İşe İade Davasını Kazanan İşçinin İşe Başlatılmaması Halinde Kıdem ve İhbar Tazminatı Hangi Tarihteki Ücret Üzerinden Hesaplanır?

İşe Başlatmama Durumunda Ücretin Tespiti ve Tazminat Süreçleri

İş hayatında haksız veya geçersiz bir nedenle işten çıkarılmak, çalışanlar için hem maddi hem de manevi anlamda oldukça yıpratıcı bir süreçtir. İş güvencesi kapsamında olan işçiler, bu haksızlığa karşı yasal haklarını aramak amacıyla işe iade davası açma yoluna gitmektedir. Hukuk sistemimizde işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda temel amaç, zayıf konumda olan işçinin korunmasıdır. Bu bağlamda, davayı kazanan işçinin yasal süresi içinde işverene başvurmasına rağmen işe başlatılmaması durumu, hukuki açıdan yeni ve son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız en kritik sorun, işe başlatılmayan işçinin daha önce ödenmemiş veya eksik ödenmiş olan kıdem ve ihbar tazminatlarının hangi tarih esas alınarak hesaplanacağıdır. Ülkemizdeki enflasyonist ortam ve asgari ücretteki dönemsel artışlar göz önüne alındığında, davanın açıldığı tarih ile kesinleştiği tarih arasındaki ücret farkı çok ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları, bu mağduriyeti önlemek adına işçinin lehine çok net bir çerçeve çizmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, işe iade davasının lehe sonuçlanması ve kararın kesinleşmesinin ardından işçinin 10 iş günü içerisinde işverene işe başlamak için yazılı olarak başvurması zorunludur. İşçi bu başvuruyu yapmazsa, işverenin yaptığı ilk fesih geçerli sayılır ve tüm yasal haklar ilk fesih tarihindeki ücret üzerinden hesaplanır. Ancak işçi yasal sürede başvurur ve işveren işçiyi 1 aylık süre içerisinde işe başlatmazsa, hukuki durum tamamen değişir. Bu senaryoda işveren, iş sözleşmesini işçiyi işe başlatmadığı tarihte feshetmiş kabul edilmektedir.

Gaziantep Is Hukuku Avukati Abdulkadir Akillar Tazminat
Tazminat

İş sözleşmesinin işe başlatmama tarihi itibariyle feshedilmiş sayılması, tazminat hesaplamalarının temelini doğrudan etkiler. Yargıtay kararlarına göre, işe başlatılmayan işçinin kıdem ve ihbar tazminatları, işverenin işe başlatmayı reddettiği tarihteki veya 1 aylık yasal sürenin dolduğu tarihteki güncel ücret üzerinden hesaplanmalıdır. Bu noktada dikkate alınacak ücret, işçinin ilk işten çıkarıldığı tarihteki eski ücreti değil, emsal bir işçinin (aynı pozisyonda çalışmaya devam eden bir mesai arkadaşının) o günkü güncel giydirilmiş brüt ücretidir.

Giydirilmiş brüt ücret hesaplanırken, çıplak maaşın yanı sıra işçiye sağlanan yol, yemek, ikramiye, prim gibi sürekli nitelikteki tüm yan haklar da güncel değerleriyle hesaba katılmalıdır. İşverenin işe başlatmama iradesini ortaya koyduğu an, yeni fesih tarihi olarak tescillenir ve 5 yıllık zamanaşımı süresi de bu yeni fesih tarihinden itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla işçi, dava sürerken asgari ücrete veya genel ücret seviyelerine gelen tüm zamlardan faydalanmış olur.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi bu konuyu oldukça açık bir şekilde düzenlemiştir. Kanun koyucu, işverenin işe başlatmama tercihini kullanması halinde, bunun maddi sonuçlarına katlanması gerektiğini vurgular. İşe başlatılmayan işçi için doğan haklar yalnızca güncellenmiş kıdem ve ihbar tazminatları ile sınırlı kalmaz. İşçi aynı zamanda en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan boşta geçen süre ücretini ve mahkemenin belirlediği 4 ile 8 aylık ücret tutarındaki işe başlatmama tazminatını da almaya hak kazanır.

“İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu üzerine işverence işe başlatılmaması halinde, fesih tarihi işverenin işe başlatmama tarihi olup, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti işe başlatmama tarihindeki ücrete göre hesaplanmalıdır.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi)

İşçinin dava süresince çalışmadığı en çok 4 aylık boşta geçen süre de kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. Yani işçinin kıdem süresi, ilk işten çıkarıldığı tarihe 4 ay daha eklenerek bulunur. Bu durum, özellikle kıdem yılı sınırında olan (örneğin 11 ay çalışmışken çıkarılan) işçiler için kıdem tazminatına hak kazanma açısından hayati bir öneme sahiptir. Boşta geçen sürenin eklenmesiyle işçi 1 yıllık hak düşürücü süreyi tamamlamış sayılabilir.

Sürecin karmaşıklığı ve işverenlerin güncel ücret üzerinden ödeme yapmaktan kaçınma eğilimleri, hukuki desteği zorunlu kılmaktadır. Gaziantep Adliyesi ve yerel İş Mahkemeleri nezdinde yürüttüğümüz dosyalarda sıklıkla karşılaştığımız üzere, işverenler genellikle ilk fesih tarihindeki düşük ücret üzerinden arabuluculuk teklifleri sunarak işçiyi yanıltmaya çalışmaktadır. Bu noktada alanında uzman bir hukuk bürosunun desteği, hak kayıplarının önüne geçilmesi için tartışmasız bir gerekliliktir.

Avukat Abdulkadir Akıllar Hukuk Bürosu olarak, iş hukuku alanındaki 11 yıllık mesleki tecrübemizle, işe iade davalarının her aşamasını titizlikle takip etmekteyiz. Amacımız, dava sonucunda elde edilen kazanımların, icra ve tahsilat aşamasında enflasyona ezdirilmeden, Yargıtay’ın öngördüğü en yüksek ve güncel meblağlar üzerinden işçiye ödenmesini sağlamaktır. Hakkın tespiti kadar, o hakkın eksiksiz tahsil edilmesi de hukuki sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasında makine operatörü olarak 6 yıl boyunca çalışan müvekkilimiz A.B., 2022 yılının başında performans düşüklüğü bahane edilerek haksız yere (geçerli neden olmaksızın) işten çıkarılmıştır. İşten çıkarıldığı tarihte müvekkilin aldığı brüt ücret, o dönemin asgari ücreti seviyesindeydi ve işveren kıdem tazminatını da bu düşük rakam üzerinden banka hesabına yatırmıştı.

Müvekkilimizin ofisimize başvurması üzerine, 11 yıllık mesleki tecrübemiz ve İş Hukuku uzmanlığımız doğrultusunda derhal zorunlu arabuluculuk sürecini başlattık. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması üzerine Gaziantep İş Mahkemeleri nezdinde işe iade davamızı ikame ettik. Dava süreci, bilirkişi incelemeleri ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) aşamalarıyla birlikte yaklaşık iki buçuk yıl sürdü ve 2024 yılının ortalarında müvekkilimizin lehine kesinleşti.

Kararın kesinleşmesinin hemen ardından, yasal 10 iş günü içerisinde ihtarname ile işverene işe başlatma talebimizi ilettik. İşveren, müvekkilimizi işe başlatmayacağını yazılı olarak bildirdi. Bu bildirimle birlikte, 2022 yılındaki ilk fesih hukuken geçersiz hale geldi ve yeni fesih tarihi 2024 yılındaki işe başlatmama tarihi olarak güncellendi.

İşveren, daha önce ödediği tazminatın yeterli olduğunu savunarak ek ödeme yapmaktan kaçındı. Bunun üzerine açtığımız alacak davasında, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin emsal kararlarını mahkemeye sunduk. Mahkeme, 2022 yılındaki eski asgari ücretin değil, işverenin işe başlatmayı reddettiği 2024 tarihindeki güncel ve artırılmış emsal işçi ücretinin dikkate alınmasına hükmetti. Ayrıca müvekkilimizin kıdem süresine yasal 4 aylık boşta geçen süre de eklenerek hesaplama yapıldı. Sonuç olarak, enflasyon karşısında erime tehlikesi yaşayan müvekkilimiz, eski ücrete kıyasla yaklaşık dört katı daha fazla bir kıdem ve ihbar tazminatı farkını, faiziyle birlikte tahsil etme imkanına kavuştu. Bu vaka, işe iade davası sonrasındaki ücret tespiti sürecinin uzman bir avukatla yürütülmesinin önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

İşe iade davasını kazandıktan sonra işverene başvuru süresi ne kadardır?

Mahkemenin verdiği işe iade kararının kesinleşmesinin ardından, işçinin veya vekilinin kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işverene işe başlatılma talebiyle başvurması zorunludur. Bu süre hak düşürücü bir süredir; kaçırılması halinde işçi işe iade hakkını ve buna bağlı tazminat haklarını tamamen kaybeder.

İşveren işe iade kararını uygulamazsa ne kadar işe başlatmama tazminatı öder?

İşveren yasal 1 aylık süre içinde işçiyi işe başlatmazsa, mahkemenin kararında belirlemiş olduğu, işçinin en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarında “işe başlatmama tazminatı” ödemekle yükümlüdür. Bu tazminat da işe başlatmama tarihindeki güncel ücret üzerinden hesaplanır.

İşe iade davası sürerken geçen boşta geçen süre kıdem tazminatına eklenir mi?

Evet, kesinlikle eklenir. Mahkemenin hükmettiği en çok 4 aya kadar olan boşta geçen süre, işçinin fabrikada fiilen çalışmış olduğu süreye ilave edilir. Bu durum hem kıdem tazminatı hesaplamasındaki yıl/ay oranını artırır hem de yıllık izin haklarını doğrudan etkiler.

Daha önce aldığım eksik kıdem tazminatı yeni hesaptan düşülür mü?

Evet. İşçi işten ilk çıkarıldığında kendisine bir kıdem tazminatı ödenmişse, işe başlatmama tarihinde güncel ücret üzerinden yapılan yeni ve yüksek tutarlı hesaplamadan, daha önce ödenen bu miktar mahsup edilir (düşülür) ve işçiye aradaki fark ödenir.


İletişim:
İş hukuku uyuşmazlıkları ve işe iade davalarınız için detaylı bilgi almak adına bize ulaşabilirsiniz.
Telefon: 0532 167 09 13

Yasal Uyarı:
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İş hukuku alanındaki uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.

Kaynaklar:

  • 4857 Sayılı İş Kanunu
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Emsal İçtihatları
  • Avukat Abdulkadir Akıllar Hukuk Bürosu Mesleki Arşivi

Yorumlar

Aklınıza takılan tüm soruları sorabilirsiniz. Yorum yapmaktan çekinmeyin.

Hemen Ara