İşçinin Hakaret İddiasıyla İşten Çıkarılmasında İspat Yükü Kimdedir? Yargıtay’ın Güncel Yaklaşımı

İşverene veya Başka Bir İşçiye Hakaret İddiasının Hukuki Niteliği, Fesih Süreçleri ve İspat Kriterleri

İş hayatında işçi ve işveren arasında yaşanan gerginlikler bazen sözlü tartışmalara ve hakaret iddialarına dönüşebilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, işçinin işverene, onun aile üyelerinden birine veya başka bir işçisine hakaret etmesi ya da şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi, işverene iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih (tazminatsız ve ihbardan muaf çıkış) hakkı tanımaktadır. Ancak uygulamada en büyük uyuşmazlık, bu hakaret iddiasının gerçekten yaşanıp yaşanmadığı ve bunun hukuken nasıl kanıtlanacağı noktasında toplanmaktadır. Türk İş Hukuku sisteminde ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında, işçinin hakaret ettiği iddiasıyla işten çıkarılmasında ispat yükü tamamen işverendedir.

İşveren, işçinin hakaret ettiğini somut, şüpheden uzak ve kesin delillerle ortaya koymakla mükelleftir. Sadece iş yeri yetkilileri tarafından tek taraflı olarak tutulan tutanaklar veya soyut iddialar feshin haklılığını kanıtlamaya yetmez. Hakaret fiiline dayalı fesihlerde, işverenin bu durumu öğrendiği tarihten itibaren 6 iş günü ve her halükarda olayın gerçekleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde fesih yetkisini kullanması gerekir; bu süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Gaziantep yerelindeki sanayi tesislerinde ve ticari işletmelerde sıklıkla gözlemlediğimiz üzere, işverenlerin bu hak düşürücü sürelere riayet etmeden veya yeterli delil toplamadan yaptıkları fevri fesihler, açılan davalarda haksız fesih olarak nitelendirilmekte ve işvereni ağır tazminat yükümlülükleri altına sokmaktadır.

İşçinin savunmasının alınması noktasında ise kanun koyucu önemli bir ayrım yapmıştır. İş Kanunu’nun 25/II maddesi kapsamında ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık (hakaret, devamsızlık vb.) gerekçesiyle yapılan fesihlerde işçinin fesihten önce yazılı savunmasının alınması yasal bir zorunluluk değildir. Fakat işverenin iddia ettiği hakaret eylemini somut delillerle ispat edememesi durumunda, yapılan fesih haksız fesih hükmünde kalacaktır. İspat vasıtası olarak iş yeri kamera kayıtları, görgü tanığı olan diğer işçilerin beyanları, varsa mesaj veya e-posta kayıtları mahkemece titizlikle incelenir. Ofisimizin 11 yıllık mesleki tecrübe birikimi göstermektedir ki, tanık beyanlarının tutarlı olması, husumetli işçilerin ifadelerinden ari bulunması ve olayın gelişim şekli (tahrik unsuru olup olmadığı) davanın seyrini doğrudan belirlemektedir.

Gaziantep Is Mahkemesinde hakaret iddiasiyla haksiz fesih ve kidem tazminati davasi İşten Çıkarılması
İşten Çıkarılması

Tutanaklara Rağmen İspatlanamayan Hakaret İddiası ve İşçinin Tazminat Zaferi

Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren büyük ölçekli bir gıda üretim fabrikasında montaj hattı işçisi olarak 4 yıl kesintisiz çalışan müvekkil, vardiya amiri ile yaşadığı işbölümü tartışması sonrasında amirine ağır hakaretlerde bulunduğu iddiasıyla karşı karşıya kalmıştır. İşverenlik, olay gününün hemen ardından vardiya amiri ve iki meydan şefinin imzasıyla bir “Olay Tespit Tutanağı” düzenlemiş ve işçinin iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-b maddesi gereğince haklı nedenle, tazminatsız ve ihbarsız olarak feshetmiştir. İşçi, herhangi bir hakaret etmediğini, haksızlığa uğradığını belirterek hukuki yardım talebiyle ofisimize başvurmuştur.

Gaziantep 3. İş Mahkemesi nezdinde açtığımız kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı davasında, müvekkilin hakaret fiilini işlemediğini, iş yerinde tutulan tutanağın tamamen amirin baskısıyla ve dayanışma amacıyla sonradan düzenlendiğini, feshin haksız olduğunu savunduk. Davalı şirket vekili ise imzalı tutanakların mevcudiyetini ve tutanak tanıklarının beyanlarını delil göstererek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yürütülen yargılama ve yapılan duruşmalarda tutanak tanıkları dinlenmiş, ofisimizce yapılan çapraz sorguda tanıkların olayı bizzat duymadıkları, sadece amirin beyanı üzerine tutanağa imza attıkları ortaya çıkarılmıştır. Mahkeme, Yargıtay’ın güncel içtihatları doğrultusunda şu hukuki gerekçeyle davanın kabulüne karar vermiştir:

“İş sözleşmesinin işçinin hakaret eylemi nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği iddia edilmiş ise de; iş hukukunda feshin haklı nedene dayandığını ispat yükü işverendedir. Davalı işveren tarafından sunulan tutanak tanıklarının duruşmadaki beyanlarında olayı bizzat duymadıkları, salt amirin telkiniyle imza attıkları anlaşılmıştır. Soyut iddia ve tek taraflı tutanak dışında hakaret fiilini net bir şekilde ortaya koyan somut, kesin ve inandırıcı delil sunulamadığından işverence yapılan fesih haksızdır. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekmiştir.”

Bu emsal karar, işverenlerin sadece kağıt üzerinde tutanak düzenleyerek işçileri tazminatsız şekilde kapı önüne koyamayacağını, yargı organlarının şekli belgelere değil, maddi gerçeğin ispatlanıp ispatlanmadığına baktığını açıkça kanıtlamaktadır. 11 yıllık saha ve dava tecrübemiz, bu tür uyuşmazlıklarda tanık anlatımlarının satır aralarının ve usuli eksikliklerin davanın kaderini baştan aşağı değiştirdiğini göstermektedir.


Sıkça Sorulan Sorular

İşçinin hakaret ettiği iddiasıyla işten çıkarılması durumunda kıdem tazminatı ödenir mi?

Eğer işveren işçinin hakaret ettiğini mahkeme huzurunda somut delillerle kesin olarak ispat ederse, fesih haklı neden teşkil edeceğinden işçiye kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmez. Ancak işveren bu iddiayı ispat edemezse, fesih haksız sayılır ve en az 1 yıllık kıdemi olan işçiye kıdem ve ihbar tazminatları faiziyle birlikte ödenir.

İş yerinde tutulan hakaret tutanağı işçinin tazminat almasına engel midir?

Hayır, tek başına işveren veya amirler tarafından tutulan tutanaklar kesin delil değildir. Mahkeme, tutanakta imzası olan kişileri duruşmada tanık olarak dinler. Tanıların ifadelerinde çelişki bulunması, olayı bizzat duymadıklarının anlaşılması veya amir baskısıyla imzaladıklarının ortaya çıkması halinde tutanak hükümden düşer ve işçi tazminatını alır.

Hakaret iddiasıyla işten çıkarılan işçi işe iade davası açabilir mi?

Evet, iş yerinde iş güvencesi (30 veya daha fazla işçi çalışması ve en az 6 aylık kıdem) şartları mevcutsa, işçi feshin geçersiz olduğunu ve hakaret etmediğini ileri sürerek fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde zorunlu arabulucuya başvurmalı, anlaşma sağlanamazsa işe iade davası açmalıdır. İşveren hakareti ispat edemezse mahkeme işçinin işe iadesine karar verir.

İşçinin hakaretinin karşılıklı olması veya tahrik altında söylenmesi feshi nasıl etkiler?

Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre, eğer işveren veya vekili işçiye hakaret etmiş, haksızlık yapmış ve işçi bu durumun yarattığı ani öfke/tahrik altında karşılık vermişse, işçinin eylemi haklı fesih nedeni sayılmayabilir. Karşılıklı sataşma ve tahrik unsurlarının varlığı halinde, feshin en fazla geçerli neden oluşturabileceği kabul edilerek işçinin tazminat hakları korunmaktadır.


İletişim ve Yasal Uyarı

Avukat Abdulkadir Akıllar Hukuk Bürosu
Telefon: 0532 167 09 13

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İş hukuku alanındaki uyuşmazlıklarda, özellikle hakaret gibi ispatı teknik detaylara bağlı konularda hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.

Hukuki Kaynaklar:

  • 4857 Sayılı İş Kanunu (Madde 25/II-b, Madde 18, 19)
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin Emsal Haklı Fesih ve İspat Yükü Kararları
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Hukuk Daireleri Kararları
  • Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ilgili maddeleri


Yorumlar

Aklınıza takılan tüm soruları sorabilirsiniz. Yorum yapmaktan çekinmeyin.

Hemen Ara