada temin edilmemesi halinde tüketicinin hakları

    “İthalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi hâlinde mala ilişkin bakım ve onarım hizmetlerinin sunulmasından garanti süresi boyunca satıcı, üretici ve yeni ithalatçı müteselsilen sorumludur. Garanti süresi bittikten sonra ise kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini üretici veya yeni ithalatçının sunması zorunludur.”

    Konu hakkında Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2020/7070 E. , 2020/5240 K.
    Sayılı kararı incelendiğinde

    Taraflar arasındaki bedel iadesi/misli ile değişim davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması istenilmekle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


    YARGITAY KARARI


    Davacı, davalı … Firmasından 15.07.2009 tarihinde satın aldığı çamaşır makinasının su haznesinin çatlaması ve elektronik aksamına su sızdırması sonucu servis ve satıcı bayiye başvurduğunu, tarafına mevcut modelin üretiminin durdurulduğunu ve bulunması gereken parçaların da tedarik edilemediğini bu sebeple onarımının yapılamadığı ve değiştirilemeyeceğinin belirtildiğini, Oniki Şubat İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurduklarını, ancak konu itibarıyla görev alanına girmediğinin bildirildiği, bu sebeple söz konusu davayı açtıklarını ileri sürerek, ürünün aynı özelliklere sahip başka bir çamaşır makinası ile değiştirilmesi ya da bedeli olan 4,000 TL’nin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı


    Davalı, dava konusu cihazın garanti süresinin iki yıl olup, bu sürenin sona erdiğini, tüketicinin seçimlik haklarını kullanamacağını, sekiz yıl sonra ortaya çıkan arızaların ayıp kapsamında değerlendirilemeyeceğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.


    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; miktar itibariyle kesin olan hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması istemi ile temyiz edilmiştir.

    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun “Satış sonrası hizmetler” başlıklı 58 inci maddesinin altıncı fıkrasında; ” İthalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi hâlinde bakım ve onarım hizmetlerinin sunulmasından garanti süresi boyunca satıcı, üretici ve yeni ithalatçı müteselsilen sorumludur. Garanti süresi geçtikten sonra ise kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini üretici veya yeni ithalatçı sunmak zorundadır.” düzenlemesi bulunmaktadır.


    Somut olayda, dava konusu çamaşır makinasına ilişkin olarak yedek parça talebinde bulunulduğu iddia edilen tarih itibarı ile uygulanması gereken ve daha önce yürürlükte olan Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik ile benzer hükümler içeren, 13.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin “Üretici, ithalatçı ve satıcının sorumluluğu” başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Üretici veya ithalatçılar, yetkili servis istasyonlarının ayrı bir tüzel kişiliği olsa dahi, satış sonrası hizmetlerin sağlanmasından ve yürütülmesinden yetkili servis istasyonları ile birlikte müteselsilen sorumludur.” denildiği, beşinci fıkrasında ise; “İthalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi hâlinde mala ilişkin bakım ve onarım hizmetlerinin sunulmasından garanti süresi boyunca satıcı, üretici ve yeni ithalatçı müteselsilen sorumludur.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Garanti süresi bittikten sonra ise kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini üretici veya yeni ithalatçının sunması zorunludur.”düzenlemesi bulunmaktadır.


    Yine aynı Yönetmeliğin Ek 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince satış sonrası hizmet verilmesi zorunlu olan ürünler listesinde, çamaşır makinaları için kullanım ömrü süresinin 10 yıl olduğunun belirtildiği görülmektedir.


    Mevcut düzenlemeler yukarıda belirtildiği şekilde iken, mahkemece, çamaşır makinasının garanti süresinin Garanti Belgesi Yönetmeliğine göre 2 yıl olduğu ve çamaşır makinasının garanti süresinin geçtiği, 10 yıllık kullanılabileceği yönünde belgesinde belirtilmiş olduğu, ancak 10 yıllık süre içerisinde teknoloji değişimlerine bağlı parçaların üretilmesi yönünde herhangi bir taahhüt ve garantinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz talebinin, açıklanan bu nedenle kabulü gerekir.


    SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile, … 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 07.03.2019 tarih 2018/531 E., 2019/104 K. sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 01/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Trafik kazalarında müterafik kusur indirimi

    Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır.

    1. Konu hakķında Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2020/1029 E. , 2020/4939 K. Sayılı kararı incelenecek olursa

    “İçtihat Metni”
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R –
    Davacı vekili; olay tarihinde trafik (ZMSS) sigortası bulunmayan aracın karıştığı tek taraflı kazada araç römorkunda yolcu olarak bulunan davacı …’ın eşi, diğer davacıların annesi …’in vefat ettiğini belirterek, ıslahla birlikte toplam 77.910,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile davacı … için 891,18 TL, davacı … için 10.089,88 TL, davacı … için 11.450,50 TL, davacı … için 15.414,22 TL ve davacı …için 17.826,30 TL olmak üzere toplam 55.672,08 TL’den hatır taşımacılığı indirimi düşürülerek 41.754,06 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 14/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Araba Trafik Kazası Ölüm Yaralanma Tazminat Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı lehine alehe bozma yasağı nedeniyle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
    davalı vekilinin aşağıdaki (2)ve (3a-b) nolu bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

    2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

    Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK‘nın 43. maddesinde; hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; 44. maddesinde ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi, zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.

    (daha&helliip;)

Call Now