İşçinin Hak Arama Özgürlüğü ve İşverene Açılan Davaların İş İlişkisine Etkisi
İş hukuku uyuşmazlıklarında en çok karşılaşılan ve hem işçiyi hem de işvereni tereddütte bırakan konulardan biri, işçinin anayasal bir hak olan hak arama özgürlüğünü kullanmasının iş yerinde bir husumet (düşmanlık/geçimsizlik) nedeni olarak kabul edilip edilmeyeceğidir. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi ve işveren arasındaki sarsılmaz bağın temelini sadakat ve güven borcu oluşturur. Ancak işçinin ödenmeyen fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil alacağı veya mobbing (iş yerinde psikolojik taciz) gibi nedenlerle işverene karşı yasal yollara başvurması, tek başına iş sözleşmesinin feshi için geçerli veya haklı bir neden teşkil etmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, işçinin işverene dava açması veya arabuluculuk bürosuna başvurması doğrudan husumet olarak nitelendirilemez.
İşçinin işverene karşı kesinleşmiş bir davasının bulunması, işverenin işçiyi işten çıkartması için yasal bir gerekçe olamaz. Bilakis, işçinin kanuni haklarını aramak amacıyla yargı mercilerine başvurması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi, iş hukukunda kötüniyetli fesih veya sendikal/ayrımcılık yasağı ihlali gibi ağır hukuki sonuçlar doğurabilir. Gaziantep yerelinde ve bölgedeki sanayi tesislerinde sıklıkla müşahede ettiğimiz üzere, geçmişte alacaklarını talep eden bir işçinin mevcut çalışma düzeninde dışlanması veya bu davanın bir intikam aracı olarak kullanılarak iş akdinin sonlandırılması hukuka aykırıdır. İşçinin açtığı davanın içeriği, davanın kesinleşme süreci ve dava sonrasındaki iş yeri davranışları titizlikle incelenmelidir.
İşyerinde işveren tarafından saldırıya uğrayan işçi kıdem ve ihbar tazminatı hakkı yazımızı okumak için
Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti, işçinin işverene karşı hukuki yollara başvurmasını meşru kılar. Eğer işçi, davasını kesinleştirmiş ve iş yerinde çalışmaya devam ediyorsa, sırf bu davanın varlığı işverene haklı fesih (işverenin tazminatsız derhal fesih hakkı) veya geçerli fesih (işçinin tazminatlarını ödeyerek işten çıkarma hakkı) yetkisi vermez. Ancak işçinin dava sürecinde veya dava sonrasında sadakat borcuna aykırı davranışlarda bulunması, işverene hakaret etmesi, iş yeri sırlarını ifşa etmesi veya iş barışını kasıtlı olarak bozması durumu değiştirebilir. Bu gibi istisnai hallerde fesih nedeni açılan dava değil, işçinin davanın ötesine geçen haksız ve ölçüsüz eylemleridir. 11 yıllık mesleki tecrübe ve saha deneyimimiz, bu tür uyuşmazlıklarda sınırın çok hassas çizilmesi gerektiğini göstermektedir.
Gaziantep İş Mahkemeleri ve zorunlu arabuluculuk süreçlerinde, kesinleşmiş davanın taraflar arasındaki güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığı her somut olayın özelliğine göre değerlendirilir. İşverenin, “İşçi bana dava açtı, artık aramızda husumet var, iş ilişkisi sürdürülemez” şeklindeki soyut iddiası Yargıtay tarafından kabul görmemektedir. Feshin geçerli olabilmesi için iş yerindeki operasyonların, iş barışının veya üretimin bu dava sebebiyle objektif olarak olumsuz etkilenmiş olması şarttır. Aksi halde yapılan fesih haksız sayılacak ve işçi şartları taşıyorsa işe iade davası açabilecektir ya da kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacaktır.

Kesinleşmiş Alacak Davası Sonrası Yapılan Feshin Geçersizliği
Olayın Özeti: Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasında 6 yıl boyunca dokuma ustası olarak çalışan işçi A.K., ödenmeyen resmi tatil ücretleri ve fazla çalışma alacakları için işverene karşı Gaziantep İş Mahkemesi’nde dava açmıştır. Yapılan yargılama neticesinde mahkeme işçiyi haklı bulmuş ve karar kesinleşmiştir. İşçi A.K., bu süreçte iş yerindeki görevine eksiksiz devam etmiş ve herhangi bir disiplin cezası almamıştır. Ancak kesinleşen ilam doğrultusunda icra takibi başlatılmasının hemen ardından işveren, “İşçinin işverene karşı kesinleşmiş davası ve icra takibi bulunması taraflar arasında husumet doğurmuştur, iş ilişkisinin devamı beklenemez” gerekçesiyle iş sözleşmesini feshetmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar: İşçi A.K., feshin haksız ve geçersiz olduğunu ileri sürerek yasal süresi içinde zorunlu arabuluculuk bürosuna başvurmuş, arabuluculukta anlaşma sağlanamaması üzerine işe iade davası açmıştır. Davaya bakan yerel mahkeme ve istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik ilkeleri doğrultusunda şu analizi yapmıştır:
“İşçinin anayasal hak arama özgürlüğünü kullanarak işverenden yasal alacaklarını talep etmesi ve bu doğrultuda kesinleşmiş bir mahkeme kararına sahip olması, işveren aleyhine husumet beslediği anlamına gelmez. İşverenin sadakat borcunun ihlal edildiğine dair somut, kesin ve feshin son çare olması ilkesine uygun hiçbir delil sunamadığı, feshin sırf hak arama eylemine misilleme olarak yapıldığı anlaşılmıştır.”
Sonuç olarak işverenin fesihte haksız olduğu, kesinleşmiş davanın tek başına husumet veya geçerli fesih nedeni sayılamayacağı hüküm altına alınmıştır. İşçinin işe iadesine, işe başlatılmaması halinde ise boşta geçen süre tazminatı ile işe başlatmama tazminatının işverenden tahsiline karar verilmiştir. Bu vaka, hak arama özgürlüğünün iş hukukundaki dokunulmazlığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
İşverene dava açtığım için beni tazminatsız işten çıkarabilir mi?
Hayır, sırf işverene dava açtığınız veya arabulucuya başvurduğunuz için işveren sizi tazminatsız (haklı nedenle) işten çıkaramaz. Bu durum anayasal hak arama hürriyetinin ihlali anlamına gelir. İşveren haklı bir neden sunmadan fesihe giderse, kıdem ve ihbar tazminatınızı ödemek zorundadır; ayrıca şartlarınız uyuyorsa işe iade davası açma hakkınız doğar.
İşçinin kesinleşmiş davası nedeniyle iş yerinde düzeni bozması haklı fesih yaratır mı?
Evet, yaratabilir. Burada ince çizgi şudur: Kesinleşmiş davanın kendisi fesih nedeni olamazken, işçinin bu davaya güvenerek iş yerinde amirlerine hakaret etmesi, işi yavaşlatması veya mesai arkadaşlarıyla kavga etmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil eder ve işverene haklı fesih yetkisi verir.
İşverene açılan dava devam ederken iş yerinde çalışmaya devam edebilir miyim?
Hukuken dava açmış olmanız çalışmanıza engel değildir. Ancak uygulamada dava açan işçiler sıklıkla mobbinge maruz kalmakta veya iş sözleşmeleri feshedilmektedir. Dava sürecinde iş yerindeki görevlerinizi eksiksiz yerine getirmeye ve sadakat borcuna uygun davranmaya özen göstermeniz, ileride doğabilecek bir fesih uyuşmazlığında elinizi güçlendirecektir.
Geçmişteki davam yüzünden işten çıkarılırsam ne yapmalıyım?
Geçmişteki kesinleşmiş davanız gerekçe gösterilerek veya bu durum bahane edilerek işten çıkarılmanız halinde, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde zorunlu arabuluculuk başvurusu yaparak işe iade talebinde bulunmalısınız. İş yerinizde 30’dan az işçi varsa veya iş güvencesi kapsamında değilseniz, haksız fesih nedeniyle kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı talepli yasal süreç başlatabilirsiniz.
İletişim Bilgileri:
Telefon: 0532 167 09 13 – Gaziantep
Adres: Avukat Abdulkadir Akıllar Hukuk Bürosu, Gaziantep
Yasal Uyarı:
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İş hukuku alanındaki uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Hukuki Kaynaklar:
- 4857 Sayılı İş Kanunu
- T.C. Anayasası (Madde 36 – Hak Arama Hürriyeti)
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Emsal Kararları
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu İçtihatları

Aklınıza takılan tüm soruları sorabilirsiniz. Yorum yapmaktan çekinmeyin.