İşveren Usulsüz Fesih Yaptığında İhbar Süresi İçerisinde Gerçekleşecek Haklardan İşçi Yararlanabilir mi?

İhbar Süresi Kullandırılmadan Yapılan Fesihlerde İşçinin Ücret Artışı ve Diğer Haklarının Korunması

İş hukuku, doğası gereği işçi ve işveren arasındaki güç dengesizliğini gidermeyi ve zayıf konumda olan işçiyi korumayı temel amaç edinir. Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız ve işçilerin ciddi hak kayıplarına uğradığı durumların başında, işverenlerin kanuni yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla gerçekleştirdikleri haksız ve usulsüz fesih (kanunda belirtilen bildirim sürelerine uyulmaksızın yapılan işten çıkarma) işlemleri gelmektedir. Özellikle yıl sonlarına doğru, yeni yılda gerçekleşecek asgari ücret artışlarından, prim ödemelerinden veya kıdem tazminatı tavanı güncellemelerinden etkilenmemek isteyen işverenler, işçilerin iş sözleşmelerini ihbar süresi kullandırmaksızın aniden sonlandırma yoluna gitmektedir. Bu durum, işçinin sadece işsiz kalmasıyla sonuçlanmamakta, aynı zamanda hak kazanması muhtemel olan finansal iyileştirmelerden de mahrum bırakılmasına neden olmaktadır. Peki, işveren iş sözleşmesini ihbar sürelerine uymadan derhal feshederse, işçi normal şartlarda ihbar süresi çalışarak geçirilseydi kazanacağı hakları talep edebilir mi? Bu sorunun cevabı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun temel prensipleri ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ışığında kesin bir “evet”tir.

Gaziantep is mahkemesi avukati usulsuz fesih davasi 1 Usulsüz Fesih
Usulsüz Fesih

4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi zorunludur. Kanun koyucu, işçinin kıdemine göre 2 hafta ile 8 hafta arasında değişen bildirim (ihbar) süreleri öngörmüştür. Bu süreler, işçinin yeni bir iş bulabilmesi ve aniden gelir kaybına uğramaması için hayati bir öneme sahiptir. İşveren, bu bildirim şartına uymadan sözleşmeyi feshederse, işçiye ihbar süresine ait ücreti peşin olarak ödemek zorundadır (ihbar tazminatı). Ancak, işverenin ihbar tazminatını ödemesi, işçiyi ihbar süresi boyunca doğacak diğer yan haklardan mahrum bırakabileceği anlamına gelmez. Hukuk sistemimiz, işverenin kendi usulsüz ve kötü niyetli eyleminden fayda sağlamasına izin vermez.

Eğer işçi, kanuni ihbar süresi kullandırılmış olsaydı yeni bir takvim yılına girecek ve asgari ücret zammından, toplu iş sözleşmesi kaynaklı ücret artışlarından veya kıdem yılına bağlı primlerden faydalanacak idiyse, işveren bu hakları işçiye ödemekle yükümlüdür. İşverenin sırf bu maliyet artışlarından kaçınmak için sözleşmeyi örneğin 31 Aralık tarihinde apar topar sonlandırması, işçinin ihbar süresi sonuna kadar geçecek süredeki haklarını ortadan kaldırmaz. Bu noktada hesaplanacak olan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücretleri ve diğer işçilik alacakları, işçinin ihbar süresi sonundaki (eğer zam gelmişse zamlı) ücreti üzerinden hesaplanmalıdır.

Avukat Abdulkadir Akıllar Hukuk Bürosu olarak, Gaziantep Adliyesi ve çevre illerdeki iş mahkemelerinde edindiğimiz 11 yıllık mesleki tecrübe göstermektedir ki, işçiler genellikle işten çıkarılmanın verdiği psikolojik şok ve stresle bu ince hukuki detayları gözden kaçırmaktadır. İşverenler, “ihbar tazminatını ödedim, ilişkimiz kesildi” diyerek işçiyi eksik ödemeye ikna etmeye çalışmaktadır. Oysa ki kıdem tazminatı ve diğer hesaplamalar, mutlak surette işçinin ihbar süresinin bittiği tarihte hak kazanmış olacağı gerçek ve güncel ücret üzerinden yapılmalıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda, zorunlu arabuluculuk aşamasından itibaren dosyayı titizlikle takip etmek ve işverenin kötü niyetli yaklaşımını hukuki argümanlarla çürütmek, hak kaybını önlemenin tek yoludur.



Yıl Sonu İşten Çıkarmalarında İşçinin Zamlı Ücret Hakkı

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bu durumu somutlaştırmak adına, güncel ve emsal nitelikteki bir Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) kararını incelemek yerinde olacaktır. İnceleyeceğimiz olayda (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, Esas No: 2024/908, Karar No: 2026/1062), işverenin maliyetten kaçınma stratejisi yüksek mahkeme tarafından işçi lehine bozulmuştur.

Olayın Gelişimi:
Davacı işçi, davalı şirkette 12.12.2014 – 31.12.2022 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalışmıştır. İşveren, yaklaşan 2023 yılı asgari ücret artışından ve maliyet yükünden kurtulmak amacıyla, davacı ile birlikte toplam 12 işçinin iş akdini 31.12.2022 tarihinde, hiçbir ihbar öneli kullandırmaksızın haksız ve usulsüz şekilde feshetmiştir. Davacı işçi vekili, işverenin bu feshinin açıkça kötü niyetli olduğunu, ihbar süresi verilmiş olsaydı işçinin sözleşmesinin 2023 yılına sarkacağını ve dolayısıyla 2023 yılındaki zamlı asgari ücret üzerinden haklarını alması gerektiğini iddia ederek dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Aşaması:
Yerel İş Mahkemesi, işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerini kabul etmiş; ancak işçinin “2023 yılı zamlı asgari ücreti üzerinden hesaplama yapılması” talebini ve kötü niyet tazminatı talebini reddetmiştir. Bunun üzerine davacı işçi avukatı, eksik hesaplama yapıldığı gerekçesiyle dosyayı İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) incelemesine taşımıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) ve Yargıtay İçtihadı Doğrultusunda Verilen Karar:
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, dosya üzerinden yaptığı incelemede yerel mahkemenin kararını kaldırmıştır. Mahkeme, kararını doğrudan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin (Esas: 2025/1599, Karar: 2025/5178) Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemi’ne dair emsal kararına dayandırmıştır. Yargıtay’ın ilgili kararında şu açık hüküm yer almaktadır:

“Uyuşmazlığın; belirsiz süreli iş sözleşmesinin usulüne uygun ihbar öneli (bildirim süresi) tanınmaksızın feshedilmesi durumunda, ihbar öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından işçinin yararlanacağı şeklinde giderilmesine karar verilmiştir.”

Bu emsal içtihat doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin iş akdinin ihbar öneli kullandırılmaksızın feshedildiğini tespit etmiş ve “davaya konu alacakların, işçinin ücretine zam yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığından, davacının ihbar süresinin bittiği tarihe denk gelen 2023 yılı asgari ücreti (brüt 10.008,00 TL) esas alınarak hesaplanması gerektiğine” kesin (itiraz edilemez) olarak karar vermiştir.

Bu karar, işverenlerin sırf asgari ücret veya kıdem tavanı artışından kaçınmak için yaptıkları hileli fesihlerin hukuken korunmadığını, işçinin ihbar süresi boyunca gerçekleşecek tüm haklardan eksiksiz faydalanacağını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır. İşçiler, ihbar süresi kullandırılmadan işten çıkarıldıklarında, sadece geçmiş dönem alacaklarını değil, ihbar süresi bitimine kadar doğacak zamlı haklarını da talep edebilmektedirler.



Sıkça Sorulan Sorular

1. İhbar süresi verilmeden işten çıkarıldım, yeni yıl zammından faydalanabilir miyim?

Evet, faydalanabilirsiniz. İşveren size kanuni ihbar sürenizi (kıdeminize göre 2, 4, 6 veya 8 hafta) kullandırmadan sözleşmenizi derhal feshederse, hukuken ihbar süreniz kadar daha çalışmış sayılırsınız. Eğer bu ihbar sürenizin son günü yeni yıla (veya zam dönemine) sarkıyorsa, kıdem tazminatınız ve diğer alacaklarınız eski ücretinizden değil, yeni dönemdeki zamlı ücretiniz üzerinden hesaplanmalıdır.

2. Usulsüz fesih nedir ve işçiye hangi hakları sağlar?

Usulsüz fesih, İş Kanunu madde 17’de belirtilen ihbar (bildirim) sürelerine uyulmaksızın iş sözleşmesinin sonlandırılmasıdır. Bu durumda işçi, ihbar süresine ait ücretini peşin olarak talep etme hakkına (ihbar tazminatı) sahiptir. Ayrıca yukarıdaki vaka analizinde detaylandırıldığı üzere, ihbar süresi içinde gerçekleşecek ücret artışları, ikramiyeler veya sosyal haklardan da tıpkı çalışıyormuş gibi yararlanma hakkı elde eder.

3. İşverenin ihbar tazminatını peşin ödemesi, ihbar süresi içindeki haklarımı ortadan kaldırır mı?

Hayır, kesinlikle ortadan kaldırmaz. İşverenin ihbar tazminatını peşin ödeyerek sözleşmeyi derhal sonlandırma hakkı bulunmakla birlikte, bu durum işçinin aleyhine sonuç doğuramaz. Yargıtay kararları çok nettir: İhbar tazminatı ödenmiş olsa dahi, bildirim süresi sonuna kadar işyerinde yürürlüğe giren ücret artışlarından işçi faydalandırılmak zorundadır.

4. Gaziantep’te işçi alacağı davası açmadan önce ne yapmalıyım?

İş hukuku uyuşmazlıklarında dava açmadan önce “Zorunlu Arabuluculuk” yoluna başvurmak kanuni bir zorunluluktur. Arabuluculuk aşamasında eksik veya hatalı hesaplanmış alacak kalemleri üzerinden anlaşma yapmamak (ibra etmemek) büyük önem taşır. Bu nedenle, sürecin en başından itibaren hak kaybı yaşamamak adına, alanında uzman ve tecrübeli bir iş hukuku avukatından profesyonel hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti almanız şiddetle tavsiye edilir.


İletişim Bilgileri:
Avukat Abdulkadir Akıllar Hukuk Bürosu
Telefon: 0532 167 09 13
Adres: Gaziantep

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve doğrudan hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her hukuki uyuşmazlık kendi içinde özel şartlar barındırır. İş hukuku alanındaki uyuşmazlıklarda ve işçi alacağı davalarında geri dönülemez hak kayıplarına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.

Kaynaklar:

  • 4857 Sayılı İş Kanunu
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi İçtihatları (2025/1599 E., 2025/5178 K.)
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Kararları (2024/908 E., 2026/1062 K.)

Yorumlar

Aklınıza takılan tüm soruları sorabilirsiniz. Yorum yapmaktan çekinmeyin.

Hemen Ara