Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2)İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya taksirle verilmesine neden olan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TCK MADDE 182’NİN GEREKÇESİ
Madde metninde çevreyi taksirle kirletme suçu tanımlanmıştır. Bu suçun unsurlarına ilişkin açıklamalarla ilgili olarak, çevreyi kasten kirletme suçunun gerekçesine bakılmalıdır.
TCK MADDE 182 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
Yargıtay18. Ceza Dairesi
Esas : 2018/5176Karar : 2019/8836Karar Tarihi : 13/05/2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Çevrenin taksirle kirletilmesi HÜKÜM : Düşme
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Eyleme, yükletilen suça, ön ödeme nedeniyle verilen düşme kararlarına yönelik katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, temyiz davasının esastan reddiyle davanın düşmesine ilişkin HÜKMÜN ONANMASINA, 13/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay18. Ceza Dairesi
Esas : 2018/2257Karar : 2019/7967Karar Tarihi : 30/04/2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Çevrenin taksirle kirletilmesi HÜKÜM : Düşme
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 30/04/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Etiket: ceza avukatı

TCK MADDE 182 ÇEVRENİN TAKSİRLE KİRLETİLMESİ

TCK MADDE 181 ÇEVRENİN KASTEN KİRLETİLMESİ
İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2)Atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3)Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza iki katı kadar artırılır.(4)Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi halinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.(5)Bu maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
TCK MADDE 181’İN GEREKÇESİ
Madde metninde çevrenin kasten kirletilmesi fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Böylece, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakları korunmuş olmaktadır. Maddenin birinci fıkrasına göre, bu suç, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten verilmesiyle oluşur. Ancak, atık ve artıkların ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere uygun olarak doğal ortama bırakılması hâlinde, hukuka aykırı bir davranışın varlığından ve dolayısıyla bu suçun oluştuğundan söz edilemez. Bu teknik usuller, çevreyi korumaya yönelik kanunlarla belirlenmelidir. Ayrıca, kirletme dolayısıyla ceza yaptırımı uygulanabilmesi için, bunun çevreye zarar verecek boyutta olması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasında, atık veya artıkların izinsiz olarak ülkeye sokulması, suç olarak tanımlanmıştır. Üçüncü fıkraya göre; bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi, verilecek cezanın artırılması sebebini oluşturmaktadır. Atık veya artıkların niteliği bu suçlar açısından daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Dördüncü fıkrada ise, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan atık veya artıkların diğer bir takım özellikleri, bu suçlar açısından daha ağır cezayı gerektiren ayrı bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, suç konusu atık ve artıkların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olması gerekir. Beşinci fıkrada, iki, üç ve dördüncü fıkralarda tanımlanan suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı kabul edilmiştir.
TCK MADDE 181 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
Yargıtay18. Ceza Dairesi
Esas : 2019/8155Karar : 2019/13402Karar Tarihi : 30/09/2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Temyiz kanun yoluna tabi olup, kesinleşmesi halinde infaza verilecek ilamın açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle, Anayasanın 141. ve 5271 sayılı CMK’nın 34, 223 ve 230. maddelerine aykırı davranılması, Kanuna aykırı ve sanık …’nun temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay4. Ceza Dairesi
Esas : 2019/3829Karar : 2019/14133Karar Tarihi : 19.09.2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Bozma üzerine, Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: İddianamede açıklanan eylemler, sevk maddeleri ile temyizin kapsamı ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun ceza daireleri arasındaki iş bölümüne dair kararına göre, sanıklar hakkında TCK’nın 181/1. maddesi kapsamında çevrenin kasten kirletilmesi suçlarından kamu davası açılıp hüküm kurulmuş bulunmakla, işin incelenmesinin Yüksek 18. Ceza Dairesi’nin görevine girdiği anlaşıldığından, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daire’ye GÖNDERİLMESİNE, 19.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TCK MADDE 180 TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TAKSİRLE TEHLİKEYE SOKMA
TCK MADDE 180 TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TAKSİRLE TEHLİKEYE SOKMADeniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
TCK MADDE 180’İN GEREKÇESİ
Madde metninde, deniz, hava veya demiryolu ulaşımında trafik güvenliğini kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından taksirle tehlikeye sokmak, suç olarak tanımlanmıştır.
TCK MADDE 180 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI
Yargıtay 2. Ceza Dairesi
Esas : 2006/2800Karar : 2006/8530 Karar Tarihi : 26.04.2006
Sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’ nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan taksirli eyleminin, 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması BOZMAYI gerektirmiştir.Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık M____’nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 565/1, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4. maddeleri gereğince 118.823.000 Türk lirası hafif para cezası ile cezalandırılmasına dair, (B____ Sulh Ceza Mahkemesi) nin 22.11.2004 tarihli ve 2004/952-838 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren kanunların lehe olan hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, önceki cezanın daha lehe olduğundan bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair, aynı Mahkemenin 16.06.2005 tarihli ve 2004/952-838 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08.02.2006 gün ve 4345 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 22.03.2006 gün ve 26550 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;Mezkür İhbarnamede;Dosya kapsamına göre, mahkemece, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/2. maddesinde düzenlendiği ve anılan maddede yer alan cezanın sanığın aleyhine olduğu gerekçesiyle, önceki hükmün aynen infazına karar verilmiş ise de, anılan madde de yer alan suçun unsurları ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 565/1. maddesindeki suçun unsurlarının aynı olmadığı, 5237 sayılı Kanununun 179/2. maddesinde yer alan “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçunun kasten işlenebilecek bir suç olduğu cihetle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunda düzenlenmediği gözetilmeden beraat kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.Gereği düşünüldü:Sanık hakkında 09.09.2004 tarihinde işlediği 765 sayılı TCK’ nun 565/1. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçundan dolayı ceza kararnamesi ile verilen 22.11.2004 günlü mahkumiyet kararı temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK’ nun yürürlüğe girmesi üzerine C. Savcılığı tarafından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için yapılan başvuruya bağlı olarak 765 sayılı TCK’ nun 565. maddesi ile 5237 sayılı TCK’ nun 179/2. maddelerinin karşılaştırılması sonucu “765 sayılı TCK’ nun 565. maddesinin sanık lehine hükümler içerdiği kanaati ile daha önce verilen kararın aynen infazına” dair verilen hüküm de kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiştir.5237 sayılı TCK’ nun 179. maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında ise “kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek…” suçu tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 180. maddesinde ise trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu düzenlenmiş ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmemiştir. 765 sayılı TCK nun 565. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak Suçu kasten veya taksirle işlenebildiği halde 5237 sayılı TCK nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ancak kasten işlenebilen suçlardandır. Bu düzenleme şeklinden, 5237 sayılı TCK nun 179. maddesinde tanımlanan suçun kasıtlı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için, aracın kasıtlı olarak kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Böylece, 765 sayılı TCK’ nun 565. maddesinde düzenlenen, tehlikeli araç kullanmak suçunun, taksirle işlenen biçimine 5237 sayılı TCK’ nun da ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununda yer verilmediği anlaşılmıştır. Koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 sayılı Kanun kapsamında ayrıca değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.Somut olayda sanık, kullandığı mobiletle karşıdan karşıya geçen mağdura taksirle çarparak 2 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanmasına neden olmuş, mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle dönüşen bu eylemden dolayı 765 sayılı TCK. nun 565. maddesi uyarınca dava açılarak aynı madde uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın dava konusu yapılan bu eyleminin 5237 sayılı TCK’ nun 179/2 ve 180. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışıldığında; sanığın açıklanan eyleminin, her iki maddede düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. O halde sanığın dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’ nun 565. maddesine uyduğu belirlenen eylemi 5237 sayılı TCK’ da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmemektedir. Ancak; 765 sayılı TCK’ nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan eylemin işleniş, şekli itibariyle aynı zamanda 5237 sayılı TCK’ nun 179/2. maddesinde düzenlenen genel trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturması halinde hangi maddenin sanık lehine olduğunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.Bu açıklamalar ışığında sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK’ nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan taksirli eyleminin, 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.Bu itibarla,Yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi görüldüğünden B____ Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 16.06.2005 gün ve 952-a38 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının d. bendi uyarınca BOZULMASINA ve sanığın atılı suçtan Beraatine tayin olunan cezanın çektirilmemesine, 26.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
TCK MADDE 179 TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA
Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
TCK MADDE 179’UN GEREKÇESİ
Madde metninde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu tanımlanmıştır. Birinci fıkrada tanımlanan suç, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hâle getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olunması ile oluşur.İkinci fıkrada ise, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın, tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Aracın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşumuna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine aykırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu suç ayrıca, trafik güvenliği için öngörülmüş bakım ve onarımlar yapılmadan aracın trafiğe çıkarılması hâlinde de işlenebilir. Ancak bunun için ayrıca, gerekli bakım ve onarımı yapılmamış aracın trafiğe çıkarılması suretiyle kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından bir tehlikeye neden olunması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Bu bakımdan, örneğin, uzun süre araç kullanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.
TCK MADDE 179 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI
Yargıtay12. Ceza Dairesi
Esas : 2016/12824Karar : 2017/215Karar Tarihi : 11.01.2017
“İçtihat Metni”
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Trafik güvenligini tehlikeye sokma suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 179/3-2, 62/1, 50/1-a ve 52/2 maddeleri uyarinca 1.000,00 Türk Lirasi ve 280,00 Türk Lırası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 46. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/04/2016 tarihli ve 2015/611- 2016/360 kararını kapsayan dosya incelendi.Dosya kapsamına göre, trafik güvenligini tehlikeye sokma suçu için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2. maddesinde “2 yıla kadar hapis cezası” yaptırımının öngörüldüğü, yasada hapisle birlikte herhangi bir adli para cezasının gösterilmedigi halde anılan Kanun maddesinde belirtilen ve mahkemece takdir edilen 1.000,00 Türk Lirası adli para cezası dışında adli para cezasına hükmedilerek fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyannca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü’nün 15/11/2016 gün ve 94660652-105-34-7891-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2016 gün ve 2016/392411 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay tarihinde yürürlükte bulunan, TCK’nın 179 /3-2 maddesinde ”Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ” denilmekle, atılı suçun yaptırımının sadece hapis cezası olarak belirlenmiş olması karşısında, mahkemece sanık hakkında hem hapis hemde adli para cezasına hükmedilmesinde bir isabet görülmemiş olup, Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 46. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/04/2016 tarihli ve 2015/611 esas 2016-360 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenine göre uygulama yapılarak, hüküm 1. paragrafındaki ” 2 ay hapis ve 20 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine ”2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi, hükmün 2. paragrafındaki ” 14 gün adli para cezası ” ibaresinin ile hükmün 5.paragrafındaki ”280-TL adli para cezası ” ibarelerinin çıkarılıp hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TCK MADDE 178 İŞARET VE ENGEL KOYMAMA
Herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret veya engelleri koymayan, konulmuş olan işaret veya engelleri kaldıran ya da bunların yerini değiştiren kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
TCK MADDE 178’İN GEREKÇESİ
Madde metninde tanımlanan suç, herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret ve engellerin konmaması, konulmuş olan işaret ve engellerin kaldırılması ya da yerinin değiştirilmesi ile oluşur. Madde metninden de anlaşılacağı üzere suç seçimlik hareketli bir suçtur. Seçimlik hareketlerden birinin yapılması ile suç oluşur. Suçun oluşması için bir zararın doğması aranmaz. Bu suçun işlenmesi suretiyle bir zarar meydana gelirse; kişi, fiilin sebebiyet verdiği netice dolayısıyla kast veya taksirine göre sorumlu olur.
TCK MADDE 178 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
Yargıtay3. Ceza Dairesi
Esas : 2019/9223Karar : 2019/17687Karar Tarihi : 03.10.2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü; Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;1) Sanığın kasıtlı olarak bıraktığı köpeğinin mağduru ısırarak yaralaması biçiminde gerçekleşen eyleminin, kasten yaralama suçunun yanı sıra 5237 sayılı TCK’nın 177. maddesinde tanımlanan hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması suçunu da oluşturduğu ve TCK’nin 44. maddesi uyarınca daha ağır nitelikteki kasten yaralama suçundan ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde gerçek içtima hükümleri uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesi, Kabule göre de;2) 5237 sayılı TCK’nin 177. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilmiş olmasına göre, bu cezanın 5237 sayılı TCK’nin 50/2. maddesi uyarınca yeniden adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.10.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay8. Ceza Dairesi
Esas : 2019/14242Karar : 2019/10640Karar Tarihi : 17.09.2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hayvanın tehlikeye yaratabilecek şekilde serbest bırakılması HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanık hakkında hayvanı tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakma suçundan tayin edilen adli para cezasının nevine ve miktarına göre hüküm, 6217 sayılı Yasanın 26. maddesiyle 5320 sayılı Yasaya eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olup temyizi olanaklı olmadığından, Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, 17.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
TCK MADDE 177 HAYVANIN TEHLİKE YARATABİLECEK ŞEKİLDE SERBEST BIRAKILMASI
Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
TCK MADDE 177’NİN GEREKÇESİ
Madde ile kişinin gözetimi altında bulunan bir hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakması veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal göstermesi suç sayılmıştır. Fiil somut tehlike suçu niteliğindedir. Suçun oluşması için bir zarar doğması aranmaz. Suç, kişinin gözetimi altında bulunan hayvanın başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakması ile ya da bunların kontrol altına alınmasında ihmal göstermesi ile tamamlanır. Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişinin, bu fiillerinden dolayı bir zarar meydana gelirse; fiilin sebebiyet verdiği netice açısından kast veya taksirine göre cezalandırılacaktır.
TCK MADDE 177 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
Yargıtay3. Ceza Dairesi
Esas : 2019/9223Karar : 2019/17687Karar Tarihi : 03.10.2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü; Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;1) Sanığın kasıtlı olarak bıraktığı köpeğinin mağduru ısırarak yaralaması biçiminde gerçekleşen eyleminin, kasten yaralama suçunun yanı sıra 5237 sayılı TCK’nın 177. maddesinde tanımlanan hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması suçunu da oluşturduğu ve TCK’nin 44. maddesi uyarınca daha ağır nitelikteki kasten yaralama suçundan ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde gerçek içtima hükümleri uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesi, Kabule göre de;2) 5237 sayılı TCK’nin 177. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilmiş olmasına göre, bu cezanın 5237 sayılı TCK’nin 50/2. maddesi uyarınca yeniden adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.10.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay8. Ceza Dairesi
Esas : 2019/14242Karar : 2019/10640Karar Tarihi : 17.09.2019
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hayvanın tehlikeye yaratabilecek şekilde serbest bırakılması HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanık hakkında hayvanı tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakma suçundan tayin edilen adli para cezasının nevine ve miktarına göre hüküm, 6217 sayılı Yasanın 26. maddesiyle 5320 sayılı Yasaya eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olup temyizi olanaklı olmadığından, Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, 17.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
TCK MADDE 176 İNŞAAT VEYA YIKIMLA İLGİLİ EMNİYET KURALLARA UYMAMA
İnşaat veya yıkım faaliyeti sırasında, insan hayatı veya beden bütünlüğü açısından gerekli olan tedbirleri almayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
TCK MADDE 176’NIN GEREKÇESİMaddede inşaat veya yıkım faaliyetinden sorumlu olan kişinin bu faaliyet esnasında insan hayatı veya beden bütünlüğü bakımından gerekli tedbirleri almaması cezalandırılmaktadır. Fiil, somut tehlike suçu niteliğindedir. Suç inşaat veya yıkım faaliyeti esnasında sorumlu kişinin, insan hayatı veya beden bütünlüğü açısından gerekli tedbirleri almaması ile birlikte oluşur.
Suçun oluşması bakımından bir zarar doğması aranmaz. Bu tedbirlerin alınmaması sebebiyle bir zarar meydana gelirse; inşaat veya yıkım faaliyeti sırasında, insan hayatı veya beden bütünlüğü açısından gerekli tedbirleri almayan kişi, fiilin sebebiyet verdiği netice açısından kast veya taksirine göre cezalandırılacaktır.

TCK MADDE 176 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI
Yargıtay
9.Ceza dairesi
Esas : 2008/20142Karar : 2010/10413 Karar Tarihi : 12.10.2010
Emekli öğretmen olup 2 kez beyin ameliyatı olan ve kısmi felç geçiren ölenin, olay tarihinde yürüyüş yolu üzerinde bulunan sanığa ait kaba inşaatı biten binaya girip 4. katın balkonundan aşağı bakarken düştüğü tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla, sanığın inşaatında koruyucu güvenlik önlemleri almaması ile ölüm olayı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, sanığın inşaat faaliyeti sırasında gerekli tedbirleri almamaktan ibaret eyleminin TCK’nın 176. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
SONUÇ : Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 12.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

TCK MADDE 175 AKIL HASTASI ÜZERİNDEKİ BAKIM VE GÖZETİM YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ
Akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde ihmal eden kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
TCK MADDE 175’İN GEREKÇESİ
Maddede akıl hastası üzerinde bakım ve gözetim yükümlülüğü bulanan kişinin bu yükümlülüğünü, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde ihmal etmesi, cezalandırılmaktadır. Maddenin düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere fiil somut tehlike suçu niteliğindedir. Suçun oluşması bakımından bir zarar doğması aranmaz.
Suç, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişinin bu yükümlülüğünü başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde ihmal etmesiyle tamamlanır. Bu ihmal neticesinde başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir zarar meydana gelirse, bakım ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişi, fiilin sebebiyet verdiği netice açısından kast veya taksirine göre cezalandırılacaktır.
Bu konu hakkında benze makaleler için tıklayın

TCK MADDE 174 TEHLİKELİ MADDELERİN İZİNSİZ OLARAK BULUNDURULMASI VEYA EL DEĞİŞTİRMESİ
Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddeleri imal etmek, işlemek veya kullanmak amacıyla, gerekli olan malzeme ve teçhizatı ithal eden, ihraç eden, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (1)(3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
TCK MADDE 174’ÜN GEREKÇESİ
Maddenin birinci fıkrası hükmüyle, yetkili makamlardan gerekli izin alınmaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi ülkeye sokmak, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakletmek, muhafaza etmek, satmak, satın almak veya üretmek, suç hâline getirilmiştir. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç niteliği taşımaktadır. Bu madde, toplumu genel tehlikelere karşı korumanın yanı sıra; Uluslararası Nükleer Silâhların Yayılmasının Önlenmesi Andlaşması ve Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkındaki Sözleşme ile Türkiye’nin üstlenmiş bulunduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacını taşımaktadır. Maddenin ikinci fıkrasına göre; birinci fıkrada yer alan fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi, cezanın artırılması sebebini oluşturmaktadır. Üçüncü fıkrada ise, özellikle köy veya kırsal alanda yaşayan insanların çeşitli meşru ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması hâlleri göz önünde bulundurularak, hükmedilecek cezada önemli ölçüde indirim yapabilmek hususunda mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır.
TCK MADDE 174 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI
Yargıtay 8.Ceza dairesi
Esas : 2009/7412 Karar : 2009/11373Karar Tarihi : 15.09.2009
Sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasına olanak sağlaması bakımından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediği hususunda, yasada öngörülen ölçütlerin diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce mahkemece her bir suç için ayrı ayrı hukuki gerekçeleri gösterilerek bir değerlendirme yapılması, uygulanmaması yönünde bir kanaate ulaşılması halinde ise, ertelemeye engel geçmiş mahkumiyeti bulunmayan sanığın, yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda yine her bir suç, için ayrı ayrı durumunun değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden işlediği diğer suçlarla birlikte değerlendirildiğinde ertelemeye ve CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Dava : Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: I- Sanık Ü. hakkında kurulan hükümlere ilişkin yapılan incelemede; KARAR : 1- Sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede;04.12.2007 tarihli ekspertiz raporu ile 18.01.2008 tarihli iki kişilik bomba uzman heyetinin tanzim ettiği raporda olarak belirtilen davaya konu tehlikeli maddenin, 5237 sayılı TCK’nın 174/1 madde ve fıkrası kapsamında tek başına patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici veya sürekli hastalığa yol açıcı özelliğe sahip olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek biçimde kesin olarak saptanması için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek belirtilen hususlarda rapor aldırıldıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik soruşturmayla yazılı biçimde hüküm kurulması,2- Sanık hakkında iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak; Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak,a) Sanığın, mağdur gözaltına alındıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce iftiradan döndüğünün anlaşılması karşısında, sanık hakkında iftira suçundan hüküm kurulurken etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak TCK’nın 269/2 madde ve fıkrası uyarınca cezasından indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,b) Her iki suçtan da kurulan hükümde, dosyada mevcut adli sicil kaydı içeriğine göre ertelemeye engel geçmiş mahkumiyeti olmayan sanığın, yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede oluşan kanaate göre cezasının ertelenip ertelenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçeye dayanılarak ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi ,II- Sanık B. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyizlere gelince; Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak, Mahkumiyet hükmünün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasına olanak sağlaması bakımından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediği hususunda, yasada öngörülen ölçütlerin diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce mahkemece her bir suç için ayrı ayrı hukuki gerekçeleri gösterilerek bir değerlendirme yapılması, uygulanmaması yönünde bir kanaate ulaşılması halinde ise, ertelemeye engel geçmiş mahkumiyeti bulunmayan sanığın, yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda yine her bir suç, için ayrı ayrı durumunun değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden işlediği diğer suçlarla birlikte değerlendirildiğinde ertelemeye ve CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 15.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
TCK MADDE 173 ATOM ENERJİSİ İLE PATLAMAYA SEBEBİYET VERME
Atom enerjisini serbest bırakarak bir patlamaya ve bu suretle bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığı hakkında önemli ölçüde tehlikeye sebebiyet veren kişi, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiilin taksirle işlenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
TCK MADDE 173’ÜN GEREKÇESİ
Madde metninde, atom enerjisiyle patlamaya sebep olmak fiili suç hâline getirilmiştir. Geniş kitleleri tahrip edici kuvvete sahip olan ve ekolojik dengenin uzun yıllar boyunca bozulmasına yol açan atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet vermek, müstakil bir suç olarak tanımlanmıştır. İkinci fıkrada ise, bu fiilin taksirle işlenmesi, suç olarak tanımlanmıştır.
TCK MADDE 173 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI
Yargıtay 11. Ceza dairesi
Esas : 2008/13082Karar : 2009/8636Karar Tarihi : 3.7.2009
• NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK ( Suçundan Kamu Davası Açılmasına Karar Verilmiş İse de Şüphelilerin Üzerine Atılı Suçun Vasfını Tayin Etme Yetkisinin Soruşturma Aşamasında C. Savcısına Ait Olduğu )• SUÇ VASFINI TAYİN YETKİSİ ( Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kamu Davası Açılmasına Karar Verilmiş İse de ‘Şüphelilerin Üzerine Atılı Suçun Vasfını Tayin Etme Yetkisinin Soruşturma Aşamasında C. Savcısına Ait Olduğu )• DOLANDIRICILIK ( Nitelikli Dolandırıcılık – Şüphelilerin Üzerine Atılı Suçun Vasfını Tayin Etme Yetkisinin Soruşturma Aşamasında C. Savcısına Ait Olduğu )5237/m.173
ÖZET : Nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmasına karar verilmiş ise de 5271 sayılı cmk’nun 173/4 maddesinde yer alan ‘başkan istemi yerinde bulursa cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir’ şeklindeki düzenleme nazara alındığında şüphelilerin üzerine atılı suçun vasfını tayin etme yetkisinin soruşturma aşamasında cumhuriyet savcısına ait olması karşısında itirazın kabulü ile yetinilmesi gerekir. DAVA : Dolandırıcılık suçundan şüpheliler H.Ç ve S.G haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara yönelik itirazın kabulu ile kararın kaldırılmasına, şüphelilerin 5237 Sayılı TCK’ nun 158/1-f-h-son, 53. maddeleri gereğince nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanmalarının temini bakımından kamu davası açılmasına ilişkin mercii … Ağır Ceza Mahkemesinin … sayılı karanın tüm dosya kapsamına göre;… Ağır Ceza Mahkemesince şüpheliler hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 158/1-f-h-son, 53 maddeleri gereğince nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmasına karar verilmiş ise de 5271 Sayılı CMK’ nun 173/4 maddesinde yer alan ‘Başkan istemi yerinde bulursa Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir’ şeklindeki düzenleme nazara alındığında şüphelilerin üzerine atılı SUÇUN VASFINI TAYİN ETME YETKİSİNİN SORUŞTURMA AŞAMASINDA CUMHURİYET SAVCISINA AİT OLMASI karşısında itirazın kabulü ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu …. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/08/2008 gün ve KYB 2008/157459 sayılı ihbarnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
KARAR : İncelenen dosya içeriğine göre kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen … Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara yönelik itirazın kabulü ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına, şüphelilerin 5237 sayılı TCK’ nun 158/1-f-h-son, 53. maddeleri gereğince nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılamalarının temini bakımından … Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılması gerektiğinden,
SONUÇ : Dosyanın … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 16/05/2008 gün ve 2008/757 Değişik İş 2008/110 Müteferrik Sayılı Kararının CMK’nun 309. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.


