İş hayatında güven ilişkisi, iş sözleşmesinin en temel dayanağını oluşturur. İşçinin işverene, işverenin de işçiye karşı dürüstlük ve sadakat borcu bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bu güven ilişkisini kökünden sarsan en ciddi durumlardan biri de işyerinde hırsızlık yapılmasıdır. İşyerinde hırsızlık, hukuki niteliği itibariyle işverenin güvenini kötüye kullanma, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sergileme olarak kabul edilir. Bu tür bir eylemin varlığı halinde işveren, iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız olarak feshetme hakkına sahip olur. Ancak bu sürecin yasal prosedürlere, hak düşürücü sürelere ve ispat kurallarına uygun olarak yürütülmesi, ileride açılacak olası bir iş davasında hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından hayati önem taşır. Gaziantep ve çevre illerde yaşanan iş hukuku uyuşmazlıklarında, iddiaların somut delillerle desteklenmesi ve yasal sürelerin kaçırılmaması mahkemelerin ilk incelediği hususlar arasında yer almaktadır.
İş Yerinde Taciz ve Mobbing ile Mücadele (İşverenin Sorumlulukları) yazımızı okumak için
4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamında İşyerinde Hırsızlık ve Tazminatsız Fesih Şartları
İşyerinde hırsızlık eylemi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” başlığı altında değerlendirilir. İlgili kanun maddesi, işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmasını işveren açısından haklı fesih (işverenin tazminat ödemeden iş sözleşmesini derhal sonlandırma hakkı) nedeni olarak saymıştır.
İşyerinde hırsızlık iddiasıyla iş sözleşmesinin feshedilebilmesi ve bu feshin hukuken geçerli sayılabilmesi için belirli şartların bir arada bulunması gerekmektedir:
- Eylemin Somut ve Kesin Delillerle İspatlanması: Hırsızlık iddiası, soyut duyumlara veya şüphelere dayandırılamaz. Kamera kayıtları, tanık beyanları, sayım döküm icmalleri, stok açığı raporları veya suçüstü tutanakları gibi somut delillerle kanıtlanmalıdır.
- Hak Düşürücü Süreye Uyulması: İş Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak fesih yetkisinin kullanılması belirli bir süreye bağlanmıştır. İşveren, hırsızlık eyleminin öğrenildiği tarihten itibaren 6 iş günü içinde ve her halükarda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde fesih hakkını kullanmak zorundadır. Bu süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü süre niteliğindedir. Süre geçtikten sonra yapılan fesihler, eylem gerçeği yansıtsa dahi usulden haksız fesih sayılabilir.
- Eylemin Değeri ve Maddi Boyutu: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, hırsızlığa konu olan malın veya paranın maddi değerinin azlığı ya da çokluğu feshin haklılığını ortadan kaldırmaz. Önemli olan malın ekonomik değeri değil, işçinin sadakat borcuna aykırı davranarak işverenin güvenini tamir edilemez şekilde sarsmış olmasıdır. Dolayısıyla çok küçük değerli bir eşyanın dahi işyerinden gizlice alınması haklı fesih nedeni teşkil eder.

İşyerinde hırsızlık yaptığı somut delillerle ortaya konulan ve yasal süreler içinde işten çıkarılan bir işçi, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talep edemez. İşveren, işçinin iş sözleşmesini SGK çıkış kodu olarak “46” (İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması) kodunu kullanarak bildirir. Bu kodla işten çıkarılan işçiler, işsizlik maaşından da yararlanamazlar. Ancak işçinin içeride kalan ve henüz ödenmemiş olan ücret, fazla mesai, yıllık izin ücreti ile resmi tatil alacakları gibi hak edilmiş işçilik alacakları hırsızlık eyleminden bağımsızdır ve işverenin bu alacakları ödeme yükümlülüğü devam eder. İşveren bu alacakları, işçinin işyerine verdiği zarara karşılık mahsup etmek istiyorsa, bunun da hukuki sınırları çerçevesinde yapılması gerekir.
Stok Açığı ve Kamera Kayıtlarına Dayalı Fesih İncelemesi
Olay: Gaziantep Birinci Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren büyük ölçekli bir tekstil ve lojistik firmasında depo görevlisi olarak çalışan işçi A.K.’nin, işletmeye ait yüksek değerli tekstil malzemelerini parça parça işyerinden dışarı çıkardığı iddia edilmiştir. İşveren, periyodik olarak yapılan stok sayımlarında ciddi miktarda ürün açığı tespit etmiş ve bunun üzerine geriye dönük güvenlik kamerası incelemesi başlatmıştır.
Deliller ve Tespit Süreci: Yapılan kamera incelemelerinde, işçi A.K.’nin mesai bitiminde çantasına ve kıyafetlerinin içine ürün gizleyerek nizamiyeden çıktığı net bir şekilde görülmüştür. İşyeri yönetimi, kamera görüntülerinin tespit edildiği günün ertesi sabahı durumu tutanak altına almış, işçinin yazılı savunmasını talep etmiştir. İşçi savunma vermekten imtina etmiş, bunun üzerine işveren, görüntülerin tespit edilmesinden itibaren 3. iş gününde iş sözleşmesini tazminatsız olarak feshetmiştir. İşçi A.K., feshin haksız olduğunu, kameraların hukuka aykırı şekilde izlendiğini ve kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini ileri sürerek Gaziantep İş Mahkemesi bünyesinde dava açmıştır.
Hukuki Değerlendirme ve Yargıtay Yaklaşımı: 11 yıllık mesleki tecrübe ve saha birikimimiz ışığında bu tür davalar analiz edildiğinde, mahkemenin ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin baktığı temel unsurlar şunlardır:
“İşçinin hırsızlık eyleminin sabit olması halinde, çalınan eşyanın değerinin azlığı feshin haklılığını etkilemez. İş ilişkisinde güven unsuru bir kez zedelendiğinde, işverenden bu ilişkiyi sürdürmesi beklenemez. Ancak işverenin fesih hakkını kullanırken İş Kanunu m. 26’da öngörülen 6 iş günlük hak düşürücü süreye riayet etmesi zorunludur.” (Yargıtay 9. H.D. Emsal Karar Yaklaşımı)
Mahkeme yargılamasında, işyerindeki ortak alanları ve depo bölümünü gören kameraların gizli kamera olmadığı, iş sağlığı ve güvenliği ile genel işyeri güvenliği amacıyla yerleştirildiği, dolayısıyla bu kayıtların hukuka uygun delil niteliği taşıdığı belirlenmiştir. İşverenin, hırsızlık fiilini net olarak öğrendiği (kamera incelemesinin tamamlanıp tutanağa bağlandığı) tarihten itibaren 6 iş günü içinde fesih hakkını kullandığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak mahkeme, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davrandığına, işverenin feshinin haklı olduğuna hükmederek işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar vermiştir. Bu vaka, iş davalarında usul kurallarına ve delil toplama yöntemlerine uyulmasının ne derece belirleyici olduğunu açıkça göstermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İşyerinde hırsızlık şüphesiyle işten çıkarılan işçi işe iade davası açabilir mi?
Evet, iş sözleşmesi feshedilen her işçi gibi, şartları varsa (işyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışması ve en az 6 aylık kıdemin bulunması) fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde zorunlu arabuluculuk bürosuna başvurarak ardından işe iade davası açabilir. Ancak dava sürecinde işveren hırsızlık eylemini somut ve kesin delillerle ispatlarsa, mahkeme feshin haklı olduğuna karar verir ve işe iade talebini reddeder.
Hırsızlık iddiasıyla işten çıkarılan işçiye tazminat ödenir mi?
İşyerinde hırsızlık yaptığı kesinleşen ve bu nedenle iş sözleşmesi İş Kanunu 25/II-e uyarınca feshedilen işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmez. Ancak işçinin çalışıp da karşılığını almadığı normal ücreti, fazla mesai alacakları veya kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretleri gibi diğer hak edilmiş işçilik alacaklarının ödenmesi zorunludur.
İşyerinde hırsızlık suçlamasında 6 günlük süre ne zaman başlar?
6 iş günlük hak düşürücü süre, hırsızlık eyleminin gerçekleştiği an değil, işverenin veya fesihe yetkili makamın (Örn: İnsan Kaynakları, Genel Müdürlük veya Şirket Yönetim Kurulu) bu eylemi ve failini kesin olarak öğrendiği tarihten itibaren başlar. Olayın araştırılması, kamera incelemeleri veya tahkikat süreci bu süreyi askıya alır; ancak öğrenmenin tamamlanmasıyla birlikte 6 iş günü içinde fesih yapılmalıdır.
Çalınan malın değerinin çok düşük olması haklı fesihi engeller mi?
Hayır, engellemez. Yargıtay yerleşik içtihatlarında malın ekonomik değerinin azlığı veya çokluğu üzerinde durmaz. Temel kriter, işçinin sadakat, dürüstlük ve doğruluk yükümlülüğünü ihlal ederek işveren ile arasındaki güven bağını zedelemiş olmasıdır. Dolayısıyla çok cüzi miktardaki bir hırsızlık eylemi dahi tazminatsız fesih için yeterlidir.
İletişim Bilgileri:
- Avukat Abdulkadir Akıllar Hukuk Bürosu
- Telefon: 0532 167 09 13
- Adres: Gaziantep
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İş hukuku alanındaki uyuşmazlıklarda, hak düşürücü süreler ve ispat kuralları son derece sıkı şartlara bağlı olduğundan, telafisi imkansız hak kayıplarına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Hukuki Kaynaklar:
- 4857 Sayılı İş Kanunu (Madde 25, 26)
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Emsal Kararları
- Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Sadakat Borcu Hükümleri

Aklınıza takılan tüm soruları sorabilirsiniz. Yorum yapmaktan çekinmeyin.