Etiket: gaziantep avukatları

  • Sözleşme Maddesinin Ahlaka Aykırı Olması

    Sözleşme Maddesinin Ahlaka Aykırı Olması

    Yargıtay

    15. Hukuk Dairesi


    Esas : 2011/5360

    Karar : 2012/5918

    Karar Tarihi : 01.10.2012
    “Yanlar arasında imzalanan 12832 yevmiye nolu sözleşme ile arsa sahibi O. B. ve yüklenici şirket tarafından imzalanan 18.06.1997 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde yüklenicinin işi yarım bırakması halinde yapı bedeli vs. talep edemeyeceği, yapılan inşaatı bilabedel arsa sahiplerine terk edeceği kararlaştırılmış ise de bu hüküm ahlak ve adaba aykırıdır.”

    Bu konu hakkındaki benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Sözleşmelerde Mücbir Sebep, Corona Virüs ( Covid-19 , Korona Virüs ) Salgınının Sözleşmelere Etkisi

    Sözleşmelerde Mücbir Sebep, Corona Virüs ( Covid-19 , Korona Virüs ) Salgınının Sözleşmelere EtkisiYargıtay11. Hukuk Dairesi
    Esas : 2014/13893Karar : 2014/19777Karar Tarihi : 15.12.2014 
    “İçtihat Metni”
    Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2014 tarih ve 2014/42-2014/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili; müvekkilinin İzmir Buca ilçesinde pizza restoranı açmak ve davalının alt franchiseni olabilmek için 31/12/2011 tarihli ”Beyan, kabul ve taahhütname” adı altında metin imzaladığını, 30/11/1011 tarihinde (sözleşme imzalamadan önce) davalının hesabına kontrat ön depositosu olarak 15.000 TL yatırdığını, davalının talebi üzerine müvekkilinin dükkan bulunmadan restoranda çalışacak personeli ayarladığını, düzenli maaş ödemelerini yaptığını, zorunlu eğitimlerini tamamladığını, ancak müvekkilinin bulduğu dükkanların davalı tarafından olumsuz karşılanması, davalının teklif ettiği dükkanların zarar ettiğinin öğrenilmesi sebebiyle açılacak dükkan hususunda anlaşamadıklarını, müvekkilinin iyi niyetine rağmen elinde olmayan sebeplerle dükkan açamadığını, 31/12/201 tarihi “Beyan, kabul ve taahhütname” başlıklı sözleşmedeki elinde olmayan mücbir sebeplerle Buca ilçesinde mecuru 3 aylık dönem içerisinde kiralayamayan franchisea nakit ödemiş olduğu 15.000 TL depozit bedelinin iade edileceği hükmüne istinaden deposit bedelinin tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibine davalı tarafından itiaz edildiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek haksız yapılan itirazın iptaline, takipin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, takibe dayanak yapılan belgenin sözleşme olamdığını, tek taraflı davacının taahhütlerini içerdiğini, müvekkiline herhangi bir sorumluluk ve yükümlülük yüklemediğini, davacının talebinin verilen eğitimden sonra işyeri açmaması nedeniyle eğitim için ödenen 15.000 TL bedelin iadesine ilişkin olduğunu, eğitim verilmediği yönünde iddiasının bulunmadığını, taahhütnamede bu bedelin eğitim progaramı için yapılacak masraf ve emek karşılığı olduğunun, hiçbir şekilde iadesinin talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, davacının dükkan açmamasında davalıya kusur yüklenemeyeceğini, takibe yapılan itirazın haklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, icra takibine itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediğinden davanın süresinde açıldığı, 31.12.2011 tarihli ”Beyan, kabul ve taahhütname” adlı belgede davalının imzası bulunmasa da taraflar arasında yapılan e-posta yazışmalarında belgenin davalı tarafından davacıya gönderildiği, davacı tarafından imzalanarak iade edildiği, belgenin sözleşme niteliğinde olduğu, sözleşmenin 1.b maddesi gereğince yapılan 15000 TL’lik ödemenin verilen eğitimin karşılığı olduğu veiadesinin istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin en son maddesinde tüm iyi niyetini göstermiş ancak einde olmayan mücbir sebeplerden dolayı Buca ilçesinde mecuru 3 aylık dönem içerisinde kiralayamayan franchiseya 15000 TL’lik depozitonun iade edileceği kararlaştırılmış ise de davacı için mücbir sebep sözkonusu olmadığı, sadece davalının şahsına bağlı nedenlerle kiralık işyeri bulunamaması hali söz konusu olduğundan verdiği parayı talep etme şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, sözleşme ile kararlaştırılan ve peşin ödenen eğitim giderinin iadesi için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar taahhütnamede eğitim programını başarı ile tamamlamış ve tüm iyi niyetini göstermiş fakat elinde olmayan mücbir sebeplerden dolayı Buca ilçesinde mecuru üç aylık dönem içerisinde kiralamayan franchisea nakit olarak 15000 TL iade edileceği kararlaştırılmış ise de, sözleşmede öngörülen mücbir sebebin deprem, sel, yangın gibi önlemeyen bir olaydan meydana gelmediği, davacının şahsına bağlı kişisel sebeplerle işyerini bulamadığı gerekçesiyle dava red edilmiştir. Ancak, mücbir sebep bir sorumluluğun yerine getirilmesini veya bir hakkın veya hukuksal imkanın veya kanuni bir avantajın kullanılmasını veya talep edilmesini, kısmen veya tamamen, geçici veya daimi surette engelleyen, bu niteliği dolayısıyla sorumluluğu kaldıran veya yerine getirilmesini, süresini ve vadesini geciktiren veya sorumluluğun niteliğini değiştiren, bir hakkın veya hukuksal imkanın veya kanuni bir avantajın kullanılmasına ilişkin sürelerin yeniden tanınmasını, sürelerin uzatılmasını veya eski hale iade edilmesini gerekli ve zorunlu kılan, kişinin önceden beklemediği, öngöremeyeceği ve tahmin edemeyeceği, beklese ve tahmin etse bile, kişilerin alabilecekleri her türlü tedbirlere rağmen meydana gelmesini engelleyemeyeceği, kişilerin tedbir alma ve ihmalde bulunmama yükümlülüklerini aşan nitelikte ve ağırlıkta olan, dıştan gelen, olağan üstü, olağan dışı ve mutad ve devamlı olanın dışında gerçekleşen nitelikte bir olay, olgu veya durumdur. Davacı, Buca ilçesinde iyi niyetle kiralık dükkan aradığını, hatta bir tanesini davalının onayına sunduğunu, davalının sesiz kalıp cevap vermediğini, davalının önerdiği yer konusunda da araştırma yaparak cirosunun düşük olduğunu bildirdiğini ve elinde olmayan sebeplerle başkaca kiralık yer bulamadığını iddia ederek buna dair de tanık beyanlarına delil olarak dayanmıştır. Bu durumda mahkemece davacının dükkan kiralama konusunda elinden gelen tüm gayreti göstermesine rağmen kiralama işlemini gerçekleştiremediğine yönelik tüm delillerinin toplanıp değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken mücbir sebebi sadece yangın, sel, deprem gibi doğa olaylarına bağlanması doğru görülmemiş; bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • SÖZLEŞMEDE YER ALAN BİR HÜKÜM DOLAYISIYLA SÜRESİ KENDİLİĞİNDEN UZAYAN SÖZLEŞME İÇİN DAMGA VERGİSİ ALINMAZ

    SÖZLEŞME DE YER ALAN BİR HÜKÜM DOLAYISIYLA SÜRESİ KENDİLİĞİNDEN UZAYAN SÖZLEŞME İÇİN DAMGA VERGİSİ ALINMAZ

    Danıştay

    9. Daire


    Esas : 2015/9652

    Karar : 2017/8904

    Karar Tarihi : 6.12.2017
    İstemin Özeti : Davacı adına, İstanbul Atatürk Havalimanında çeşitli alanlarda faaliyet gösteren diğer firmalarla imzaladığı alan tahsis sözleşmelerine dair olarak ihtirazi kayıtla verilen damga vergisi beyannamesine dayanılarak 2014/Nisan dönemi için tahakkuk ettirilen damga vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 7. Vergi Mahkemesi’nin 29/05/2015 tarih ve E:2014/1373, K2015/1670 Sayılı kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.


    Cevabın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
    Tetkik Hakiminin Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.


    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:
    KARAR : Davacı adına, İstanbul Atatürk Havalimanında çeşitli alanlarda faaliyet gösteren diğer firmalarla imzaladığı alan tahsis sözleşmelerine dair olarak ihtirazi kayıtla verilen damga vergisi beyannamesine dayanılarak 2014/Nisan dönemi için tahakkuk ettirilen damga vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.


    488 Sayılı Damga Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde, bu Kanuna ekli ( 1 ) sayılı tabloda yazılı kağıdarın damga vergisine tabi olduğu, Kanundaki kağıt teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği, 2. maddesinde, vergiye tabi kağıtların mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına dair mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu, 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar veya nispette vergi alınacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Damga Vergisi Kanununa ekli ( 1 ) sayılı tablonun “I-Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı bölümünde, mukavelenamelerin de damga vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.


    Dosyanın incelenmesinden; havalimanı terminal işletmeciliği faaliyeti ile iştigal eden davacı şirketin, İstanbul Atatürk Havalimanında çeşitli alanlarda faaliyet gösteren diğer firmalarla imzaladığı bir yıl süreli alan tahsis sözleşmelerinin her birinin “Tahsisin Konusu ve Kapsamı” başlıklı 2. maddesinin “Tahsis Süresi” alt başlıklı 2.2. bendine konulan “yeni dönem için yenilememe ihbarında bulunulmadığı takdirde tahsis süresi, tahsis bedeli hariç olmak üzere aynı hüküm ve koşullarla 1 ( bir ) yıl daha uzayacaktır” şeklindeki madde gereği, yenilememe ihbarı bulunulmaması durumunda müteakip yılda söz konusu sözleşmelerin süresinin kendiliğinden uzaması sebebiyle davacı şirket tarafından söz konusu alan tahsis sözleşmelerine dair olarak ihtirazi kayıtla verilen damga vergisi beyannamesine dayanılarak tahakkuk ettirilen damga vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada vergi mahkemesince; sözleşmelerin taraflarınca sözleşme sürelerinin bitiminden 30 gün önce ihbarda bulunmamak suretiyle müteakip yıl için yeni bir sözleşmenin kurulmuş olacağı ve hükümlerinden yararlanılmaya devam olunan yeni sözleşmeler için yapılan damga vergisi tahakkukunda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.


    Uyuşmazlığın esasını, yeni bir sözleşme imzalanmadan ya da eski sözleşme üzerine herhangi bir şerh konulmadan kendiliğinden veya sözleşmedeki bir hüküm dolayısıyla sözleşmenin süresinin uzaması durumunda süresi uzayan sözleşme için yeniden damga vergisinin doğup doğmayacağı hususu oluşturmaktadır.

    İşçi Ağır İş Kontrat Sözleşme İş Sözleşmesi İşveren Hukuk İşçi Davası İş Davası İşten atılma iş akdinin feshi İş Kazası İş Güvenliği İşçi Tazminat Fazla Mesai Kıdem İhbar Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatıYukarıda anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, damga vergisinin doğması için öncelikle kanunda belirlenmiş bir kağıt veya elektronik ortamda düzenlenmiş bir belge ya da veri olması, bu kağıt, belge ya da verinin imzalanmış olması ya da imza yerine geçecek bir işaret konmuş olması gerekmekte olup, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesi durumunda ise sadece bu kağıtların yenilenmesine dair mektup ve şerhlerin damga vergisine tabi olduğu düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.


    Damga Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde şerhlerden bahsedilmekle birlikte mektup ve şerhin yasal tanımı yapılmamıştır. Şerh; bir anlatım veya yorumlama, bir şeyi açıklamak amacıyla bir kağıda yazılmış olan ifade olarak tanımlanabilir. Şerh yazılı olan bir kağıdın, herhangi bir yerine, boşluğuna konulabilir. Önceden düzenlenmiş bulunan kağıdın altına veya arkasına bir boşluğa, bu kağıdın hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına dair şerh konulması halinde bu kağıt damga vergisine tabi olur.


    Olayda, davacı şirketin imzalamış olduğu alan tahsis sözleşmelerinde yer alan “yeni dönem için yenilememe ihbarında bulunulmadığı takdirde tahsis süresi, tahsis bedeli hariç olmak üzere aynı hüküm ve koşullarla 1 ( bir ) yıl daha uzayacaktır” şeklindeki maddenin, yukarda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar karşısında damga vergisine konu kağıdın hükümlerinin yenilenmesine dair kağıda konulmuş bir şerh olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle, sözleşmede bulunan bu hüküm gereğince süresi kendiliğinden uzayan sözleşmenin 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununun aradığı anlamda damga vergisine tabi bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceği, aksi düşüncenin, verginin kanuniliği ilkesine aykırı olarak kanunda yazılı olmayan bir durumun yorum yoluyla genişletilerek vergi alınmasına yol açacağı sonucuna ulaşılmıştır.


    Bu durumda, davacı şirketin imzalamış olduğu içerdiği bir madde uyarınca süresi kendiliğinden uzayan alan tahsis sözleşmeleri için yapılan davaya konu damga vergisi tahakkukunda hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından aksi gerekçe ile davanın reddine karar veren vergi mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.


    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 7. Vergi Mahkemesi’nin 29/05/2015 tarih ve E:2014/1373, K2015/1670 Sayılı kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Bu konu hakkındaki benzer makalelerimiz için tıklayın

  • TAZMİNAT ALACAKLARINDA İHTİYADİ TEDBİR KARARI ALINAMAZ

    İstanbulBölge Adliye Mahkemesi8. Hukuk Dairesi
    Esas : 2020/1368Karar : 2020/3151Karar Tarihi : 13.7.2020
    DAVA : Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi ara kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
    GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
    KARAR : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 25/10/2018 tarihli trafik kazası sonucunda vekil edenlerinden …’in oğlu, diğer davacıların da kardeşi olan n hayatını kaybettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla davacı anne … için 10.000,00-TL maddi ve 200.000,00-TL manevi, diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 20.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ayrıca kazanın oluşumunda kusuru bulunan davalı araç sürücüsü … ile araç işleteni olan davalı …’nun mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep edilmiştir. Mahkemece, bu istem değerlendirilerek 25/10/2019 tarihli ara kararı ile; mevcut delil durumuna göre üzerine tedbir konulması talep olunan davalılara ait mal varlığının somut dava yönünden uyuşmazlık konusu bulunmadığı, dolayısıyla HMK’nun389/1 maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekilinin istinaf sebepleri; ihtiyati tedbir şartlarının oluşmuş olmasına rağmen talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu hususuna ilişkindir. Dava, trafik kazası sonucunda meydana gelen ölüm olayına bağlı olarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.HMK’nun 389. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Bu yasal düzenlemeye göre ihtiyati tedbir kararının ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilmesi mümkün olup, davanın konusunu oluşturmayan hususların anılan madde kapsamında ihtiyati tedbir kararına konu olması mümkün değildir. İİK’nun 257 ve devamı maddelerinde ise ihtiyati haciz ayrıca düzenlenmiştir. Somut olayda üzerine ihtiyati tedbir konulması istenilen davalılara ait mal varlıklarının mülkiyeti husunda ihtilaf bulunmayıp, alacak para alacağına ilişkindir. Bu nedenle, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık tespit edilemediğinden;davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
    SONUÇ : Gerekçe uyarınca;1-Yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan mahkeme ara kararına yönelik olarak davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK.m.353/1-b/1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılardan karar tarihi itibariyle alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf başvurma harçlarının peşin olarak alındığı anlaşıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerlerinde bırakılmasına,HMK. m.353/1-b/1 hükmü uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK.m.362/1-f gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.

  • Taşınmaz Üzerindeki Ortaklığın Satış Yolu İle Giderilmesine İlişkin Yargıtay Kararı

    Taşınmaz Üzerindeki Ortaklığın Satış Yolu İle Giderilmesine İlişkin Yargıtay KararıÖzet : Kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda, 12. maddedeki belgeleri de tamamlattırıp taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir.
    Yargıtay14. Hukuk Dairesi
    Esas : 2016/12510Karar : 2020/278Karar Tarihi : 13.01.2020 
    “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi
    Davacı tarafından, davalılar aleyhine 10/12/2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02/02/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    KARAR
    Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.Davacı, dava konusu 3115 ada 52 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar, dava konusu taşınmazdaki ortaklığın kat mülkiyeti kurulmak suretiyle aynen taksim yolu ile giderilmesi gerektiğini savunmuşlardır.Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.Hükmü, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda, 12. maddedeki belgeleri de tamamlattırıp taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir.Dosya içerisindeki belge ve delillere göre dava konusu 3115 ada 52 parsel sayılı taşınmazın tapuda davacı ve davalılar adlarına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine uygun olarak, üzerinde kat mülkiyeti kurulmasına elverişli yapı bulunan ortak taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilmesi için üzerindeki yapının mimari projesine uygun biçimde tamamlanmış ya da projesi olmamakla birlikte fiili durumuna göre çizdirilmiş imara ve fenne uygunluğu ilgili makamca onaylanmış projesinin olması, bağımsız bölümlerinin başlı başına kullanmaya elverişli bulunması (m.1), yapının tümünün kargir olması (m. 50/2) ve her paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmesi, ayrıca 12. maddede yazılı belgelerin (belediyeden onaylı proje, yapı kullanma belgesi ve yönetim planı) tamamlattırılması gerekmektedir. Bu koşulların gerçekleşmesi durumunda Kanunun 10. maddesinin son fıkrası hükmü gereğince taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilecek ve açılan davada ortaklığın bu yöntemle giderilmesine karar verilebilecektir.Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin mevcut olduğu durumlarda hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun kat mülkiyeti kurulması isteyen tarafa tamamlattırılması gerektiği kabul edilmektedir.Somut olayda da mahkemece öncelikle davaya konu taşınmaz üzerindeki yapının onaylı projesinin ve sonradan değişiklik yapılmış ise buna ilişkin tadilat projesinin mevcut olup olmadığı taraflara ve ilgili belediyeye sorulup etraflıca araştırılmalı, proje mevcut değilse, ilgili belediyeden alınacak ön bilgiye göre yapının mevcut haliyle imar mevzuatına ve bulunduğu yerin imar durumu ile fenne aykırılık oluşturmadığı veya imara ya da projeye aykırılıklar giderildiği takdirde onay verilebileceğinin saptanması durumunda, öncelikle aykırılıkların giderilmesi daha sonra yapının fiili durumunu yansıtan projenin hazırlattırılıp, ilgili imar müdürlüğünün onayının ve buna bağlı olarak oturma izin belgesinin alınması, ayrıca Kat Mülkiyeti Kanununun 12. maddesinde sayılan diğer belgelerin tamamlattırılması için kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı tarafa yetki ve yeterli süre verilmesi, bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde de; dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün (konumu, yüzölçümü, kullanım amacı ve eklentileri yerinde incelenip irdelenerek) değeri ve bu değere göre özgülenecek arsa payı uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp varsa fiili taksime göre, taksim yoksa çekilecek kura ile önce her paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölümlerin pay oranları da gözetilmek suretiyle yine kura ile paydaşlara özgülenerek, gerekiyorsa bedel farkı nedeni ile ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle payların denkleştirilmesi, yönetim planı gibi belgeleri paydaşların (tanınan süreye rağmen) imzalamaktan kaçınması halinde bunların imzalanmış sayılması suretiyle sonra kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesine, belirtilen koşulların oluşmaması durumunda ancak, satışa karar verilmesi gerekir.Yukarıda belirtilen araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.01.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.

  • Taşınmaz Sahibi ile Emlakçı Arasında Sözleşme Olması Gerekmez

    Taşınmaz Sahibi İle Emlakcı Arasında Sözleşme Olması Gerekmez

    Yargıtay 

    13. Hukuk Dairesi

    Esas : 2018/4222 Karar : 2018/8715 Karar Tarihi : 27.09.2018
    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    Karar : Davacı, emlakçı olduğunu, davalı ile dükkan satımına ilişkin 5.11.2014 tarihli komisyon sözleşmesi imzaladıklarını, davalının taşınmazı yetkilisi olduğu … Elektrik Ltd. Şti. adına satın aldığını, noter aracılığı ile çekilen ihtara rağmen sözleşme gereği hakettiği 25.500,00 TL komisyon ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, 25.500,00 TL’nın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.Davalı, davacı emlakçının yetkili olmadığını, taşınmazın başka emlakçı ile imzalanan komisyon sözleşmesi ile satın alındığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Dava, tellallık sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin olup, davacı, davalının taşınmazı satın almasına rağmen komisyon ücretini ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise, davacı emlakçıya mal sahibi tarafından yetki verilmediğini savunmuş, mahkemece, davacı ve davalı arasında dükkan satımına ilişkin tellallık sözleşmesi yapılmış ise de, davacı emlakçının yetkili olmadığı, taşınmazın maliki ile arasında bir sözleşme olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Davacı emlakçı ile davalı alıcı arasında 05.11.2014 tarihinde imzalanan komisyon sözleşmesinde mal sahibi olarak …’in gösterildiği, taşınmazın … Narin’in kooperatif üyeliğinde iken davalının yetkilisi olduğu şirkete devredildiği ve kooperatif yönetim kurulunun kararı ile devir talebinin kabul edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tellallık sözleşmesinin geçerli olması için tellalın mal sahibi ile aralarında sözleşme bulunması şart değildir. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri geçerli olup mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Bu konu hakkında benze makaleler için tıklayın

  • Taşınmazın Satış Bedelinin Tapu Devri Sırasında Ödeneceğine İnandırılıp, Temlik Yapıldığı Halde Satış Bedelinin Ödenmemesi

    Taşınmazın Satış Bedelinin Tapu Devri Sırasında Ödeneceğine İnandırılıp, Temlik Yapıldığı Halde Satış Bedelinin ÖdenmemesiÖzet : Hile.. Taşınmazın satış bedelinin Tapu devri sırasında ödeneceğine inandırılıp, temlik yapıldığı halde satış bedelinin ödenmemesi… “bedelin ileri tarihlerde ödeneceğine dair taraflar arasında bir anlaşma bulunmamakta, hemen ödeneceği yönünde davacıda bir kanı uyandırılarak kayıt maliki bir oldu bittiye getirilerek temlikin sağlandığı görülmektedir. Öyleyse, davacının hileye maruz bırakılmadığını söyleyebilme olanağı yoktur.

    Ayrıca, bedelin ödenmediği diğer deliller ile kanıtlanmış iken, mahkemece yemin deliline dayanılarak esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken.”

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    T.C.Yargıtay

    1. Hukuk Dairesi

    Esas : 2016/8343

    Karar : 2019/2469

    Karar : 08.04.2019
    “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİDAVA TÜRÜ : TAPU İPTAL VE TESCİL – BEDEL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; KARAR
    Dava tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.

    Davacı, … parsel sayılı taşınmazdaki payını satılığa çıkardığını, satış işlemlerini yürütmesi için bir emlakçı ile anlaştığını, davalı ile satış konusunda emlakçının huzurunda alım-satım ve komisyon sözleşmesi imzaladıklarını, 21.01.2014 tarihinde tapu dairesinde temlik işleminin yapıldığını, davalının satış bedelini hileli davranışlarla tapu dairesinde vermediğini, çıkışta emlakçıda ödeme yapacağını söylediğini ancak emlakçıya gelmediğini, birkaç gün çeşitli bahanelerle kendisini oyaladıktan sonra telefonda kendisine hakaret ve tehdit ettiğini, bunun üzerine davalı hakkında … Cumhuriyet Savcılığı’nın 2014/ 11382 soruşturma sayılı dosyasında şikayetçi olduğunu, davalının taşınmazın devrini üzerine almasına rağmen hileli davranışlarla satış bedelini ödemediğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescile, olmadığı takdirde satış bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı, dava konusu taşınmazın anlaşılan satış bedeli olarak davacıya komisyon anlaşması düzenlendiği sırada 5.000 TL, tapuya müracaat edip işlemlere başladıklarında 25.000. TL ve tapu işlemleri sırasında bakiye 52.500 TL ödediğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, yemin eda edilen davada iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Hatada yanılma, hilede yanıltma söz konusudur. Taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir.

    Anılan husus resmi belgeler yönünden de Türk Medeni Kanununun 7/2 maddesinde dile getirilmiştir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.Somut olaya gelince; davacının taşınmazını gerçekten satma iradesinin bulunduğu emlak sözleşmesi düzenlenerek kaporo verildiği bakiye bedelin tapuda işlem sırasında ödeneceğinin kararlaştırıldığı, tapuya işlem için gidilirken davalının eşinin satış bedelini kendisinde olduğunu söyleyerek intikal işleminin gerçekleştiği, işlem sonrası satış bedelinin ödeneceğini söylendiği ancak ödemediğinin tanık anlatılmalarıyla tespit edildiği davacının hileli davranışlarla aldatıldığından taşınmazın bedelini almadan temlik ettiği, akdin yapıldığı odanın kamera kayıtlarında davalının semeni ödediğinin görülmediği, akit tanıklarının da semenin ödenmediğini beyan ettikleri, her ne kadar davalı tarafından satış bedelinin ödendiği belirtmiş ise de, bunun yazılı bir belge ile kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, satış bedeli (semen) satışın asli unsurlarından birisidir.

    Semen ödeneceği düşüncesi uyandırılarak taşınmazın mülkiyetinin naklinin sağlanması ve ondan sonra semenin ödenmemiş olması yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde iradeyi fesada uğratan sebeplerin gerçekleştiğinin kabulünü gerektirir.Bir başka ifade ile, elbetteki taraflarca bedelin yani semenin sonra ödeneceği kararlaştırılabilir. Böylesi bir durumda Borçlar Kanununun 893. maddesi hükmü uyarınca satış bedeli üzerinden ipotek tesisi mümkün bulunduğu gibi, Borçlar Kanununun 217. maddesi delaletiyle 211. maddesi hükmü gereğince bedel ödenmediği takdirde taşınmazın mülkiyetinin iade edileceğine dair ihtirazi kayıt konulabilir. Böylesi bir olgu tapunun iptali ile eski malike intikaline olanak sağlar ise de, koşulsuz olarak bedelin sonradan ödenmesi taraflarca kararlaştırılmış ise satıcının hakkı bedel olup, ödenmemesi halinde yasal yollara müracaat ederek tahsili sağlanabileceğinden ödememe tapu iptal ve tescilin hukuki nedenini teşkil etmez.

    Oysa somut olayda; bedelin ileri tarihlerde ödeneceğine dair taraflar arasında bir anlaşma bulunmamakta, hemen ödeneceği yönünde davacıda bir kanı uyandırılarak kayıt maliki bir oldu bittiye getirilerek temlikin sağlandığı görülmektedir. Öyleyse, davacının hileye maruz bırakılmadığını söyleyebilme olanağı yoktur.Ayrıca, bedelin ödenmediği diğer deliller ile kanıtlanmış iken, mahkemece yemin deliline dayanılarak esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir.Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Bu konuhakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Sorularla Arabuluculuk Nedir ?

     Arabuluculuk Nedir ?

    – Gaziantep AvukatAlternatif çözüm yollarından biridir. Tarafsız bir kişi olan arabulucu, ortaya çıkmış bir uyuşmazlık hakkında taraflara bir anlaşmaya varmaları için yardım sağlar.Arabuluculuk;

    ♦gönüllü,

    ♦bağlayıcı olmayan

    ♦interaktif bir uyuşmazlık çözümü sürecidir.


    Hangi Uyuşmazlıklar Arabuluculuk Yoluyla Çözümlenebilir? 6325 sayılı “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu” kapsamında tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği tüm konularda (kamu düzenini ilgilendirenler hariç olmak üzere) arabuluculuk yoluna başvurulabilir. Taraflar kamu düzenini ilgilendirmeyen ve cebri icraya elverişli konularda arabulucuya gidebilirler. Tarafların sözleşme konusu yapamayacakları konularda arabuluculuk mümkün değildir.Bu kapsamda aşağıda oldugu gibi gösterilen alanlarda arabuluculuk çözüm yöntemi -İHTİYARİ OLARAK – hali hazırda uygulanmaktadır.

    ♦İş Hukuku ile ilgili uyuşmazlıklar

    ♦Telif hakkından kaynaklı uyuşmazlıklar

    ♦Maddi-Manevi tazminat davaları

    ♦Borç ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar

    ♦Kiralamaya ilişkin uyuşmazlıklar

    ♦ Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar

    ♦Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklar

    ♦Ticari ortaklıktan ayrılma

    ♦Tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar

    ♦Aile hukuku

    ♦Diğer davalar

    Uzman Arabulucu Avukat Abdulkadir AKILLAR Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatıArabuluculuk Yoluna Neden Başvurulmalıdır, Avantajları Nelerdir? 

    1.)Arabuluculuk tercih edildiğinde, taraflar dava yoluna gitmeden arabuluculuk yoluna başvurduğunda, uyuşmazlığın neden olduğu maliyet düşer ve kar sağlanır.

    2.)Ayrıca iş ilişkilerinin geleceğine ilişkin yürüttüğünüz tahminler hatalar içerebilir.Senaryo daha iyi ya da daha kötü olabilir. Arabuluculukta ise senaryoya müdahale edebilirsiniz.

    3.)Sorun çıktığında, soruna yoğunlaşan girişimciler ve işletme sahipleri zaman kaybına uğrayacaktır bu sorundan psikolojik olarak da etkilenecektir. Arabuluculukta ise kısa sürede bu sorunu geride bırakarak yoluna devam edebilecek ve diğer işlerine yoğunlaşabilecektir. Yargılamalar 3-4 yılı bulabilirken, artık istinaf kanun yolunun devreye girmesiyle yargılama sürecinin daha da uzama ihtimali ile karşı karşıyayız. Ticaret hayatında ve gündelik hayatta zamanın önemi gelişen ve hızlanan dünyayla aşikar hale gelmiştir. Arabuluculuk yolunun daha kısa sürede sonuç vermesi iki tarafın da yararınadır elbette.

    4.)Arabuluculuk, dava yoluna kıyasla daha barışçıl ve taraflar açısından daha uyumlu bir çözüm yoludur. Yani sorun ortaya çıktığında ilişki seviyemizi değiştirmek isteyip istemediğimiz önem taşıyor. Neticede, anlaşmazlığın çözülmesi için dava her zaman açılabilir. Fakat ilişkimizin bozulmasını istemiyorsak veya  hemen sonuca ulaşmak istiyorsak, önce arabuluculuk yolunu denememiz gerekiyor

    .5.)Arabuluculuk iradidir. Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak ve bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler.

    6.)Yargılama söz konusu olduğunda taraf menfaatlerinin ne ölçüde karşılanacağı belirsizdir. Arabuluculuk yolunda taraflar süreç içerisinde daha fazla etkiye ve söz hakkına sahiplerdir uyuşmazlığın çözümüne etkileri daha fazla olabilmektedir, sonucu beklentilerine ve isteklerine göre şekillendirme şansları daha fazladır.

    7.)Dünyanın gelişmesine ve karmaşıklaşmasına paralel olarak ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklar da karmaşıklaşmaktadır. Bu değişime ve karmaşıklığa adapte olabilmek de her geçen gün hayati hale gelmektedir. . Bu noktada arabuluculuk hızlı ve efektif sonuç vermesi bakımından, ticari hayattaki geleceğe ilişkin belirsizliği ve riskleri azaltmaktadır. Bu sayede değişime kolayca adapte olunabilmektedir.

    8.)Arabuluculuktan bahsettiğimizde tarafların hak ve özgürlüklerinin korunduğu, hızlı bir süreçten bahsediyoruz. Arabuluculukta müzakere süreci; güvenilir, nötr, konu hakkında uzman, taraflarla birebir irtibat halinde tarafsız bir kişi tarafından yönetilir. Burada her iki tarafın hak ve özgürlükleri gözetilir.

    Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - AvukatıArabuluculuğun En Önemli Özelliklerinden Birisi Gizliliktir, Peki Gizlilik Nasıl Sağlanır? 

    Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya başka bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler  diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. Bu gizlilik yükümlülüğü tarafları ve toplantıya katılan diğer kişileri de bağlar. Arabuluculuk faaliyeti sırasında fotoğraf çekilemez, ses ve görüntü kaydı yapılamaz.Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda;

    1.)Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteğini,

    2.)Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifleri,

    3.)Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulünü

    4.)Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz. Bu beyan ve belgelerin açıklanması mahkeme, hakem ve herhangi bir idari makam tarafından talep edilemez, delil olarak sunulsa dahi hükme esas alınamaz. Gizlilik yükümlülüğüne aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişi altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    Arabuluculuk yolu şirketlerin marka değerini korumasına da katkı sağlar. Kamuya açık ve zaman zaman rahatsız edici olabilecek mahkeme salonlarına kıyasla oldukça nettir arabuluculuğun gizliliği.

    İhtiyari Arabuluculukta Sürelerin Durumu Nedir?

     6325 sayılı Arabulucuk Kanunu’na göre;MADDE 13 : (1) Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir. ‘’Uyuşmazlıkta doğrudan dava açılabileceği gibi dava açmadan veya açıldıktan sonra “ihtiyari olarak” arabulucuya başvurmak mümkün. Arabuluculuk Kanunu madde 16/2’ye göre başvuruda, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmıyor.


    Dava açılmadan önce arabulucuya başvuru halinde, arabulucuk süreci; tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.


    Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru halinde ise, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren süreç işlemeye başlar.


    Arabuluculuk Görüşmeleri Sonunda Alınan Kararın Hukuki Niteliği Nedir?

     Taraflar dava açmadan  önce yürütülen arabuluculuk sürecinin sonunda bir anlaşmaya varırlarsa bu anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, Sulh Hukuk Mahkemesinden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilâm niteliğinde belge sayılır.Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.Taraflar arabuluculuk sonucunda verilen kararı, herhangi bir masrafa tabi olmaksızın, sadece maktu olarak harç ödeyerek mahkeme nezdinde onaylatırlar.

    Bu onaylatmadan sonra, ilgili karar mahkeme kararı niteliğini kazanır. Bunun dışında herhangi bir yargılama gideriyle karşılaşmazlar. Bu bakımdan arabuluculuk yolu, dava yoluna kıyasla çok daha az masraflıdır. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.

    Arabuluculuğun Başarılı Olma İhtimali Nedir? 

    Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın istatistiklerine göre arabuluculuk yoluna giden uyuşmazlıklar %98’e varan oranla anlaşma ile sonuçlanmaktadır.

    Bu konu hakkındaki makalelerimiz için tıklayın

  • TAŞINMAZIN BORÇLUNUN BANKADAN KULLANDIĞI DİĞER KREDİLERİN DE TEMİNATI OLDUĞU YÖNÜNDEKİ KAYIT YANILTICI MAHİYETTE OLUP TÜKETİCİ BORÇLU AÇISINDAN YAZILMAMIŞ SAYILIR

     Bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerinde aleyhine şikayet olunan banka tarafından konut finansmanı kredisinden kaynaklı ipotek tesis edilmiş ve ödenmeyen konut kredisi nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılarak satış gerçekleşmiştir. Bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin konut finansmanı kredisinin teminatı olduğu tartışmasızdır. İpotek aktinde “Taşınmazın borçlunun bankadan kullandığı diğer kredilerin de teminatı olduğu” yönündeki kayıt yanıltıcı mahiyette olduğundan tüketici olan borçlu açısından yazılmamış sayılması gereken bir kayıttır.
    Yargıtay23. Hukuk Dairesi
    Esas : 2016/6025Karar : 2020/363Karar Tarihi : 23.01.2020
    SIRA CETVELİNİN İPTALİ İSTEMİNDE YANILTICI KAYIT – Bedeli Paylaşıma Konu Taşınmaz Üzerinde Aleyhine Şikayet Olunan Banka Tarafından Konut Finansmanı Kredisinden Kaynaklı İpotek Tesis Edildiği – Ödenmeyen Konut Kredisi Nedeniyle İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle Takip Yapılarak Satışın Gerçekleştiği – Bedeli Paylaşıma Konu Taşınmaz Üzerine Konulan İpoteğin Konut Finansmanı Kredisinin Teminatı Olduğu – İpotek Aktinde “Taşınmazın Borçlunun Bankadan Kullandığı Diğer Kredilerin de Teminatı Olduğu” Yönündeki Kaydın Yanıltıcı Mahiyette Olduğu – Tüketici Olan Borçlu Açısından Yazılmamış Sayılması Gereken Bir Kayıt Olduğu
    TAŞINMAZIN BORÇLUNUN BANKADAN KULLANDIĞI DİĞER KREDİLERİN DE TEMİNATI OLDUĞU YÖNÜNDEKİ KAYIT YANILTICI MAHİYETTE OLUP TÜKETİCİ BORÇLU AÇISINDAN YAZILMAMIŞ SAYILMASI GEREKTİĞİ – Bedeli Paylaşıma Konu Taşınmaz Üzerinde Aleyhine Şikayet Olunan Banka Tarafından Konut Finansmanı Kredisinden Kaynaklı İpotek Tesis Edildiği – Ödenmeyen Konut Kredisi Nedeniyle İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle Takip Yapılarak Satışın Gerçekleştiği – Bedeli Paylaşıma Konu Taşınmaz Üzerine Konulan İpoteğin Konut Finansmanı Kredisinin Teminatı Olduğu – İpotek Aktinde “Taşınmazın Borçlunun Bankadan Kullandığı Diğer Kredilerin de Teminatı Olduğu” Yönündeki Kaydın Yanıltıcı Mahiyette Olduğu
    Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davada şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dava incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    KARAR
    Asıl davada şikayetçi vekili, borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile şikayet olunan banka tarafından takip başlatıldığını, şikayetçi şirket lehine 2. derece ipotek şerhi mevcut olduğunu, taşınmazın ihalede satıldığını ve dava alacağı dışında 67.215,62 TL kaldığını, bu bedelin şikayetçi alacağına istinaden ödenmesi gerekirken, şikayet olunan bankaya verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini istemiştir.
    Birleşen davada şikayetçi vekili, taşınmaz satışından artan 67.215,62 TL’nin, şikayte olunan bankanın doğmuş ve doğacak borçlarının tamamının teminatını teşkil ettiğinden bahisle şikayet olunana ödenmesine karar verilmesine dair 01.10.2015 ve 12.10.2015 tarihli müdürlük kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Şikayet olunan vekili, ipoteğin doğmuş ve doğacak tüm borçlaron teminatını teşkil etmek üzere 292.500,00 TL bedelle limit ipoteği olarak kurulduğunu savunarak şikayetin reddini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şikayet olunan lehine kurulan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, üst sınır ipoteğinin ileride doğacak ve doğması muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği için bu belirsizliğin ilerde getireceği sorunları önlemek amacı ile taşınmazın bu belirsiz borca azami ne kadar miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda bir limitle belirlendiği, takibe dayanak ipotek akit tablosunda “..açılmış ve açılacak konut finansmanı kredileri, tüketici kredileri ve her türlü krediler nedeni ile borçlunun alacaklı bankaya doğmuş ve doğacak tüm borçlarından..292.500,00 TL’ye kadar olan kısmının…” teminatı amacı ile 1. derece üst sınır ipoteği kurulduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
    Karar, asıl ve birleşen davada şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerinde aleyhine şikayet olunan banka tarafından konut finansmanı kredisinden kaynaklı ipotek tesis edilmiş ve ödenmeyen konut kredisi nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılarak satış gerçekleşmiştir.
    Bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin konut finansmanı kredisinin teminatı olduğu tartışmasızdır. İpotek aktinde “Taşınmazın borçlunun bankadan kullandığı diğer kredilerin de teminatı olduğu” yönündeki kayıt yanıltıcı mahiyette olduğundan tüketici olan borçlu açısından yazılmamış sayılması gereken bir kayıttır.
    Bu durumda bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine konulan ipotek bedeli dışında borçlunun bankadan kullandığı diğer kredilerin ipotek kapsamında sayılması ve bu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • Taşınmaz İle İlgili En Genis Kapsamda Vekaletname Metni

    Taşınmaz İle İlgili En Genis Kapsamda Vekaletname MetniTAŞINMAZ ALIM
    Adıma T.C. hudutları dahilinden dilediği zaman, dilediği bedel ve koşullarda, dilediği gerçek veya tüzel kişilerden, hisseli veya hissesiz, ipotekli veya ipoteksiz, üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti bulunan veya bulunmayan, üzerinde haciz kaydı olan veya haciz kaydı olmayan, üzerinde takyidat olan veya takyldat olmayan, taşınmaz mallar, bağımsız bölümler satın almaya, satış bedellerini ödemeye, verilecek ferağ takrirlerini ilgili tapu sicil müdürü veya yetkili memur huzurunda kabule, tapu defteri ve sicillerini ve tüm belgelerini imzalamaya, tescil talebinde bulunmaya, tapu senetlerini almaya, elbiriği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunmaya, gerektiğinde tapu idaresine başvurarak elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülebilmesi için diğer mirasçılara tebligat yapılmasını talep etmeye, tebligat masraflarını ödemeye, hissedarlık esaslarını kabule, gerektiğinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi yolu ile adıma taşınmazlar almaya, sözleşmelerini dilediği şekil ve koşullarda noterliklerde tanzim ve imzalamaya, icabında feshe, ilgili tapu siciline şerh verdirmeye, her nevi harç vergilerini ödemeye, iade edilecek kısımlarını geri almaya, icabında lehime yapılacak taşınmaz mal satıslarını kabule, tapu defteri ve sicillerini imzalamaya, 634 SAYILI KAT MÜLKİYETİ YASASI gereğı liste beyanı, yönetim planı, proje, kroki ve plan tanzimine, gerektiğinde bunları düzeltmeye, kat irtifakını kat mülkiyetine çevirmeye, tescilini yaptırmaya, iskan ve kullanma izinlerini almaya, satın alınacak taşınmaza elektrik, su, doğalgaz bağlatmaya, sözleşmelerini ilgili Belediyeler, idareler, şirketler ve kurumlar önünde tanzim ve imzaya, beyanname, muvafakat ve dilekçeler vermeye, ayrıca bu taşınmaz ile ilgili hak ve menfaatlerimi korumaya, üçüncü şahıslara her türlü ihtar ihbar keşide etmeye, bu hususlarda yapılması ııereken her türlü iş ve işlemleri bilumum Resmi ve Özel kurum ve kuruluşlarda yapmaya, takip etmeye ve imzası ile neticelendirmeye,her türlü miras işlemlerinden kaynaklı intikalleri yapmaya yaptırmaya ve intikal islemleri için gerekli harç ve masrafları ödemeye , bunlardan kaynaklı harç ve masraf iadelerini adıma tahsil etmeye, 
    TAŞINMAZ SATIŞ
    Sahibi ve hissedarı bulunduğum veya bulunacağım T.C. hudutları dahilinde bulunan bilumum taşınmazdaki/taşınmazlardaki hak ve hisselerimin miras payım nedeniyle adıma intikal etmiş veya edecek taşınmazlar da dahil olmak üzere  tamamını veya bir kısmını dilediği bedel ve koşullarla toptan veya parça parça, hisseli veya hissesiz, ipotekli veya ipoteksiz olarak dilediği gerçek veya tüzl!I kişilere satmaya, satış bedellerini almaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya, ilgili tapu sicil müdürü veya yetkili tapu memuru huzurunda kesin ferağ takrirlerini vermeye, tescil talebinde bulunmaya, tapu defteri ve sicilini ve belgelerini imzalamaya, elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunmaya, gerektiğinde tapu idaresine başvurarak elbirliği halindeki mülkiyetin  paylı mülkiyete dönüştürülebilmesi için diğer mirasçılara tebligat yapılmasını talep etmeye, tebligat masraflarını ödemeye, hissedarlık esaslarını kabule, Noterliklerde SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ yapmaya ve imzalamaya, sözleşme koşullarını ve cezai şartlarını dilediği şekilde tespite, gerektiğinde sözleşmeyi fesih etmeye, değişiklikler yapmaya, yanlışlıkları düzeltmeye, satış vaadi sözleşmesinin tapu siciline şerh verilmesi hususunda izin ve yetki vermeye, şerhi terkin ettirmeye, taşınmazın tasarruf ve yararlanma haklarını alıcılara devir ve teslim etmeye, cins tashihi yaptırmaya, tapu ve nüfus kayıtlarındaki her türlü yanlışlıkları idari yollardan düzelttirmeye, belgeleri imzalamaya, taşınmazla ilgili gerekli beyannameleri yetkili resmi mercilere vermeye, her türlü harç, vergi ve giderlerini yatırmaya, fazla ödenenlere itiraza ve iadesi halinde talep ve tahsile, bu hususta yapılması gereken her türlü iş ve işlemleri yapmaya, takip etmeye ve imzası ile neticelendirmeye
    TAŞINMAZ İMAR İŞLEMLERİ VE SAİR DİĞER İŞLEMLER 
    Sahibi ve hissedarı bulunduğum veya bulunacağım T.C. hudutları dahilinde bulunan bilumum taşınmazdaki/taşınmazlardaki hak ve hisselerimin miras payım nedeniyle adıma intikal etmiş veya edecek taşınmazlar da dahil olmak üzere  ımar uygulaması nedeniyle yapılması lazım gelen tüm işlemleri belediye çevre ve şehircilik bakanlığı,  tapu ve kadastro müdürlükleri kurumları ve diğer tüm resmî kurumlarda yapma ya,  belge almaya ve belge teslimine , bu taşınmazlarla ilgili tevhid ,toplulastirma , tefrik ,ayrıştırma islemleri için gerekli işlemleri yapmaya ,gayrimenkulleri dilediği gibi komşu parsellerle tevhid ettirmeye, icabında ifraza, parselasyon, yola- yeşil alana kamu yararına olmak üzere bedelli veya bedelsiz terklerini yaptırmaya, yoldan ihdas yaptırmaya,  yoldan ihdas olan kısımları satın almaya ve satmaya, geçit hakkı vermeye, terk etmeye, tesis etmeye, , 634 sayılı Kat Mülkiyeti gereğince dilediği şekil ve koşullarda kat irtifakı tesisine, daha önce yapılanları bozmaya, yeniden tesisine, kurulmuş veya kurulacak kat irtifakını kat mülkiyetine çevirmeye, iskan almaya, ifrazen taksim yapmaya, rızai taksim yapmaya, liste, yönetim planı, proje kroki ve fotoğraflarını tasdik ettirmeye, belgesini imzalamaya, bunları değiştirmeye ve yeniden tasdik ettirmeye, dilediği arsa payı üzerinden dilediği bağımsız bölümü adımıza çekmeye, eklenti ve ortak yerler üzerinde gerekli hisse taksimatı yaptırmaya, istediği eklentiyi istediği bağımsız bölüme tahsis ettirmeye, ortak yerlerden yararlanma şeklini belirlemeye, rızaen taksim yapmaya, cins tashihi, yüz ölçüm tashihi, isim tashihi yapmaya ve yaptırmaya, trampa yapmaya, ifraz ve taksim sonucu oluşacak parsellerden dilediğini müstakil veya hisseli olarak namıma ayrı ayrı kabul etmeye, tapuda takrirlerini vermeye, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünde tescil talebinde bulunmaya, tesciline, defterleri imzalamaya, kullanma ve diğer bilumum ruhsatları ilgili mercilerden almaya, yönetimi temsile, her türlü vergi resim ve harçları ödemeye, itiraza iade edilecek kısımlarını almaya tebliğ ve tebellüğe, beyannamelerini vermeye, Tapu Müdürlüğü, Nüfus Müdürlüğü, Kadastro Mühendisliği ve diğer kayıtlardaki her türlü yanlışlıkları idari yollardan düzelttirmeye, Ayrıca imar barışı kapsamında; 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16.maddesi ile 03.05.1985 tarihli 3194 sayılı İmar Kanuna eklenen Geçici 16.madde gereğince, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara başvurmaya, T.C Hudutları dahilindeki bilumum Tapu ve Kadastro Müdürlükleri, İmar İskan Müdürlükleri, Büyükşehir, İl veya İlçe Belediye Başkanlıkları, Çevre ve Şehircilik il ve ilçe müdürlükleri veya ilgili birimleri nezdinde 3194 sayılı kanunun Geçici 16. maddesinden yararlanmam konusunda tam bir yetki ile, taşınmaz yapıda İmar Barışı (imar affı) başvurularını e-devlet üzerinden yapmaya, tapu kaydı , emlak rayiç beyannamesi, imar iskan belgesi ve sair belgeleri talep etmeye, teslim almaya, talep ve teslim tutanaklarını tanzim ve imzaya, yapı kullanma (iskan) izin belgelerini ve diğer bilumum ruhsatları ilgili mercilerden almaya ve imzalamaya, kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesisine, bugüne kadar kurulmuş ve bundan sonra kurulacak olan kat irtifakı veya kat mülkiyetini bozmaya, terkin etmeye, yeniden tesisine, kurulmuş veya kurulacak kat irtifakını kat mülkiyetine çevirmeye,gerektiğinde yeniden plan ve projeler çizmeye çizdirmeye, yeni çizilecek plan ve projelerde veya mevcut plan ve projelerde tadilatlar yapmaya, çizilecek plan ve projeleri veya yapılacak tadilatları ilgili Belediye Başkanlıklarında onaylatmaya, yukarıda belirttiğimiz konularla ilgili yapılması gereken her türlü yasal ve özel işlemleri tüm resmi makam ve merciler önünde yapmaya ve imzalamaya tüm bu yollarla adıma hisseli veya müstakil kayıt ve tescillerini yaptırmaya, ilgili kuruluşlar lehine irtifak hakkı tesis etmeye, yerlerini belirlemeye, ayırmaya hibe etmeye,trafo yeri ayırmaya, evrak ve belgeleri tamamlamaya tescil talebinde bulunmaya ilgili tapu sicil müdürlüklerinde tescilini yaptırmaya, cins değişikliği talebinde bulunmaya, tüm bu iş ve işlemlerden evvel ve sonra ( taşınmazlara yeni parsel numarası verilmesi halinde dahi ek yetki almaksızın ) çap kroki plan örneği, röperli kroki, aplikasyon krokisi, imar durumu, inşaat istikamet rölevesi işlemleri yapmaya, evraklarını teslim almaya, ifraz, tevhide, sınır düzeltmeye, sınır tespitlerini yaptırmaya, bu işlemlerle alakalı tüm turkiyedeki il ve ilçe belediyeleri,Karayolları Genel Müdürlüğü, Defterdarlık, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve tüm resmi kurumlarda adıma işlem takip etmeye, ilgili evrakları tanzim ve tasdik ettirmeye, belgelerini elden alıp vermeye, yasalardaki mevcut harç, damga ve vergi  muafiyetinden yararlanmam için talepte bulunmaya, yasal işlemleri benim adıma yapmaya, evraklarını imzalamaya, vekaletnamede yazılı hususlarla ilgili olarak Belediye ve Tapu Kadastro Müdürlüklerinde sair tüm resmi ve hususi makamların isteyeceği muvafakatname, taahhütname ve beyannameleri uygun gördüğü şekilde adıma imzalamaya, feshe, yukarıda belirttiğim konularla ilgili her türlü yasal ve özel işlemleri, tüm resmi makam ve merciler önünde yapmaya ve imzalamaya, cins tashihi  yaptırmaya, bedelsiz olarak ilgili belediye lehine yola veya yeşil alana terke, ferağ takrirlerini vermeye, ilgili tapu sicil müdürlüğünde tescil talebinde bulunmaya, tesciline, defterleri imzalamaya, her türlü vergi, resim ve harçlarını ödemeye, itiraza,  iade edilecek kısımlarını almaya, tebliğ ve tebellüğe, beyannamelerini vermeye, tapu, nüfus ve diğer kayıtlardaki her türlü yanlışlıkları idari yollardan düzelttirmeye, yukarıda  belirttiğim konularla ilgili benim yapmam gerekli her türlü yasal ve özel işlemleri, tüm resmi makam ve merciler önünde yapmaya ve imzalamaya, münferiden mezun ve yetkili olmak üzere …..

Call Now