Etiket: ceza avukatı

  • UYUŞTURUCU TİCARETİNDE İHBAR OLSA DA SANIKLARIN ÜZERİNDE ÇIKAN UYUŞTURUCULARIN SAFLIĞI FARKLI İSE BERAAT KARARI VERİLİR

    UYUŞTURUCU TİCARETİNDE İHBAR OLSA DA SANIKLARIN ÜZERİNDE ÇIKAN UYUŞTURUCULARIN SAFLIĞI FARKLI İSE BERAAT KARARI VERİLİR

    KonyaBölge Adliye Mahkemesi3. Ceza Dairesi

    Esas : 2020/1267Karar : 2020/1249Karar Tarihi : 03/06/2020
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
    A-Sanık K. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkumiyet kararının incelenmesinde; Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının süresi nazara alınarak CMK’nın 272. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca re’sen inceleme yapılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının reddine, ancak; Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 13/01/2020 gün ve 2020/… esas sayılı iddianamesi ile sanığın TCK 188/3, 188/5, 188/4-a, 53, 54, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,Sanık savunmasında üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmemiştir. Yerel mahkeme tarafından sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı kabul edilerek TCK’nın 188/3, 188/4-a, 188/5, 62/1, 52/2, 53/1,2, 63 ve TCK’nın 55/1 maddeleri gereğince neticeden 18 yıl 9 ay hapis ve 37500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.Dairemizce dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;Sanıklar hakkında yüklü miktarda eroin maddesi ticareti yaptıkları ve suça konu eroinmaddelerini ikametin üçüncü katın merdiven boşluğunda sakladıkları yönünde istihbari bilgiler eldeedilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince ikametin yakınında fiziki takibe başlanıldığı, fiziki takip sırasında sanıklardan A. nın yakalandığı, sanıktan net 0,176 gram fişek halinde eroin uyuşturucu maddesinin ele geçirildiği daha sonra fiziki takibe devam edilerek , apartmanın giriş kapısında sanıklar K. ve M.Timourı’nin yakalandığı, sanıklarınüzerilerinde yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilemediği, sanık K.’ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmediği, sanığın oturduğu ikamette yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı, sanık M.’ın ise babası olan sanık A. ile birlikte oturduğu ikamete ait merdiven boşluğunda net 26,6 gram eroin uyuşturucu maddesinin poşet içerisinde ele geçirildiği, sanık A.’ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmediği, merdiven boşluğunda yakalanan uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını beyan ettiği, sanık M.’in ise babası ile birlikte oturduğu merdiven boşluğunda yakalanan poşet içerisindeki net 26,6 gram eroin maddesinin kendisine ait olduğunu ancak uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu kabul etmediği ve sanıkların suça konu uyuşturucu poşetinde hiç birisinin parmak izinin bulunmadığı olayda, sanık K.’ın üzerinde ve kendisine ait ikametinde eroin çıkmadığı, suça konu olan uyuşturucu maddenin bulunduğu poşette parmak izinin bulunmadığı ve üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu kabul etmediği aşamada sadece kolluğun istihbari bilgisi dışında üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair şüpheden uzak, yeterli, inandırıcı ve kesin delil elde edilemediği ve beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan HÜKMÜN BOZULMASINA, CMK’nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;Sanık K. hakkında üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında sanığa yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle CMK 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,
    B)Sanık A. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkumiyet kararının incelenmesinde; Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının süresi nazara alınarak CMK’nın 272. maddesinin 1.fıkrasının 2. cümlesi uyarınca re’sen inceleme yapılmıştır. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 13/01/2020 gün ve 2020/… esas sayılı iddianamesi ile sanığın TCK 188/3, 188/5, 188/4-a, 53, 54, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Sanık savunmasında üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmemiştir. Yerel mahkeme tarafından sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı kabul edilerek TCK’nın 188/3, 188/4-a, 188/5, 62/1, 52/2, 53/1,2, 63 ve TCK’nın 55/1 maddeleri gereğince neticeden 18 yıl 9 ayhapis ve 37500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.Dairemizce dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;Sanıklar hakkında yüklü miktarda eroin maddesi ticareti yaptıkları ve suça konu eroin maddelerini ikametin üçüncü katın merdiven boşluğunda sakladıkları yönünde istihbari bilgiler elde edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince ikametin yakınında fiziki takibe başlanıldığı, fiziki takip sırasında sanıklardan A.’ın yakalandığı, sanıktan net 0,176 gram fişek halinde eroin uyuşturucu maddesinin ele geçirildiği daha sonra fiziki takibe devam edilerek , apartmanın giriş kapısında sanıklar K. ve M.’nin yakalandığı, sanıkların üzerilerinde yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilemediği, sanık K.’ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmediği, sanığın oturduğu ikamette yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı, sanık M.’ın ise babası olan sanık A. ile birlikte oturduğu ikamete ait merdiven boşluğunda net 26,6 gram eroin uyuşturucu maddesinin poşet içerisinde ele geçirildiği, sanık A.’ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmediği, merdiven boşluğunda yakalanan uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını beyan ettiği, sanık M.’in ise babası ile birlikte oturduğu merdiven boşluğunda yakalanan poşet içerisindeki net 26,6 gram eroin maddesinin kendisine ait olduğunu ancak uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu kabul etmediği ve sanıkların suça konu uyuşturucu poşetinde hiç birisinin parmak izinin bulunmadığı olayda sanık A. yönünden üzerinde yakalanan bir fişek net 0,176 gram eroin maddesinin kullanım sınırları içerisinde olduğu, oğlu olan diğer sanık M. ile birlikte ikamet ettiği evin merdiven boşluğunda yakalanan net 26,6 gram eroini sanık M.’in kendisine ait olduğunu söyleyerek suçunu ikrar etmesi, Kriminal rapor incelemesinde sanık A.’da yakalanan bir fişek eroin maddesindeki elde edilebilecek eroin miktarının %8 olduğu, merdiven boşluğunda yakalanan eroin maddesindeki eroin elde edilebilecek miktarın %12 olması dolayısıyla her iki uyuşturucu maddenin farklı oranlarda saf eroin içerdiği aynı olmadığı, sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmemesi, sadece sanık hakkında kolluk kuvvetlerince edinilen istihbari bilgisi olduğu aşamada sanığın eyleminin sadece üzerinde yakalanan bir fişek kullanım sınırları içerisinde kalan eroin uyuşturucu maddesi olduğu ve sanığın eyleminin TCK’nın 191/1 maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde kullanmak suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan cezalandırılması, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan HÜKMÜN BOZULMASINA, CMK’nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;Hüküm fıkrasının birinci bendinin tümüyle hükümden ÇIKARTILMASINA,YERİNE,Sanık A.’ın sübuta eren eylemine uyan 13/01/2019 tarihli eylemi nedeni ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 6545 Sayılı Yasa ile değişik 5237 Sayılı TCK’nın 191/1 maddesi gereğince sanığın kastı, suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın şahsi ve sosyal durumları gözetilerek takdiren 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,Sanığın yargılama sürecindeki iyi halli davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edildiğinden sanığa verilen cezadan TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASIİLE CEZALANDIRILMASINA,
    C)Sanık M. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkumiyet kararının incelenmesinde; Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının süresi nazara alınarak CMK’nın 272. maddesinin 1.fıkrasının 2. cümlesi uyarınca re’sen inceleme yapılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının reddine, ancak; Sanıklar hakkında yüklü miktarda eroin maddesi ticareti yaptıkları ve suça konu eroin maddelerini ikametin üçüncü katın merdiven boşluğunda sakladıkları yönünde istihbari bilgiler elde edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince ikametin yakınında fiziki takibe başlanıldığı, fiziki takip sırasında sanıklardan A.’ın yakalandığı, sanıktan net 0,176 gram fişek halinde eroin uyuşturucu maddesinin ele geçirildiği daha sonra fiziki takibe devam edilerek, apartmanın giriş kapısında sanıklar K. ve M.’nin yakalandığı, sanıkların üzerilerinde yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilemediği, sanık K.’ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmediği, sanığın oturduğu ikamette yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı, sanık M.’ın ise babası olan sanık A. ile birlikte oturduğu ikamete ait merdiven boşluğunda net 26,6 gram eroin uyuşturucu maddesinin poşet içerisinde ele geçirildiği, sanık A.’ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kabul etmediği, merdiven boşluğunda yakalanan uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını beyan ettiği, sanık M.’in ise babası ile birlikte oturduğu merdiven boşluğunda yakalanan poşet içerisindeki net 26,6 gram eroin maddesinin kendisine ait olduğunu ancak uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu kabul etmediği ve sanıkların suça konu uyuşturucu poşetinde hiç birisinin parmak izinin bulunmadığı olayda sanık A. yönünden üzerinde yakalanan bir fişek net 0,176 gram eroin maddesinin kullanım sınırları içerisinde olduğu, oğlu olan diğer sanık M. ile birlikte ikamet ettiği evin merdiven boşluğunda yakalanan net 26,6 gram eroini sanık M.’in kendisine ait olduğunu söyleyerek suçunu ikrar etmesi, Kriminal rapor incelemesinde sanık A.’da yakalanan bir fişek eroin maddesindeki elde edilebilecek eroin miktarının %8 olduğu, merdiven boşluğunda yakalanan eroin maddesindeki eroin elde edilebilecek miktarın %12 olması dolayısıyla her iki uyuşturucu maddenin farklı oranlarda saf eroin içerdiği aynı olmadığı, sanık M. yönünden üzerinde uyuşturucu madde yakalanmadığı, kendilerine ait dairenin merdiven boşluğundaki yakalanan net 26,6 gram eroin maddesinin poşetinde parmak izinin çıkmadığı, babası ile birlikte kullandığı ikamette uyuşturucu madde çıkmadığı, sadece hakkında kolluk kuvvetlerince alınan istihbari bilgi bulunduğu aşamada babası ile kendisine ait dairenin merdiven boşluğunda yakalanan eroin maddesinin tamamının kendisine ait olduğunu söyleyerek suçunu ikrar edip etkin pişmanlık göstererek uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu ortaya çıkardığı, sanık hakkında TCK’nın 192/3 maddesi gereğince 1/2 oranında cezasından indirim yapılması gerektiği ve ayrıca uyuşturucu madde ticaretini sanığın diğer sanıklarla birlikte gerçekleştirmediği bu nedenle TCK’nın 188/5 maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilerek sanığa fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı sanık müdafiinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan ve CMK’nın 280/1-a ve 303/1-c maddesi uyarınca bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızındüzeltilmesi mümkün bulunduğundan;Hüküm fıkrasının ikinci bendinin üçüncü paragrafında yer alan TCK’nın 188/5 maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tümüyle hüküm fıkrasından ÇIKARTILMASINA, yerine “Sanık hakkında koşulları oluşmadığından TCK’nın 188/5 maddesinin takdiren uygulanmasına yer olmadığına” ibaresinin hüküm fıkrasına EKLENMESİNE,Hüküm fıkrasının ikinci bendinin üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere “Sanığın hiçbir somut delil bulunmadığı aşamada suçunu ikrar ederek etkin pişmanlık gösterip kendi suçunu ortaya çıkardığı anlaşıldığından sanığa verilen cezadan TCK’nın 192/3.maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak sanığın 7 YIL 6 AY HAPİS VE 750 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,” ibaresinin hüküm fıkrasına EKLENMESİNE,CMK’nın 291/1-2. maddeleri uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak ya da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay (TEMYİZ) yolu açık olmak üzere, 03/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Uyuşturucu Suçlarında Yargıtay Ve İstinaf Dairelerinin Beraat Gerekçeleri

    Uyuşturucu Suçlarında Yargıtay Ve İstinaf Dairelerinin Beraat Gerekçeleri

    Uyuşturucu madde suçlarından sanık olarak yargılanıyorsanız dosyanızdaki tüm özellikler değerlendirilip durumunuza en uygun düşecek savunmanın yapılması, ceza almanız halinde de önce mahkemenin neden mahkumiyetinize karar verdiğinin “doğru şekilde tespit edilmesi” sonrasında da yüzlerce usul ve yasa maddesi yönünden dosyanız incelenerek istinaf veya temyiz başvurunuzun “size özel olarak” hazırlanması gerekmektedir.

    Çünkü uyuşturucu madde suçlarında genel nitelikteki savunmalar mahkumiyeti engellemezken, detaylı ve özel bir savunmayla bazen dosyadaki her delil suç işlediğini gösterse bile sanığın beraat etmesi mümkün olabilmektedir. Bu makale uyuşturucu madde suçlarına bakmakla görevli Yargıtay Ceza Dairelerinin ve İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemelerinin sanığın beraatine yönelik binlerce kararı incelendikten sonra kaleme alınmış olup aşağıda Yargıtayın uyuşturucu madde suçlarıyla ilgili bozma kararlarına örnekler verilmiştir.  Uyuşturucu madde suçlarına ilişkin her dava dosyasının özellikleri ve kapsamındaki deliller farklıdır.

    Makalemizde yer verebildiğimiz kısım uyuşturucu madde suçlarına bakan bir ceza avukatının bilmesi gerekenlerin belki yüzde onluk kısmına tekabül eder. Bu nedenle alıntılanan Yargıtay kararlarının dosyanızla birebir örtüşüp sizi ceza almaktan kurtarmasını beklemeyiniz.  Diğer yandan bu makale tüm suçlarda olduğu gibi uyuşturucu madde suçlarında da ceza avukatlığının son derece teknik ve ciddi bir mevzuata hakim olmayı gerektirdiğini fark etmenizde ve avukat seçiminizde mutlaka fayda sağlayacaktır.

    Çünkü maalesef ülkemizde ceza avukatı olarak görev yapan meslektaşların ne kadar okuduklarını, ne bildiklerini ölçen, onları denetleyen bir sistem mevcut değildir. Bu nedenle yargılandığınız suçla ilgili araştırma yapıp yasal mevzuatı ve makaleleri okumanız avukatınızın uyuşturucu madde suçlarında yeterli donanıma sahip olup olmadığını anlayabilmeniz açısından zorunludur.

    Kaçakçılık Eroin Kokain Uyuşturucu Metanfetamin Captagon Operasyon Narkotik Kaçak İçki Sahte İçki Sigara Kaçakçılık Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatı

    1) Delil yetersizliği; 

     Genel nitelikte bir beraat gerekçesi olup dosyadaki tüm delillerin (tanık beyanları, kamera kayıtları, hts kayıtları, kriminal raporları, arama, yakalama, elkoyma ve üst arama tutanakları vs.) birlikte değerlendirilmesinden sonra mahkeme tarafından sanığın cezalandırılmasına yeterli vicdani kanaate ulaşılamadığını ifade eder. Bu nedenle aşağıda sanık lehine bu sonuca ulaşılmasında en etkili olduğu düşünülen husus yüzlerce farklı karardan bir tanesi ile örneklendirilmiştir.


    a) Uyuşturucu madde ile sanığın ilgisi bulunduğunun net olarak tespit edilememesi;


    Sanıklar …ve …’ın, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgileri olduğuna veya bu kişilerin suçuna iştirak ettiklerine dair yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden beraatleri yerine mahkûmiyetlerine hükmedilmesi hatalıdır.


    b) Telefon görüşme tutanaklarının-HTS Kayıtlarının cezalandırmaya yetmemesi;


     İçeriklerine değişik anlamlar yüklenmesi mümkün olan telefon konuşmaları dışında ve savunmaların aksine diğer sanık …’da ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgileri olduğuna ya da suçuna iştirak ettiklerine dair yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması hatalıdır.

    Kaçakçılık Eroin Kokain Uyuşturucu Metanfetamin Captagon Operasyon Narkotik Kaçak İçki Sahte İçki Sigara Kaçakçılık Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatıc) Eylemin hazırlık hareketi kapsamında kalması;


     Sanığın,  ‘in evine gitme şeklinde gerçekleşen eyleminde kast belirlenemediği gibi eyleminin hazırlık hareketi kapsamında kaldığı, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hatalıdır. (Yargıtay 20. Ceza Dairesi 27.10.2016) Uyuşturucu madde suçlarında diğer beraat gerekçelerine ve sanık lehine suç vasfının değişmesi, sanığın yararlanabileceği indirim maddeleri yahut hatalı ceza artırımı yapılan hallere yönelik Yargıtay bozma kararlarına bundan sonraki makalelerimizde yer verilecektir. 

    Ceza avukatlığı başka bir dava türüne vakit ayırmanın mümkün olmadığı, sürekli okumayı ve güncellemeyi (binlerce Yargıtay ve istinaf kararına hakim olmayı) gerektiren son derece teknik bir iştir. Ceza tehdidi altında olan bir sanığın savunması, duruşma hazırlığı, istinaf dilekçesi, temyiz dilekçesi ciddi emek ve uzun süreli çalışma gerektirir.

    Bu nedenle ceza avukatı seçerken dikkatli olmanız, mevcut avukatınızın dosyanıza ve konuya hakimiyetinden şüphe duymanız halinde de maddi kaygıları bir kenara bırakarak dosyanız hangi aşamada olursa olsun bir an önce farklı bir ceza avukatı edinmeniz tavsiye olunur.

    Bu konu hakkındaki benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Uyuşturucu Suçlarında Fazla Ceza Verilmesine Dair Yargıtay Bozma Kararları

    Uyuşturucu Suçlarında Fazla Ceza Verilmesine Dair Yargıtay Bozma Kararları

    Uyuşturucu Suçlarında Fazla Ceza Verilmesine Dair Yargıtay Bozma Kararları

     1)Sanık aleyhine suç vasfının hatalı tayini;

    Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ile uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunun ayrımına ilişkin özel bir makalemiz bulunduğundan konuyu burada tekrar etmemekte uyuşturucu madde suçlarına ilişkin diğer suç vasfı yanılgılarından birkaçına örnek vermekteyiz.

    a) Uyuşturucu maddeyi nakletme yerine ithalden ceza verilmesi;

    Sanığın eylemi uyuşturucu maddeyi ithal veya ihraç etme olarak değerlendirildiğinde 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezasını gerektirirken, eylemin nakletme olarak nitelendirilmesi halinde 10 yıl hapis cezası gerektirmektedir.

    Dolayısıyla suç vasfında yanılgı verilecek ceza miktarı açısından anormal fark doğurmaktadır.Sanığın yakalanan uyuşturucu maddeleri Türkiye’de bırakacağına veya başkasına vereceğine dair yeterli delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu, TCK’nın 188/3. maddesi yerine, 188/1. maddesi uyarınca ithal suçundan hüküm kurularak fazla ceza verilmesi hatalıdır.(Yargıtay 20. Ceza Dairesi 27.10.2016)

    Uyuşturucu Kokain Kaçak Narkotik Kelepçe Tutuklu Hükümlü Sanık Şüpheli Soruşturma Kovuşturma İtiraz Cezaevi Hapishane Nezarethane Karakol Polis Savcı Hakim Yargıç Adliye Mahkeme Duruşma Ağır Ceza Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    b) Suç delillerini gizleme yerine uyuşturucu madde ticaretinden ceza verilmesi

    Hatalı şekilde uyuşturucu madde ticaretinden mahkum edilen sanığın eylemi suç delillerini gizleme olarak nitelendirildiğinde 6 aydan 5 yıla kadar hapis gerektirmekte olup sanık bu madde uyarınca mahkum edilse dahi ceza verilirken alt sınırdan ciddi oranda uzaklaşılmadığı sürece muhtemelen hapis dahi yatmayacaktır.

    Dolayısıyla suç vasfında yanılgı, verilecek ceza miktarı açısından anormal fark doğurmaktadır.Sanığın eski eşi olan diğer sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna iştirak ettiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, arama yapmak için görevliler geldiği sırada, esrarların ele geçmesini önlemek amacıyla 4 paket esrarı pencereden dışarıya atmak şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 281. Maddesinde tanımlanan “suç delillerini gizleme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hatalıdır.

    2) Sanığın yardım eden yerine fail olarak cezalandırılması;

    TCK.’nın 39 maddesine göre suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 15 yıldan 20 yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

    Yani süreli hapis cezası (örneğin 20 yıl hapis) verilmesi gereken bir eylemde yardım eden kişiye en fazla 8 yıl hapis cezası verilebilecektir. Dolayısıyla yardım eden kişinin hatalı şekilde fail olarak nitelendirilmesi haksız yere oldukça fazla ceza yatmasına sebep olacaktır.

    Uyuşturucu madde kullanıcısını diğer sanığı götürüp buluşturarak uyuşturucu madde temin etmesini sağladığı dosya kapsamına uygun biçimde kabul edilen sanığın eyleminin yardım etme niteliğinde olduğu dikkate alınarak cezasından TCK’nın 39. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle fazla ceza tayini  hatalıdır.

    Esrar Marihuana Uyuşturucu Kokain Kaçak Narkotik Kelepçe Tutuklu Hükümlü Sanık Şüpheli Soruşturma Kovuşturma İtiraz Cezaevi Hapishane Nezarethane Karakol Polis Savcı Hakim Yargıç Adliye Mahkeme Duruşma Ağır Ceza Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    3) Suçun 3 veya daha fazla kişi ile işlendiğinden bahisle fazla ceza verilmesi:

    TCK’nın 188/5 maddesine göre uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının, 3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

    Sanığın diğer sanıklar Murat, Muhammed ve Hasan’la iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı dolayısıyla uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi durumunun söz konusu olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında hükmolunan temel cezanın TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca arttırılmayacağının gözetilmemesi hatalıdır.

    4) Hatalı şekilde TCK. 43. zincirleme suç hükümlerinin uygulanması:

    “…Sanığın başkasına vermek üzere üzerinde bulundurduğu 2 paket eroini birden çok kişiye vereceğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde öngörülen “zincirleme suç”

    hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi.

    5) Hatalı şekilde teşdiden ( alt sınırdan uzaklaşılarak ) ceza verilmesi;

      “…. Sanıklar hakkında TCK’nın 188/3. maddesi gereğince dosya kapsamına uymayan ve yasada belirtilmeyen gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılarak hapis cezasına hükmedilmesi.

    6) Uyuşturucu madde niteliğinin yanlış değerlendirilmesi;

     “…..Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün raporuna göre; suç konusu uyuşturucu maddelerin esrar ve MDMA etken maddesini içeren tabletler olduğu, MDMA etken maddesinin TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer almadığı gözetilmeden, sanığın cezasının TCK’nın 188/4. maddesi uyarınca arttırılması yasaya aykırı …

    Uyuşturucu madde suçlarından hatalı şekilde fazla ceza verilmesine dair sebepler ve örnekler bunlarla sınırlı değildir, hatta bu makalede yer alan bilgiler uyuşturucu suçlarına bakan ceza avukatlarının bu konuda bilmesi gerekenlerin %10’u dahi değildir.

    uyuşturucuyu

    Eğer uyuşturucu madde suçlarından sanık olarak yargılanıyorsanız, cezalandırıldıysanız hatta cezanız kesinleştiyse bile uyuşturucu madde suçlarına ilişkin güncel hukuki mevzuata ve teknik donanıma (Yargıtay ve İstinaf uygulamalarına, binlerce karara) hakim bir ceza avukatından destek almanız tavsiye olunur.

    Çünkü suç işlemiş olsanız ve beraat etmeniz teknik olarak hiçbir şekilde mümkün olmasa dahi hak ettiğinizden fazla ceza almış olabilirsiniz ve bu durum yakınlarınıza bir an önce kavuşmanızı engelliyor olabilir.

    Bu konu hakkındaki benzer makalelerimiz için tıklayın

  • UYUŞTURUCU SUÇLARINDA BERAAT VERİLMESİ GEREKİR İKEN DÜŞME KARARI VERİLMESİ

    UYUŞTURUCU SUÇLARINDA BERAAT VERİLMESİ GEREKİR İKEN DÜŞME KARARI VERİLMESİ

    KonyaBölge Adliye Mahkemesi3. Ceza Dairesi Esas : 2020/394Karar : 2020/359Karar Tarihi : 03/02/2020 

    Dairemizce dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yerel mahkeme tarafından eylemin ticaret değil uyuşturucu madde kullanmak amacıyla bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek kullanmadan da ayrı soruşturma yürütülerek Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/521 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı ve karara bağlandığı gerekçesiyle açılmış dava nedeniyle CMK’nın 223/7 maddesi gereğince kamu davasının reddine karar verilmiş ise de; Sanığın sübut bulan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan ayrıca soruşturma yapılarak kamu davası açıldığı ve karara bağlandığı göz önüne alınarak sanığın sübut bulmayan uyuşturucu madde ticareti suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde olduğundan HÜKMÜN BOZULMASINA, CMK’nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; 1-Sanık Ali S. hakkında üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında sanığa yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle CMK 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE, 2-Beraat eden sanığın tutuklu kaldığı süre yönünden CMK’nun 141 ve 142 maddeleri uyarınca kararın kesinleştiğinin kendilerine tebliğ edildiği veya kararın kesinleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 3 ay, her halukarda kesinleşmenin üzerinden 1 yıl geçinceye kadar ikametine en yakın Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat davası açma hakkının bulunduğunun bildirilmesine,3-Sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 6810 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,4-Konya C. Başsavcılığı’nın  21/05/2019 tarih, 2019/5350 emanet numarası ile adli emanete alınan; “Ankara KPL Müdürlüğü’nün mührü ile mühürlü bez torba içerisinde 37,5 gram ağırlığında eroin ” uyuşturucu maddenin ve Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 08/05/2019 tarihli ANK-KİM-19-04006 sayılı uzmanlık raporu ile alınan şahit numunelerin karar kesinleştiğinde TCK 54/1-4 Maddesi gereğince MÜSADERESİNE,5-Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına, HÜKMÜN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, CMK’nın 291/1-2. maddeleri uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak ya da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay (TEMYİZ) yolu açık olmak üzere, 03/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA VE ETKİN PİŞMANLIK

    UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA VE ETKİN PİŞMANLIK

    ÖZET : Ev ve müştemilat konusunda arama kararı bulunmadığı aşamada sanığın şüphe üzerine kapıya gelen kolluk görevlilerine evde bulunan uyuşturucu maddeyi teslim ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi sebebiyle TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırıdır.

    Yargıtay10. Ceza Dairesi
    Esas : 2017/976Karar : 2020/18Karar Tarihi: 08.01.2020
    Mahkeme : ADIYAMAN 1. Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet
    Dosya incelendi.
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
    Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    Ev ve müştemilat konusunda arama kararı bulunmadığı aşamada sanığın şüphe üzerine kapıya gelen kolluk görevlilerine evde bulunan uyuşturucu maddeyi teslim ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi sebebiyle TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi;
    Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 08/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA

    UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA

    T.C.YARGITAYCEZA GENEL KURULU

    Esas: 2017/25Karar: 2018/30Tarih: 24.01.2018
    ✦ UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA
    5271 – CEZA MUHAKEMESİ KANUNU / 308 
    Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında, yapılan yargılama sonucu sanığın mahkûmiyetine ilişkin Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.01.2016 gün ve 338-7 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesince 03.10.2016 gün, 1304-2721 sayı ve oyçokluğuyla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.11.2016 gün ve 48253 sayı ile itiraz kanun yoluna müracaat edilmiştir.
    CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Daire tarafından 27.12.2016 gün, 3444-4301 sayı ve oyçokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmişse de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.01.2018 tarih ve 48253 sayı ile itirazın geri alınması talebinde bulunulmuştur.
    Ceza Genel Kurulunca 01.10.2013 gün ve 314-394 sayı ile 315-395 sayılı kararlarda oybirliğiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar verilinceye kadar itirazını geri almasının mümkün olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
    Bu itibarla, itirazın geri alınması nedeniyle dosyanın mahalline gönderilmek üzere İNCELENMEKSİZİN YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İADESİNE, 24.01.2018 tarihinde karar verildi.

  • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ VE ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ

    UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ VE ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ

    Özet : Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;  Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 31.03.2011 olarak gösterilmesi gerekirken “2010” şeklinde eksik ve hatalı olarak yazılması,  Sanığın 31.03.2011 tarihinde …’de ele geçirilen 100 adet extacy ile ilgisi bulunduğuna dair, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut iletişimin tespit tutanakları dışında delil bulunmaması karşısında, sanığın 31.03.2011 tarihli eylemi işlediğine ilişkin; her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı ve bu eylemden sorumlu tutulamayacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, karar verilmiştir.

     T.C.Yargıtay

    20. Ceza Dairesi

    Esas : 2015/13297 Karar : 2017/4866 Karar Tarihi : 03.10.2017
    “İçtihat Metni”Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250 ile görevli)Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapmaHüküm : Mahkûmiyet
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
    1-) Sanıklar … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile eleştiri ve aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

    1-) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 29.11.2010 olarak gösterilmesi gerekirken “2010” şeklinde eksik ve hatalı olarak yazılması,

    2-) Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi uygulanırken Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca giderilmesi mümkün bulunduğundan;

    Kaçakçılık Eroin Kokain Uyuşturucu Metanfetamin Captagon Operasyon Narkotik Kaçak İçki Sahte İçki Sigara Kaçakçılık Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatı

    1-) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 29/11/2010 olarak gösterilerek “2010” şeklinde eksik ve hatalı olarak yazılan kısmın çıkarılması,

    2-) Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gözetilerek sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresi yazılmak suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

    2-) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

    a-) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 31.03.2011 olarak gösterilmesi gerekirken “2010” şeklinde eksik ve hatalı olarak yazılması,

    b-) Sanığın 31.03.2011 tarihinde …’de ele geçirilen 100 adet extacy ile ilgisi bulunduğuna dair, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut iletişimin tespit tutanakları dışında delil bulunmaması karşısında, sanığın 31.03.2011 tarihli eylemi işlediğine ilişkin; her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı ve bu eylemden sorumlu tutulamayacağının gözetilmemesi,Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,

    3-) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde, sanığın 07/05/2015 tarihinde öldüğünün belirlenmesi karşısında; sanığın ölüp ölmediği araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 03.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Bu kou hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu Beraat Kararı

    Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu Beraat Kararı

    YARGITAYCEZA GENEL KURULU

    Esas : 2011/10-159Karar : 2011/202Karar Tarihi : 4.10.2011
    • UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ SUÇU ( Geçmişte Aynı Suçtan Sabıkası Olan Sanığın Bu Suçu da İşlediği Şeklindeki Dosya İçeriğindeki Kanıtlarla Desteklenmeyen Değerlendirmenin Suçsuzluk Karinesine Aykırı Olduğu – Gerçekleşme Şekli Kuşkulu ve Tam Olarak Aydınlatılamamış Olay ve İddialar Sanığın Aleyhine Yorumlanarak Mahkûmiyet Hükmü Kurulamayacağı )• MASUMİYET KARİNESİ ( Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu – Geçmişte Aynı Suçtan Sabıkası Olan Sanığın Bu Suçu da İşlediği Şeklindeki Dosya İçeriğindeki Kanıtlarla Desteklenmeyen Değerlendirmenin Suçsuzluk Karinesine Aykırı Olduğu )• ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ ( Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu – Gerçekleşme Şekli Kuşkulu ve Tam Olarak Aydınlatılamamış Olay ve İddialar Sanığın Aleyhine Yorumlanarak Mahkûmiyet Hükmü Kurulamayacağı )• KESİN VE İNANDIRICI DELİL ( Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu – Geçmişte Aynı Suçtan Sabıkası Olan Sanığın Bu Suçu da İşlediği Şeklindeki Dosya İçeriğindeki Kanıtlarla Desteklenmeyen Değerlendirmenin Suçsuzluk Karinesine Aykırı Olduğu )5237/m.188/3
    ÖZET : Uyuşmazlık, sanığın üzerine atılı suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna dair kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Sanığın üzerinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunmadığı, üzerine atılı suçu işlediği hususu her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamıştır. Geçmişte uyuşturucu madde ticareti suçundan sabıkası olan sanığın bu suçu da işlediği şeklindeki dosya içeriğindeki kanıtlarla desteklenmeyen değerlendirme, suçsuzluk karinesine de aykırıdır. Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması yerinde değildir.
    DAVA : Sanıklar M. Ç. ve H. S. Y.’ın uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 Sayılı T.C.K.nın 188/3, 62/1, 52/2, 53/1, 54 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 4’er yıl 2’şer ay hapis ve 80’er Lira adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, zoralıma, mahsuba, hak yoksunluğuna ve tutukluluk hallerinin devamına, anılan Kanunun 58 inci maddesi uyarınca sanık H. S. Y.’ın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.5.2008 gün ve 5-77 Sayılı hükmün sanıklar ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 13.3.2009 gün ve 18107-4185 sayı ile;
    “… Sanık H. S. Y. hakkındaki hükmün;
    Kendisinde uyuşturucu madde ele geçirilemeyen, hiç bir aşamada suçu kabul etmeyen ve diğer sanık M. Ç.’ın sonradan döndüğü soyut beyanı dışında üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksine her türlü kuşkudan uzak, inandırıcı ve kesin kanıt bulunamayan sanığın beraatı yerine yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine karar verilmesi…”,
    İsabetsizliğinden BOZULMASINA ve sanığın tahliyesine karar verilmiş, direnmeye konu olmayan sanık M. Ç. hakkındaki hüküm ise, hak yoksunlukları ve adli para cezası yönünden düzeltilerek onanmıştır.
    Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi ise 3.7.2009 gün ve 94-135 sayı ile;
    “… Hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleşen hükümlü M. Ç.’ın torbacı tabir edilen satıcılardan olduğu, uyuşturucu madde niteliğinde bulunan esrarı satacağı duyumunun alınmasını müteakip önce haber elemanı olarak belirtilen G. isimli şahısla, daha sonra bizzat tanık olarak dinlenen tutanak mümzii R. O.’ın beyanından da anlaşılacağı üzere sanıkla telefonda ve yüz yüze görüşmek suretiyle uyuşturucu madde satışı konusunda anlaştıkları, bu doğrultuda sanık M. Ç.’ın satışa konu uyuşturucu maddeyi temin etmek üzere daha önceden inşaatlarda çalıştığı için tanıdığı, açık kimlik bilgilerini ve telefon numarasını bildiği, dosya arasına getirtilen telefon görüşme kayıtlarından da anlaşılacağı üzere Ö. F. Y. adına kayıtlı telefonla sanık H. S. Y. isimli şahısla telefonla görüşerek uyuşturucu maddeyi almak amacıyla Kemer Beldesi Beş Kavak Mevkiine gittiği, bilahare bu sanıktan aldığı esrar maddesini polisle yapılan anlaşma gereği Fethiye İlçe Merkezinde bulunan Y… Cafe yanındaki teslimat yerinde daha önce seri numaraları alınan parayı alıp esrarı poşet içerisine teslim ettiği sırada yakalandığı, bu suretle her iki sanığın birlikte hareket ederek ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak ve ticareti suçunu işledikleri vicdani kanaatine varılmıştır.
    Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.3.2009 tarih ve 18107-4185 Sayılı kararıyla sanık H. S. Y. hakkında mahkememizce uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen hüküm, ‘kendisinde uyuşturucu madde ele geçmeyen ve hiçbir aşamada suçu kabul etmeyen, diğer sanık M. Ç.’ın sonradan döndüğü soyut beyanı dışında atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksine her türlü kuşkudan uzak inandırıcı ve kesin kanıt bulunmayan sanığın beraatı yerine mahkûmiyet kararı verilmesi’ gerekçesiyle bozulmuş ise de soruşturma aşamasında düzenlenen telefon görüşme tutanağıyla aynı tarihli araştırma tutanağı, teslimat sırasında yakalanan M. Ç.’ın ilk beyanında suça konu uyuşturucuyu, daha önce hiç görmediğini, bu sebeple tanımadığını söylediği H. isimli şahıstan aldığını söyleyip diğer sanık H.’le ilgili olarak kimliği ve adresine dair açıklayıcı bir beyanda bulunmadığı, özellikle soruşturma aşamasında tanzim edilen diğer sanık H. isimli şahsın yakalanması ve açık kimlik bilgilerinin tespitine dair araştırma tutanağı içeriği, kovuşturma aşamasında dinlenen ve sanık M. Ç.la telefonla ve iki üç defa yüz yüze uyuşturucu madde temini konusunda görüşüp pazarlık yapan tanık R. O.’ın, bu sanıkla görüştükleri sırada sanık Mehmet’in diğer sanık H.le yanında uyuşturucu madde teminine dair olarak görüştüklerine ve sanık H. S. Y.’ın uyuşturucu madde bulundurduğuna dair tespitleri bulunduğuna dair beyanı, sanık M. Ç.’ın teslimat tarihinde Kemer Beldesi Beş Kavak Mevkiinde bulunduğu sırada motorunun bozulması sebebiyle diğer sanık H. S.’la telefonla görüştüğüne dair dosya kapsamına ve oluşa uygun olmayan ve diğer sanıktan uyuşturucu madde temin etmek için Beş Kavak Mevkiine gidip burada telefonla görüşerek uyuşturucu maddeyi teslim aldığı hususunu doğrulayan dolaylı beyanı, uyuşturucu madde ticareti suçunu işlemediğini, sadece uyuşturucu kullandığını söyleyen H. S. Y.’ın daha az ceza almaya yönelik olduğu düşünülen kaçamak savunması, uyuşturucu madde ticareti suçu sebebiyle kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan ve bu sebeple mükerrir sayılmasına yol açar nitelikte hapis cezasına mahkûm edilen sanığın sabıkalı kişiliği, ayrıca mahkememizce bozmaya konu kararın gerekçesinde belirtildiği üzere, sanıklardan M. Ç.’ın sübuta eren uyuşturucu madde ticareti suçuna dair verilen cezası sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin bulunmaması sebebiyle sanık hakkında verilen cezada 5237 Sayılı T.C.K.nun 192/3 üncü maddesi gereğince indirim yapılmadığına dair gerekçeyle sanık H. S. Y. hakkında diğer sanık M. Ç.’ın soruşturma aşamasında alınan ve sanık H.’in adres ve kimlik bilgilerinin tespitine yönelik olarak herhangi bir anlam ifade etmeyen ve daha önceden hiç görmediğini ve tanımadığını söylediği H. isimli kişiden uyuşturucu madde aldığına dair beyanına dayalı olmaksızın bizzat soruşturma aşamasında bu sanıkla görüşme esnasında telefonla uyuşturucu madde temin ettiği sırada görüştüklerine şahit olunan diğer sanık H. S. Y.’ın kimlik bilgilerine, sanık M. Ç.’ın yakalanmasını müteakip incelenen telefon kayıtlarından gidilerek yapılan araştırma neticesi davanın açılmış olması nedenleriyle sanık H. S. Y.’ın isnat edilen satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak ve bu amaçla diğer sanık M. Ç.’a teslim etmek sureti ile bu suçu işlediği” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
    Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istemli, 13.6.2011 gün ve 22311 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
    KARAR : Direnme hükmünün kapsamına göre inceleme, sanık H. S. Y. hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Sanık H. S. Y.’ın uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyetine karar verilen olayda, Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya içeriğine göre;
    Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince haber elemanları aracılığıyla yapılan istihbari çalışmalar sonucunda hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen ve incelemeye konu olmayan M. Ç.’ın uyuşturucu madde ticareti yaptığı bilgisinin alınması üzerine bu şahısla bağlantıya geçildiği, adı geçen şahsın görevli polis memuruna uyuşturucu satarken suçüstü yakalandığı, soruşturma aşamasındaki anlatımında, söz konusu maddeyi açık kimliğini bilmediği H. isimli şahıstan aldığını belirttiği, telefon görüşme kayıtlarındaki isimlerden yola çıkılarak, uyuşturucu madde ticareti suçundan sabıkalı olduğu soruşturmayı yürüten kolluk görevlileri tarafından bilinen H. S. Y.’ın arandığı, adresinde bulunamaması sebebiyle hakkında yakalama kararı verildiği ve uyuşturucu madde ticareti suçundan kamu davası açıldığı, yargılama aşamasında yakalanarak ifadesinin alındığı,
    20.10.2007 tarihli olay yakalama, üst arama ve muhafaza altına alma tutanağının;
    “Kaçakçılık ve Organize Suçlar Grup Amirliği görevlilerinin almış oldukları bir bilgide ilçemizde ikamet eden, inşaatlarda çalışan, 0539… numaralı telefonu kullanan ve isminin Muğla İli, Fethiye İlçesi, Çatak Köyü nüfusuna kayıtlı S. ve U. oğlu Fethiye 1979 doğumlu M. Ç. olduğu tespit edilen şahsın, ilçemizde piyasaya uyuşturucu esrar sattığının tespit edilmesi üzerine kişi ile alıcı kılığındaki görevlimiz arasında irtibat kurulmuş, 15.10.2007 günü yapılan ilk görüşmede fiyat konusunda anlaşma sağlanamamış, 20.10.2007 günü öğleden sonra şahısla alıcı kılığındaki görevlimizde bulunan 0538… numaralı telefonla yapılan görüşme neticesi, saat 19.30 sıralarında Fethiye Merkez Akdeniz Caddesi üzerinde Y… Cafenin yanında buluşma sağlanmış, M. Ç. isimli şahsın görevlinin bulunduğu otoya elinde poşetle gelmesiyle önceden seri numaraları alınmış olan 250 Lira kendisine verilmiş, bu esnada etrafta tertibat alan görevliler oto içerisindeki şahsı, elinde bulunan suç unsuru esrar maddesiyle birlikte zor kullanarak yasal hakları izah edilerek yakalamıştır. Şahsın etkisiz hale getirilmesinden sonra yapılan üst aramasında uyuşturucu madde temini için kendisiyle görüşüldüğü sırada önceden seri numaraları alınan 250 Lira cebinden çıkartılarak alınmış; uyuşturucu maddenin tartımında daralı ağırlığının 200 gram olduğu tespit edilmiştir” şeklinde olduğu,
    Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Ekspertiz Raporunda;
    “Suça konu tohumlu, yeşil renkli bitki kırıntılarının, uyuşturucu niteliğe sahip esrar aktif maddelerinden tetrahydrocannabinol ihtiva eden kenevir bitki kırıntıları olduğu, net ağırlığı 78 gram olan söz konusu kenevir bitki kırıntılarından 27,3 gram toz esrar elde edilebileceğinin” belirtildiği,
    Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından mahkeme kararıyla alınan iletişimin tespiti tutanağına göre M. Ç.’ın; 1.10.2007 ila 22.10.2007 tarihleri arasında sanık H. S. Y.’ın ağabeyi olan ve duruşmada tanık sıfatıyla dinlenen Ö. F. Y. adına kayıtlı telefon ile 58; Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğü haber elemanı olduğu belirtilen G. G. adına kayıtlı telefon ile de 9 kez görüşme yaptığı,
    Hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen ve incelemeye konu olmayan M. Ç.’ın, kolluk, Cumhuriyet savcılığı ve sorguda; üzerinde yakalanan uyuşturucu maddeyi önceden tanımadığı ve açık kimliğini bilmediği H. isimli bir kişiden aldığını belirttiği, sanık H. S. Y.’ın da hazır bulunduğu duruşmada ise söz konusu uyuşturucuyu H. S. Y.’dan değil G. isimli bir kişiden aldığını savunduğu,
    Sanık H. S. Y.’ın atılı suçlamayı kabul etmediği,
    Sanık M. Ç.’ın ifadesinde adı geçen G. G. isimli kişinin, Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı haber elemanı olduğu ve tanık sıfatıyla beyanda bulunmak istemediğine dair tutanak düzenlendiği,
    Tanık Ö. F. Y.’ın; kardeşi H. S. Y.’la birlikte inşaat işleri yaptığını, M. Ç.’ın da yanında çalıştığını, ihtiyaç halinde bazen kardeşinin yanında çalıştığını, M. Ç.’ın inşaatta kaldığını, sabah kalkması için bazen kendisinin, bazen de kardeşinin aradığını, bu şekilde günde beş altı defa görüştüklerini beyan ettiği;
    Anlaşılmaktadır.
    Amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latince,”in dubio pro reo” olarak ifade edilen “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna dair kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanacağı gibi, dava koşulları bakımından da geçerlidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılıp diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada varsayıma dayalı olarak hüküm kurmak anlamına gelir ki, bu durum da yukarda belirtilen ilkeye açık bir aykırılık oluşturur. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Uygulamada adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.
    Vicdani kanıt sisteminin geçerli bulunduğu ceza yargılaması hukukumuzda hakimin hükmünü dayandırdığı delillerin gerçekçi, akılcı, olayı tüm ayrıntısıyla yansıtıcı, kanıtlamaya yararlı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş olması gerekir. Sanık aleyhine vicdani kanı, yargılama konusu olayla ilgili olmayan bilgilerden oluşmamalı, sanığın önceki sabıkasını da hükme dayanak yapılmamalıdır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Hakkındaki mahkûmiyet hükmü temyiz incelemesi sonucu kesinleşmiş olan M. Ç.; kolluk, Cumhuriyet savcılığı ve sorguda üzerinde yakalanan uyuşturucu maddeyi açık kimlik bilgilerini bilmediği, daha önceden hiç görmediği ve tanımadığı H. isimli şahıstan aldığını belirtmiş, sanık H. S. Y.’ın da hazır bulunduğu duruşmalarda ise söz konusu uyuşturucuyu huzurda bulunan H. S. Y.’dan değil, G. isimli bir şahıstan aldığını, H. S. Y.’la aynı inşaatlarda çalıştığını, kendisini tanığını ve telefonla görüştüklerini söylemiştir.
    Nitekim dosya içeriğine göre M. Ç., sanık H. S. Y. ve ağabeyi Ö. F. Y.’la birlikte inşaatlarda çalışmakta, sanığın açık kimlik bilgilerini ve telefon numarasını da bilmektedir. Tanık Ö. F. Y.; M. Ç.’la sanık H. S. Y. arasındaki içeriği tespit edilemeyen çok sayıdaki telefon görüşmesini doğrulamakta, ancak bu görüşmelerin işlerinin gereği yapılmış görüşmeler olduğunu beyan etmektedir. Sanık M. Ç.’ın, duruşmada döndüğü soruşturma aşamasında alınan beyanları dışında, üzerinde yakalanan uyuşturucunun, sanık H. S. Y.’dan alındığı hususunda görgüye dayalı bilgisi olan başka kimse de yoktur. Sanık H. S. Y.’ın üzerinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunmadığı, üzerine atılı suçu işlediği hususu her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamıştır.
    Geçmişte uyuşturucu madde ticareti suçundan sabıkası olan sanığın bu suçu da işlediği şeklindeki dosya içeriğindeki kanıtlarla desteklenmeyen değerlendirme, yukarda ayrıntılarına yer verilen suçsuzluk karinesine de aykırıdır.
    Bu sebeple hakkındaki hüküm kesinleşen M. Ç.’ın duruşmada dönmüş olduğu soruşturma aşamasında alınan beyanlarına ve içeriği tespit edilemeyen telefon görüşmeleriyle adli sicil kaydına konu ilama dayalı olarak sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması yerinde değildir.
    Bu itibarla; Özel Daire bozma kararı isabetli bulunduğundan, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA karar verilmesi gerekmektedir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Genel Kurul Üyesi ise; “sanığın üzerine atılı suçun sabit olduğu” görüşüyle karşıoy kullanmıştır.
    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
    1- ) Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nin 3.7.2009 gün ve 94-135 Sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,
    2- ) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.10.2011 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

  • TCK MADDE 284 TUTUKLU, HÜKÜMLÜ VEYA SUÇ DELİLLERİNİ BİLDİRME SUÇU

    TCK MADDE 284 TUTUKLU, HÜKÜMLÜ VEYA SUÇ DELİLLERİNİ BİLDİRME SUÇU

     Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.2) İşlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.3) Bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.4) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.

    TCK MADDE 284’ÜN GEREKÇESİ
    Madde metninde, hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yerin ihbar edilmemesi, suçu ihbar etmemekten bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Belli bir suçun işlenmiş olması dolayısıyla başlatılan soruşturma ve kovuşturma kapsamında bu suçu işlediğinden bahisle hakkında tutuklama kararı verilmiş olan bir kişinin bulunduğu veya saklandığı yerin yetkili makamlara bildirilmemesi, suç oluşturacaktır. Bunun için, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişinin, soruşturma ve kovuşturma konusu yapılan suç dolayısıyla şüpheli bulunan şahıs hakkında tutuklama kararının verilmiş olduğunu veya kesinleşmiş bir yargı kararıyla belli bir cezaya mahkûm olmuş olan şahsın bu cezasının infazı amacıyla arandığını ve nerede bulunduğunu tereddütsüz bir şekilde bilmelidir. Başka bir deyişle, söz konusu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre, işlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yerin bilinmesine rağmen, yetkili makamların durumdan haberdar edilmemesi, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci fıkrada tanımlanan suç gibi, bu suç da, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Bu suçların faili herkes olabilir. Ancak, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunun faili olan kişi, bu maddede tanımlanan suçtan dolayı cezalandırılamaz. Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Dördüncü fıkraya göre, birinci ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların, belli akrabalık ilişkisi içinde bulunan kişiler lehine olarak işlenmesi hâlinde, cezaya hükmedilmeyecektir. Kişinin önceden işlenmiş olan asıl suçun fail veya şerik ile belli akrabalık ilişkisi içinde bulunması, bu suç açısından sadece bir şahsî cezasızlık sebebi oluşturmaktadır.
    TCK MADDE 284 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI
    Yargıtay12. Ceza Dairesi
    Esas : 2018/4115Karar : 2018/7434Karar Tarihi : 04.07.2018
    Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Tazminat talebinin dayanağını oluşturan Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/194 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı … ün kasten öldürme suçundan 25.02.2010 ile 29.06.2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, hakkında Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 2010/3699 Esas sayılı iddianame ile kasten öldürme suçundan dava açıldığı, yargılama sonunda da kasten öldürme suçuna ilişkin beraat kararı verilmeden eylemin TCK ‘nın 284. maddesinde düzenlenen suç delillerini bildirmeme suçu kapsamında kaldığı ancak TCK’nın 284/4 maddesi gereğince şahsi cezasızlık halinin varlığının kabulü ile ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2013/3 Esas, 2013/3061 Karar saylılı ilamı ile 10.04.2013 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, 5271 sayılı CMK’nın 141/1-e maddesinde düzenlenen kanuna uygun olarak tutuklandıktan sonra hakkında beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenlerin tazminat talebinde bulunabileceği hükmü karşısında, hakkında beraat kararı verilmeyen davacının tazminat talebinin reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi, Kabule Göre de;1-)29/05/1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup, bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ancak ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken ve ilgili davada temyizen incelenebilecek haklardan olduğundan, ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamında ayrıca dava konusu edilemeyeceğinin belirtilmiş olması karşısında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında, davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği gerekçesiyle ”2.000” TL vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması,2-)Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması, Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • TCK MADDE 283 SUÇLUYU KAYDIRMA SUÇU

    TCK MADDE 283 SUÇLUYU KAYDIRMA SUÇU

     Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.

    TCK MADDE 283’ÜN GEREKÇESİ
    Madde metninde, işlenmiş olan bir suçun failine, suçun işlenişine herhangi bir şekilde iştirak etmeksizin, yardımda bulunulması cezaî müeyyide altına alınmıştır. Bununla güdülen amaç, suç işlendikten sonra failin herhangi bir şekilde yardım görmesini engellemektir. Bu suretle ceza adaletinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Ceza muhakemesinin amacını oluşturan maddî gerçeğin araştırılıp ortaya çıkarılması ve bu suretle adil bir yargıya varılması, suç şüphesi altında bulunan kişinin dahi esasta menfaatine bir husustur. Çünkü insan şahsîyetinin tekâmülü, ancak hakikat ve adaletle mümkün olabilecektir. Maddî gerçeğin tespitine dayalı olarak mahkemece hükmolunan ceza veya tedbirin infazı, suçlu kişinin işlediği suçtan dolayı içinde bulunduğu kusurluluk durumundan ibra olmasını, yani yeniden topluma kazandırılmasını sağlayacaktır. Bu bakımdan, suç şüphesi altında bulunan kişinin yargılanmasının veya hükümlü kişinin mahkûm olduğu cezanın veya tedbirin infazının engellenmesi, ceza adaletinin gerçekleşmesini engelleyecektir. Bu suçun konusu, daha önce işlenmiş olan bir suçun işlenişine herhangi bir şekilde iştirak etmiş olan bir kişidir. Kayrılan kişi, önceki suçun faili veya şeriki olabilir. Bu kişi, önceden işlenen bir suçtan mahkûm olmuş bir kişi olabileceği gibi, sadece şüpheli veya sanık olması nedeniyle aranan bir kişi de olabilir. Sanık veya mahkûm olan kimsenin saklanmasına yönelik her hareket, bu suçun oluşmasını sağlayacaktır. Sanık veya mahkûmun belli bir yerde saklanmasının temin edilmesinden başka; bu kişi, soruşturmanın veya infazın engellenmesi amacıyla örneğin bir başka ülkeye kaçırılmış olabilir. Bu tür fiilleri de söz konusu suç kapsamında değerlendirmek gerekir. Belirtmek gerekir ki, hakkında tutuklama veya mahkûmiyet kararı verilen kişinin bir yerde barınmasını temin etme durumunda dahi, bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Bu suçun oluşabilmesi için, kayrılan kişinin araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması amacıyla hareket edilmesi gerekir. Böyle bir amaç güdülmemekle beraber, kişinin insani mülahazalarla bazı ihtiyaçlarının karşılanmış olması durumunda, söz konusu suç oluşmayacaktır. Bu suçun faili herkes olabilir. Ancak, izlenen suç siyaseti gereğince, kayırma suçundan dolayı cezalandırılabilmesi için, kişinin önceden işlenmiş olan suça herhangi bir şekilde iştirak etmemiş olması aranmıştır. Keza, kayırma suçunun konusunu belli akrabalık ilişkisi içinde bulunan kişilerin oluşturması hâlinde de cezaya hükmedilmeyecektir. Kişinin önceden işlenmiş olan asıl suça fail veya şerik olarak iştirak etmiş olması veya suçun konusunu oluşturan kişilerle belli akrabalık ilişkisi içinde bulunması, bu suç açısından sadece bir şahsî cezasızlık sebebi oluşturmaktadır. Şahsî cezasızlık sebebinin bulunduğu hâllerde işlenen fiil suç ve dolayısıyla haksızlık oluşturma özelliğini muhafaza etmektedir. Ancak, kişinin ceza hukuku açısından sorumluluğu cihetine gidilmemektedir.
    TCK MADDE 283 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
    Yargıtay16. Ceza Dairesi
    Esas : 2015/533Karar : 2015/371Karar Tarihi : 24.03.2015
    TCK’nın 283. maddesinde tanımlanan suçluyu kayırma suçunun oluşması için, failin suç işleyen kişiye araştırma, yakalama, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlaması gerektiği, somut olayda; Kalecik ilçesi cezaevinden cinayet zanlısı ve firari … isimli şahsın… Köyünde bir evde saklandığı şeklinde bilgi alınması neticesinde mezkur yerde bulunmaması üzerine ihbar edenle iletişime geçilerek ihbarın asılsız çıktığı beyanı üzerine Kuşçali Köyü yakınındaki su deposunun yanında olduklarının belirlenmesi üzerine söz konusu yere gidildiğinde, firari Satılmış ın gece karanlığından istifade ederek kaçtığı fakat yanında bulunan sanığın kovalama neticesi yakalandığına dair tutanak karşısında, sanığın üzerine atılı suçluyu kayırma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine, takdirde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.
    Yargıtay16. Ceza Dairesi
    Esas : 2015/3257 Karar : 2015/1744Karar Tarihi : 08.06.2015
    1- 5237 sayılı TCK’nın 270. maddesinde tanımlanan suç üstlenme suçunun oluşması için, failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilin de suç oluşturması gerekir. Somut olayda ise; alkollü olarak araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşüren D…. Ö…. hakkında soruşturma yapılmasını engellemek için alkolsüz olan sanık Ö…. İ….’nin aracı kendisinin kullandığını görevli polis memurlarına beyan etmesinin TCK’nın 283/1 inci maddesinde tanımlanan “Suçluyu kayırma” suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,2- Kabule göre de;01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 s. Kanunla yapılan değişiklikle TCK’nın 50/6 ncı madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 s. Kanunun 106 ncı maddesinin 4 9 uncu fıkralar 4 ve 9 uncu fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde seçenek yaptırım olan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 08.06.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Call Now