Etiket: idare hukuku avukatı

  • Özel Hayatın gizliliğini ihlal, Devlet Memurluğundan Çıkarılma

    DANIŞTAY KARARI

    16.DAİRE
    E. 2015/9697
    K. 2015/1941
    T. 21.4.2015

    • ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ( Adliyede Görev Yapan Memurun Eşine Ait Telefon Kayıtlarını Hukuka Aykırı Düzenlediği Müzekkereyle Temin Etmesi/Yetki ve Nüfuzunu Kötüye Kullanarak Kişinin Rızası Dışında Kişisel Verilerin Ele Geçirilmesi – Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası İle Cezalandırılmasında Hukuka ve Mevzuata Aykırılık Bulunmadığı )
    KİŞİNİN RIZASI DIŞINDA KİŞİSEL VERİLERİN ELE GEÇİRİLMESİ ( Adliyede Görev Yapan Memurun Eşine Ait Telefon Kayıtlarını Hukuka Aykırı Düzenlediği Müzekkereyle Temin Etmesi – Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasının Hukuka ve Mevzuata Uygun Olduğu/Özel Yaşamın Gizliliğinin Korunması İlkesinin Bireyin Temel Haklarından Olduğu )
    DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI ( Adliyede Görev Yapan Memurun Eşine Ait Telefon Kayıtlarını Hukuka Aykırı Düzenlediği Müzekkereyle Temin Etmesi/Yetki ve Nüfuzunu Kötüye Kullanarak Kişinin Rızası Dışında Kişisel Verilerin Ele Geçirilmesi – Verilen Cezada Hukuka ve Mevzuata Aykırılık Bulunmadığı )
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi/m.8, 17
    2709/m.20
    657/m.125/E-g
    5237/m.136, 137

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    ÖZET : Özel yaşamın gizliliğinin korunması ilkesi bireyin temel haklarından olması sebebiyle Anayasada ve uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınmıştır. Davacı memur, ancak yargı kararı ile tespiti mümkün olan bir hususta eşine ait telefon kayıtlarını hukuka aykırı bir şekilde düzenlediği müzekkereyle temin etmiş, yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak kişinin rızası dışında kişisel verileri ele geçirmiştir. Bu fiil 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g maddesinde sayılan koşullara uygun olmakla, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

    İstemin Özeti : Trabzon İdare Mahkemesi’nin 11.04.2014 tarih ve E:2014/494, K:2014/512 Sayılı kararının dilekçede yazılı sebeplerle temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
    TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onaltıncı Dairesince gereği görüşüldü:
    KARAR : Dava, Trabzon İli Sürmene İlçe Adliyesi’nde zabıt katibi olarak görev yapmakta iken geçici görevle Maçka Adliyesi’nde görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziyesine dair 07.04.2010 tarih ve 107 Sayılı Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.


    Trabzon İdare Mahkemesi’nin 21.10.2010 tarih ve E:2010/707, K:2010/1255 Sayılı kararıyla; davacının kişilerin temel hak ve hürriyetlerinden olan ve ancak yargı kararı ile tespiti mümkün olan bir hususta eşine ait telefon kayıtlarını hukuka aykırı bir şekilde düzenlediği müzekkereyle temin ettiği, bu müzekkerenin temin edilmesi ile ilgili olarak yargılandığı davada kendisi ve Cumhuriyet Savcısının işlemiş olduğu fiilin birlikte suç işleme kararı kapsamında sabit görüldüğü hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının Devlet memurluğu ile bağdaşmayacak surette fiil ve hareketlerde bulunduğu hususun sabit olduğu ve işlenmiş olan fiil ile cezanın birbiriyle örtüştüğü anlaşıldığından, davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin 25.09.2013 günlü, E:2010/9235, K:2013/6619 Sayılı kararıyla temyiz istemi reddedilerek Mahkeme kararı onanmış ise de; bu kararın düzeltilmesinin davacı tarafından istenilmesi üzerine adı geçen Dairece verilen 18.02.2014 tarih ve E:2013/11312, K:2014/824 Sayılı kararla; Trabzon ili Sürmene Adliyesi’nde zabıt katibi olarak görev yapan davacının; eşinin sadakati ile ilgili şüphesini gidermek için ona ait cep telefonundan, kimlerle konuşulduğunun tespiti için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na hitaben hayali bir soruşturma numarası vererek 09.06.2008 ve 11.06.2008 tarihli müzekkereleri yazdığı, müzekkereleri de isim ve sicilini yazdığı Cumhuriyet Savcısına imzalattırdığı yönündeki eylemler dosya kapsamında bulunan belgelerle sabit olmakla birlikte, anılan eylemlerin, 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g. maddesinde belirtilen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı; bu durumda, davacının hukuka aykırı bir şekilde müzekkere yazarak başkasına ait telefon kayıtlarını temin ettiği hususu sabit olup, davacının bu eylemi, gerçeğe aykırı belge düzenlemek olarak değerlendirilebilecek bir eylem olduğundan, davacıya 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g. maddesi uyarınca uygulanan disiplin cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle anılan İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Temyize konu olan Trabzon İdare Mahkemesi’nin 11.04.2014 tarih ve E:2014/494, K:2014/512 Sayılı kararıyla Danıştay Onikinci Dairesinin bozma kararına uyularak davaya konu işlem iptal edilmiştir. Davalı idare, davaya konu işlemin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesinde, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
    Anayasanın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği” başlıklı 12. maddesinde; “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” hükmüne; “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması” başlıklı değişik 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

    Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne; “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı değişik 20. maddesinde ise, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. ( Mülga cümle: 03/10/2001 – 4709 S.K./5. md. ) ( Mülga fıkra: 03/10/2001 – 4709 S.K./5. md. ) Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.

    Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. ( Ek fıkra: 07/05/2010-5982 S.K./2. md. ) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına dair esas ve usuller kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması” başlıklı 8. maddesinde, herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin “Mahremiyet Hakkı” başlıklı 17. maddesinde de, hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemeyeceği; onuru veya itibarının hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamayacağı, herkesin bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

    5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlıklı dokuzuncu bölümünde yer alan “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlıklı 136. maddesinde; ” ( 1 ) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almakta olup, “Nitelikli haller” in sayıldığı 137. maddede ise; ” ( 1 ) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların; a ) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, b ) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde düzenlenmiştir.

    Dava dosyasının incelenmesinden, Trabzon İli Sürmene İlçe Adliyesi’nde zabıt katibi olarak görev yapan davacı tarafından eşi ile ilgili bir takım şüpheleri üzerine eşinin cep telefonuyla yaptığı görüşmeleri tespit etmek amacıyla gerçek olmayan bir soruşturma numarası vererek 09.06.2008 ve 11.06.2008 tarihlerinde Telekominikasyon İletişim Başkanlığı’na müzekkere yazdığı, yazmış olduğu bu müzekkerelerin Cumhuriyet Savcısı tarafından imzalandığı ve telefon görüşmelerinin bu suretle temin edildiği; davacının eşi tarafından, davacı ile birlikte gönül ilişkisi yaşadığını iddia ettiği Cumhuriyet Savcısı hakkında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu’na şikayette bulunulduğu, Adalet Müfettişliği tarafından yapılan soruşturmada 14.09.2009 tarih ve 9/14-1 Sayılı yazı ile davacı hakkında disiplin işlemlerinin Adli Yargı Adalet Komisyonu tarafından yapılması amacıyla belirtilen komisyona bildirimde bulunulduğu, Adalet Komisyonu Başkanlığı’nın 18.09.2009 tarih ve 2009/849 Sayılı yazısı ile davacı hakkında muhakkik tayin edilerek soruşturma başlatıldığı;

    yapılan soruşturma sonucu hazırlanan muhakkik raporunda davacının gerçeğe aykırı belge düzenlemek fiilinden ötürü 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-f maddesi uyarınca Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezası ile cezalandırılması teklifinde bulunulduğu, bu teklif üzerine dosyanın Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu’na gönderildiği, Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulu’nun 28.01.2010 tarih ve 9 Sayılı kararında davacının fiilinin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek dosyanın Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na gönderilmesine karar verildiği, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından davacının son savunması alınmak suretiyle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Olayda; Trabzon İli Sürmene İlçe Adliyesi’nde zabıt katibi olarak görev yapan davacının; eşinin sadakati ile ilgili şüphesini gidermek için ona ait cep telefonundan kimlerle konuşulduğunun tespiti için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na hitaben hayali bir soruşturma numarası vererek 09.06.2008 ve 11.06.2008 tarihli müzekkereleri yazdığı, müzekkereleri de isim ve sicilini yazdığı Cumhuriyet Savcısına imzalattırdığı yönündeki eylemler dosya kapsamında bulunan belgelerle sabittir.

    Nitekim, davacının eşinin cep telefonu ile görüşmelerinin tespiti amacıyla hukuka aykırı olarak düzenlenen müzekkereler ile ilgili olarak görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin evrakta sahteciliği ve kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde elde edilmesi suçlamasıyla adli yönden soruşturma yapılmış; bu kapsamda yapılan yargılama sonucunda Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.6.2010 günlü, E:2010/42, K:2010/76 Sayılı kararıyla; davacı, cumhuriyet savcısı ve cumhuriyet savcısının istekte bulunduğu hakimin fiili sabit görülerek görevi kötüye kullanma suçundan hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

    Uyuşmazlığa konu olayda; davacının hukuka aykırı bir şekilde müzekkere yazarak başkasına ait telefon kayıtlarını temin ettiği hususu sabit olup, bu eyleminin, Devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren, memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede hareketlerden sayılıp sayılmayacağının irdelenmesi gerekmektedir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi, kamu görevinin inanılır, güvenilir, itibarlı görevliler eliyle yürütülmesini amaçlamıştır. Memur sıfatı taşıyan ve kamu hizmetinin personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin idareye olan güven ve inancını da sağlayacaktır. Kamu hizmetinin, gerekli saygınlığı yitirmiş görevliler eliyle yürütülmesi, bireylerin idareye olan güven duygularının sarsılmasına, kişi ile idare ilişkilerinde arzu edilmeyen olumsuz bazı gelişmelere neden olabilir. Kanun, böylesi bir tehlikenin gerçekleşmesini engellemek için önlem almış, müsebbiblerinin Devlet memuriyetinden çıkartılmasını öngörmüştür.

    Hukukumuzda haberleşme hürriyeti kapsamında yapılan telefon görüşmeleri ve bunlara dair kayıtların temin edilmesi yetkisi ancak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı kararıyla mümkün olup, bu konuda başkaca herhangi bir kamu görevlisinin yetkisi bulunmamaktadır.
    Bu durumda, davacının kişilerin temel hak ve hürriyetlerinden olan ve ancak yargı kararı ile tespiti mümkün olan bir hususta eşine ait telefon kayıtlarını hukuka aykırı bir şekilde düzenlediği müzekkereyle temin ettiği, bu müzekkerenin temin edilmesi ile ilgili olarak yargılandığı davada kendisi ve Cumhuriyet Savcısının işlemiş olduğu fiilin birlikte suç işleme kararı kapsamında sabit görüldüğü hususları da birlikte değerlendirildiğinde; kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi fiilinin kamu görevlilerince işlenmesinin, suçu, Türk Ceza Kanunu uyarınca nitelikli hale getirerek ağırlaştırıcı sebep teşkil ettiği; özel yaşamın gizliliğinin korunması ilkesinin, yukarda belirtilen bireyin temel haklarından olması sebebiyle Anayasada ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alındığı; davacının yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak ve rızası dışında başkasına ait hukuka aykırı bir şekilde ele geçirdiği kişisel verilerin kişi güvenliğinin tehdit edilmesi sonucunu doğurduğu göz önüne alındığında, 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g maddesinde sayılan koşullarının davacı yönünden oluştuğu sonucuna varılmıştır.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Bu itibarla, davacının devlet memurluğu ile bağdaşmayacak surette fiil ve hareketlerde bulunduğu hususun sabit olduğu ve işlenmiş olan fiil ile cezanın birbiriyle örtüştüğü ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Trabzon İdare Mahkemesi’nin 11.04.2014 tarih ve E:2014/494, K:2014/512 Sayılı kararının 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının ( b ) fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 Sayılı Kanun’la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gonderilmesine….oy birligi ile karar verildi.

    Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Hizmet Kusuru

    [vc_row][vc_column][vc_column_text]

    Hizmet Kusuru

    İstemin Özeti : 

    Davacılar murisi Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde yaptığı doğum sonrasında yoğun kanama geçirerek hayatını kaybetmesinde hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılan dava sonucunda; Şanlıurfa İdare Mahkemesi‘nce, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 27.10.2010 tarih ve 3559 karar sayılı raporunda özetle;
    “1.8.2008 tarihinde normal vajinal yolla doğum yaptığı, doğum sonrası kanama sebebiyle histerektomi uygulandığı ve sevk sırasında yolda öldüğü bildirilen F. C. hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki veriler değerlendirildiğinde; 1- Zamanında otopsi yapılarak iç organ değişimleri araştırılmamış olmakla birlikte, doğum sonrası kişide kanama olması üzerine uterusunun alındığı ve kan ürünleri ve sıvı replasmanı ile kişinin şuuru açık şekilde sevk edildiği ve sevk sırasında öldüğü dikkate alındığında kişinin mevcut bulgularla ölüm nedeninin belirlenemediği, kanama sebebiyle öldüğünün tıbbi kanıtları bulunmadığı, 2-Kişinin doğumunun saat 09.30 da gerçekleştirildiği, kanaması olması üzerine saat 09.50 de ameliyathaneye alınarak total histerektomi uygulandığı, sıvı ve kan replasmanı yapıldığı, kanamaya etkin müdahale yapılarak Hb 8.6, sP02 %97, Tansiyon arteriel 100/70 mmHg, Nabız 120/dk, şuur açık, koopere, solunumu spontan ve yeterli olacak şekilde Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği dikkate alındığında bu süreçte yapılan müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğu, sevkinin 112 Acil ambulansı ile doktor eşliğinde gerçekleştirilmiş olduğu, sevk öncesi Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi telefon ile aranarak bilgi verildiği, sevk sırasında sıvı replasmanının devam ettirildiği, kişinin solunumun ve kalp atımının bozulması üzerine resusitasyon işlemi ve destek tedavisinin uygulandığı dikkate alındığında, sevk sırasında yapılan uygulamaların da tıp kurallarına uygun olduğu ” görüş ve kanaatine yer verildiği, anılan rapor uyarınca davacılar murisi F. C.’nin ölümü sebebiyle davalı idareye yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    Savunmanın Özeti :

    Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
    Danıştay Tetkik Hâkimi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi‘nce tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
    KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir.

    Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine, Şanlıurfa İdare Mahkemesi’nin 21.4.2011 tarih ve E:2009/72; K:2011/587 Sayılı kararının ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 Sayılı Kanun’un 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karardüzeltme yolu açık olmak üzere 30.5.2016 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
    AZINLIK OYU

    Dava, davacılar tarafından, murisleri F. C.’nin ölümünde hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 130.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi zararlarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
    Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi’ne göre; herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. ” Yine Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında ise, “idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu” hükme bağlanmaktadır.
    Ayrıca, “Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarındandır. Yaşam ve vücut bütünlüğü üzerindeki temel hak, devletlere pozitif mükellefiyet, yükleyen haklardan olduğu”, Yüksek Mahkeme kararında yer almıştır. (Anayasa Mahkemesi’nin 30.12.2010 tarih E:2007/78, K:2010/120, kararı)

    “Devlet” ve devletin müstakil organları ile “fertler” arası ihtilaf mukayeselerinde; “idare” güç ve otoritenin sembolü ancak hukuki kaidelerle mukayyet kamu tüzel kişiliği olarak varlığını devam ettirdiği halde, karşısında yer alan “fertler” ise idareye göre çok daha güçsüz ve zayıf ancak idare tarafından hayatı istikametlendirilen ve yönetilen muhataplar olarak var olurlar.

    Dosyanın incelenmesinden, dördüncü gebeliği olan davacılar murisi Fatma Cin’in, 1.8.2008 tarihinde Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde normal vajinal yolla doğum yaptığı, doğum sonrası kanama sebebiyle histerektomi uygulandığı, ileri takip ve tedavi için hastanın sevkine karar verildiği, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yer olmaması nedeni ile hastanın doktor eşliğinde ambulans ile Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildiği, sevk sırasında hastanın solunumunun ve kalp atımının bozulması üzerine resüsitasyon işlemi ve destek tedavisinin uygulandığı ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı anlaşılmaktadır.


    Ölüm olayında doğumu yaptıran ve hastanın durumu kritik olmasına rağmen takriben 3 saat mesafede ve başka bir ilde bulunan bir hastaneye sevk eden personel ve hastanenin sorumlu olduğu aşikardır…
    Doğumla ilgili ortaya çıkabilecek komplikasyonlarda, idarenin sağlık hizmeti gereği, tüm ihtiyaçları illerde izale etme hali, her türlü izahtan varestedir. “Benim kendi şehrimdeki hastaneler yeterli gelmedi.” “Belki başka ilde çözüm bulunabilir.” anlayışı Sosyal Devlet ilkesine uygun bir yaklaşım da değildir.
    Sağlık sorunları devletin temel vazifelerinden olup, çağdaş dünyada tedavi mümkün olduğu halde sırf mekan ve yetişmiş doktor eksikliği nedeni ile insanların tedaviye imkan bulamamaları, bu konuda devletin vatandaşlarına sistemik bir çözüm sunamaması, bu durumu önleme adına gerekli organizasyonun sağlanmaması, alternatif çözüm yolları aranmaması, ertelenemez mahiyette olan sağlık hizmetinin kuruluşunda ve işleyişindeki eksiklik ve aksaklıklar sebebiyle hizmetin gereği gibi yürütülmemesi hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
    Bu bağlamda, Şanlıurfa İlinde davacılar murisinin takip ve tedavisinin yapılamaması nedeniyle, ileri takip ve tedavi görmesi gereken hastanın Diyarbakır İlindeki üniversite hastanesine sevk edilmesi ve hastanın sevk sırasında yolda vefat etmesi nedeni ile idari hizmetin bu yönüyle hatalı işlediği ve kamu hizmetinin gereği gibi eksiksiz olarak sunulmadığı görülmektedir.


    Bu nedenle, Mahkemece davacıların tazminat isteminin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, tazminat isteminin reddine yönelik, alınan çoğunluk kararına iştirak etmiyoruz.
    Esas : 2013/4485, Karar : 2016/3892, Karar Tarihi : 30.5.2016

    [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

  • Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında Nelere Dikkat Edilir ?

    Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında Nelere Dikkat Edilir ?

    Güvenlik soruşturması hakkındaki bu soruya Adalet Bakanlığına sözleşmeli zabıt katibi alımında yaşanan bir olayda, Danıştay 10. Dairesi nelere bakılacağıyla ilgili olarak önemli bir karar vermiştir.

    Sınavı kazanan sözleşmeli bir zabıt katibi, daha önce hakkında HAGB verilen 2 aylık bir hapis cezasından dolayı, arşiv araştırması olumsuz çıkmış ve ataması yapılmamıştır.


    Danıştay 10. Dairesinin dosya üzerindeki incelemesine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hakim, askeri hakim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askeri savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilebilen bir veridir. Bu veriye bağlı olarak arşiv araştırmasının olumsuz çıkması hukuka aykırı bulunmuş ve işlem iptal edilmiştir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında Nelere Dikkat Edilir ?

    Danıştay kararı göre arşiv araştırmacı yapılacak konular şu şekildedir:

    • Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, 
    • Kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği,
    • Adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının,
      mevcut kayıtlardan araştırılması.

    Danıştay kararı göre soruşturması yapılacak konular şu şekildedir:

    • Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, 
    • Kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği,
    • Adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığı,
    • Yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığı,
    • Ahlaki durumu,
    • Yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin,
    • Mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesi.

    Kararda ve mevzuatta yer alan hükümlere göre arşiv araştırmasında mevcut kayıtlardan araştırma yapılması yeterli iken soruşturmasında kişinin ikametgahı çevresinden de araştırma yapılır.


    İŞTE DANIŞTAY KARARI

    Danıştay 12. Daire Esas : 2015/3186 Karar : 2015/5513 Karar Tarihi : 22/10/2015 sayılı kararı

    Özet : 2802 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Adalet Bakanlığı Memur, Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği hükümleri uyarınca zabıt katipleri hakkında sadece arşiv araştırması yapılacağı, arşiv araştırmasının kapsamının ise anılan Yönetmelikte tanımlandığı, bu doğrultuda hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması karşısında, sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacının arşiv araştırmasının başarısız olduğundan söz edilemeyeceği hakkında.

    İstemin Özeti: Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen 20/01/2015 tarihli ve E:2014/719; K:2015/85 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

    Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması karşısında, sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacının 2802 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6/19. maddesi uyarınca davalı idarece yapılan arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahsedilemeyeceğinden, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:


    Dava; Ordu Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığınca 30.03.2013-06.04.2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacı tarafından, arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının onaylanmamasına ilişkin 20.05.2013 tarihli ve 20705 sayılı işlem ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin 22.07.2013 tarihli ve 29862 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.


    İdare Mahkemesince, Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.04.2006 tarihli ve E:2005/141, K:2006/94 sayılı kararı ve 16.04.2013 tarihli Ek Kararı ile, sahtecilik suçundan dolayı hakkında verilen 2 ay 15 gün hapis cezası hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen davacının, gerek işlediği suçun niteliğinin 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde öngörülen suçlardan olması, gerekse, anılan Yönetmelik’te öngörülen arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması koşulunu taşımaması hususları göz önüne alındığında, davacı hakkında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


    Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

    Anayasa’nın 128. maddesinde; “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” hükmü yer almış, 70. maddesinin 2.fıkrasmda da; “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilmez.” kuralına yer verilmiştir.


    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde; Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlar sayılmış, özel şartların düzenlendiği (B) bölümünün 2. bendinde; Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartların taşınması gerektiği hüküm altına alınmıştır.


    2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun Ek 1. maddesinde; “Hakim ve savcı adaylığına atanacaklar ile hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilecekler ve hakim ve savcı sınıfı dışında kalan adli ve idari yargıda çalıştırılacak tüm personel hakkında 26.10.1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre arşiv araştırması yapılır.” hükmü yer almaktadır.

    4045 sayılı Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığım ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, arşiv araştırmasının usul ve esasan ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.


    Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6. maddesinde; atama için aranacak genel şartların yanında, atama yapılacak kadroların niteliğine göre aşağıdaki şartlar aranır hükmüne yer verildikten sonra maddenin 19. bendinde; “Adli ve İdari yargıda görev yapmak üzere atanacak tüm personel hakkında yapılacak arşiv araştırması olumlu olmak” şartının gerektiği hükme bağlanmıştır.

    Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak arşiv araştırmasını düzenlemektir, “hükmüne, “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde; “1) Arşiv araştırması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanmasını,”, “g) Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini,” tanımlarına yer verilmiş, “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar” başlıklı 11. maddesinde de; “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine işlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı, d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.” kurak yer almıştır.


    Dosyanın incelenmesinden; davacının, Ordu Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığınca 30.03.2013-06.04.2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen sözleşmek zabıt katipliği sınavında başarılı olduğu, Adalet Komisyonu Başkanlığı’nın 22.04.2013 tarihli ve 93 sayılı kararı ile sözleşmek zabıt katibi olarak istihdam edilmesine karar verildiği, bu kararın onaylanmak için gönderildiği Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 20.05.2013 tarihli ve 20705 sayılı işlemiyle, davacının Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.04.2006 tarihli ve E:2005/141 K: 2006/94 sayılı kararı ile “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan dolayı hüküm giydiğinden ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle anılan kararın uygun görülmeyerek iade edildiği, davacı tarafından 22.05.2013 tarihli dilekçeyle, hakkında Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.04.2013 tarihli ek kararı de işlemiş olduğu eylemden dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bahisle söz konusu işleme itiraz edildiği, 22.07.2013 tarihli ve 29862 sayılı Adalet Bakanlığı işlemiyle davacının itirazının reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.


    Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; zabıt katiplerinin, 2802 saydı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6/19. maddesi hükümlerine tabi oldukları ve anılan mevzuat uyarınca haklarında sadece “arşiv araştırması” yapılması gerektiği, arşiv araştırmasının da; Arşiv Araştırması Yönetmeliğinde tanımlandığı şekliyle; “Kişinin kolluk kuvveden tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanması” ile sınırlı olması gerektiği anlaşılmaktadır.

    Bakılan olayda; davacının Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.04.2006 tarihli ve E:2005/141 K: 2006/94 sayılı kararı ile sahtecilik suçundan 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, hakkında verilen hapis cezasının 647 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerine göre para cezasına çevrilerek ertelendiği, Mahkemenin 16.04.2013 tarihli ek kararıyla davacı hakkında verilen kararın para cezasına çevirme ve ertelemeye ilişkin hükmünün kaldırılarak, 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.

    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeleri içeren 231. maddesinde de sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezanın nitelik ve süresine göre belirlenen hallerde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği hükme bağlanmış, maddenin devamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için gerekli şartlar belirlenmiştir.

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade ettiği Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde açıkça belirtilmiş olup, buna göre sanığın suçluluğu sabit olmakla birlikte Kanunda öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde suç hiç işlenmemiş gibi kabul edileceği açıktır.

    Öte yandan, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesinin 1. beninde; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hakim, askeri hakim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askeri savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği hükme bağlanmıştır.

    Bu durumda; hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı karşısında, sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacının, 2802 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6/19. maddesi uyarınca davalı idarece yapılan arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahsedilemeyeceğinden, dava konusu arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının onaylanmamasına ilişkin işlem ile bu işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 22/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 

    Ayrıca konu hakkında diğer ilgili makalelerimize buradan ulaşabilirsiniz.

    Arama Kavramları:

    1. derece akraba Güvenlik soruşturmasında ailenin etkisi 2021, 2021 Bekçilik güvenlik soruşturması, 4045 sayılı Kanun, Aile bireylerinin işlediği suçlar güvenlik soruşturmasını etkiler mi?, Ailede sabıkalı varsa memur olunur mu ?, ailede terörden suçlu olan kişi güvenlik soruşturmasına etki eder mi,aramalar Msü güvenlik soruşturmasında nelere Bakılır, Asker eşi güvenlik SORUŞTURMASI, Askeri güvenlik soruşturmasında nelere bakılır,avukat,bekçi alımında Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Bekçilik güvenlik SORUŞTURMASI olumsuz, Bekçilik güvenlik soruşturmasında nelere bakılır?,Bekçilikte güvenlik soruşturması ne kadar sürer?,Devam eden ceza davası güvenlik SORUŞTURMASI,en iyi idare hukuku avukatı,fetö Güvenlik soruşturması kriterleri,fuhuş yapmak Güvenlik soruşturmasını etkiler mi,Güvenlik SORUŞTURMASI 1. derece akraba,Güvenlik SORUŞTURMASI AYM,Güvenlik SORUŞTURMASI hangi meslekler var,Güvenlik Soruşturmasi nasıl olumsuz olur?,Güvenlik SORUŞTURMASI Nedir,Güvenlik SORUŞTURMASI tazminat,Güvenlik soruşturmasinda babanın etkisi güvenlik soruşturması,Güvenlik SORUŞTURMASINDA nelere bakılır,Güvenlik soruşturması 2021,Güvenlik soruşturması ahlaki durum nedir?,Güvenlik soruşturması Anayasa Mahkemesi kararı,Güvenlik soruşturması bekçi,Güvenlik soruşturması CHP,Güvenlik soruşturması danıstay kararı,Güvenlik soruşturması davası kaç ay sürer?,Güvenlik soruşturması formunu kim doldurur?,Güvenlik soruşturması hangi aile bireylerini kapsar?,Güvenlik Soruşturması İstihbari bilgi Emsal karar,Güvenlik soruşturması jandarma,Güvenlik soruşturması kalktı mı 2021,Güvenlik soruşturması kimleri kapsar,Güvenlik soruşturması Memurlar.Net,Güvenlik soruşturması nedir nelere bakılır?,Güvenlik soruşturması neleri kapsıyor?,Güvenlik soruşturması öğretmen,Güvenlik soruşturması olumsuz çıkan ne yapmalı?,Güvenlik Soruşturması olumsuz çıkanlar,Güvenlik soruşturması olumsuz çıkanlar hakkında emsal kararlar,güvenlik soruşturması olumsuz gelen kişinin açacağı dava,güvenlik soruşturması olumsuz gelen ne yapmalı,Güvenlik soruşturması pmyo,Güvenlik soruşturması polis,Güvenlik soruşturması pomem,Güvenlik Soruşturması Resmi Gazete,Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması FORMU,Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını kim yapar?,Güvenlik soruşturması Yargıtay kararı,Güvenlik soruşturması yasası 2021,güvenlik soruşturması yürütmeyi durdurma kararı,Güvenlik soruşturmasında aileden kimler araştırılır,Güvenlik soruşturmasında kimlere Bakılır,Güvenlik soruşturmasında otel kaydından elenen var mı,Güvenlik soruşturmasında sosyal medyaya bakılır mı?,Güvenlik soruşturmasında telefon geçmişine bakılır mı?,Güvenlik soruşturmasının bittiğini nasıl anlarız?,Hakimlik Savcılık güvenlik soruşturmasında nelere bakılır?,idare avukati,idari dava avukatı,kumar oynamak güvenlik soruşturmasını etkiler mi,MSB güvenlik SORUŞTURMASI,MSB Güvenlik SORUŞTURMASI FORMU 2021,MSB güvenlik soruşturması sonucu nasıl öğrenilir?,Öğretmen atamalarında güvenlik soruşturmasında nelere bakılır?,Otel kayıtlarından dolayı güvenlik Soruşturmasi olumsuz çıkabilir mi?,Otelde kalmak memuriyete engel mi?,Özel güvenlik arşiv araştırması ne kadar sürer?,Polislik güvenlik soruşturması aileyi kapsar mı,Pomem güvenlik soruşturması ne zaman yapılır?,Sözleşmeli er Güvenlik SORUŞTURMASI,Sözleşmeli er Güvenlik SORUŞTURMASI FORMU,Sözleşmeli er Güvenlik SORUŞTURMASI ne kadar sürer,Sözleşmeli Er Güvenlik SORUŞTURMASI Nedir,Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak Güvenlik SORUŞTURMASI,TSK güvenlik soruşturması ne kadar sürer?,TSK güvenlik soruşturmasında nelere bakılır?,uzman erbaşlar hakkında yapılan Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması,Yakın aile bireylerinin terör örgütü ile irtibatlı olması güvenlik soruşturması,yasa dışı bahis oynamak güvenlik soruşturmasını etkiler mi,

  • İdare Hukuku Davaları İşleyişi Nasıl Olur

    İdare Hukuku Davaları İşleyişi Nasıl Olur

    Devlet ve devlet kurumlarına karşı olan ihtilaf ve uyuşmazlıklar karşımıza idare hukuku davaları olarak çıkmaktadır.

    İdare Hukuku alanında uygulamalara ve düzenlemelere zaman içinde gelişen yargı kararlarının da oldukça etkili olduğunu belirtmekte fayda vardır. Hukuki güven ilkesinin teminatı olan mahkemeler özellikle idarenin hukuk devleti kurallarına riayet etmesinde önemli rol oynar. Keyfiliği engelleyen ve hukukun ülke sınırları içinde en büyük güç olan devlet tarafından kurallarla uygun şekilde uygulanabilirliği bağımsız ve tarafsız mahkemelerin varlığı ile mümkündür.


    İDARE HUKUKU ALANINDA DAVA TÜRLERİ NELERDİR

    • İdarenin sorumluluğu ve tazminat (tam yargı) davaları
    • Hukuka aykırı idari işlemlerin iptaline ilişkin davalar
    • İdari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve davalar
    • Belediye Kanunu’ndan kaynaklanan idari davalar
    • İdari para cezalarına itiraz ve iptal davaları
    • İmar davaları
    • İhale hukukuna ilişkin ihtilaflar ve davalar
    • Kamulaştırmanın  iptali davaları ( bedel tespit davaları idare hukuku alanına girmez,ancak iptal davaları idare mahkemesinde görülür )
    • Memurların tabi olduğu idari yaptırımlara karşı iptal ve tam yargı davaları
    • Öğrencilerin tabi olduğu idari yaptırımlara karşı iptal ve tam yargı davaları
    • Karayolları Trafik Kanunundan kaynaklı idari uyuşmazlıklar ve davalar

    İDARE HUKUKUNA İLİŞKİN SORULAR

    İdarenin Sorumluluk Halleri Nelerdir?

    İdare’nin kusur ve kusursuz sorumluluğu; İdare gerçekleştirmesi gereken hizmeti geç, kötü veya hiç yerine getirmezse, İdarenin kusur sorumluluğu doğar. Bazı durumlarda, hiçbir kusuru olmasa da idare ortaya çıkan zararlardan sorumlu olur. Buna da idarenin kusursuz sorumluluğu denir. Kamu görevlisinin görevini yerine getirirken uğradığı zarar, bir hizmetin ifa edilmesi sırasında hizmetin doğası gereği üçüncü kişilere verilen zarar, oluşan bu sorumluluğa örnektir. Kamu yararı maksadıyla yapılmış bir işlem sonucunda ortaya çıkan şahıs zararlarının giderilmesi esasına dayanır.

    İdari Davada Süreç Ne Zaman ve Nasıl Başlatılmalıdır?

    Davalının idare olduğu tazminat davalarında (tam yargı davası) öncelikle meydana gelen zararın kaynağının tespit edilmesi gerekir.


    Zararın kaynağı idari eylem ise, durumun öğrenilmesinden itibaren bir yıl içerisinde dava açmak gerekir.


    Zararın kaynağı idari işlem veya idari sözleşme ise 30 gün içerisinde dava açmak gerekir.

     

    Bilgi Edinme Hakkı

    Vatandaşlar, idarenin yaptığı işlemin gerekçesini bilgi edinme hakkı kapsamında talep etme ve öğrenme hakkına sahiptir. İdare, bilgi edinme kanunu kapsamında bu gerekçeyi bildirmek zorundadır.


    4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu gereğince idare, başvuru üzerine istenen bilgi yahut belgeyi on beş gün içinde sağlamak durumundadır. Talep edilen belge yahut bilgi ile ilgili idarenin başka bir birimden yardım, görüş alması, koordinasyon sağlamasının gerekli olduğu hallerde bu süre otuz gündür.


    İdare, kanunda öngörülen on beş günlük sürenin uzayacağı bilgisini başvuruyu yapan bireye veya tüzel kişiliğe bu sürenin sona erdiği tarihte bildirme yükümlülüğü vardır.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    İdari Eylemler ve İşlemler

    • İdari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olmak üzere beş ana başlıkta incelenir.
    • İdari işlemin hukuki sonucu, konu unsurunu ifade eder. İdari işlemin konusu meşru, olası ve istenen sonucu gerçekleştirme amacına yönelik olmalıdır.
    • İdari işlemi yerine getirecek olan merci yahut kamu görevlisi, yetki unsurunu ifade eder.
    • İdarenin yaptığı işlemin gerekçesi, sebep unsurunu ifade etmektedir.
    • İdari işlem ya da eylemin usul ve biçim yönünden hukuka uygunluğu şekil unsurunu ifade etmektedir.
    • İdari işlemlerin tamamı kamu yararını gerçekleştirme amacını güder. Bu anlamda amaç unsuru kamu yararının olup olmadığı şeklindedir.

    Devlet memurunu işten çıkarma cezası

    Disiplin cezaları ortak amaç için çalışan kişilerin düzenini sağlamak maksadıyla kendi özel mevzuatında belirlenmiş, hiçbir ceza kanununa girmeyen yaptırımlar bütünü olarak tanımlanabilir.
    657 Sayılı Devlet memurları kanunda disiplin cezalarının çeşitleri ve bu cezalara uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir.
    Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

    • Grev yapmak,
    • Yasak yayınları kamu kurumlarına asmak,
      Siyasi partiye üye olmak,
    • Mazeretsiz olarak bir yılda toplam 20 gün işe gelmemek,
    • Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği emirleri uymamak,
    • Astlarına, üstlerine iş sahibi vatandaşlara fiili tecavüzde bulunmak,
    • Memurluk sıfatı ile bağdaşmayan yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,
    • Yetki ve izin almadan gizli bilgileri açıklamak,
    • Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,
    • Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,
    • 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.
    • Devlet memurluğundan çıkarma, bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır.
    • Yukarıda sayılı hallerin varlığı halinde memuriyetten çıkarma cezası verilebilir.

    Eş Durumundan Atama

    Devlet memurları, özellikle de öğretmenler açısından eş durumundan tayin zorunluluğu sıkça karşılaşılan bir durumdur.


    Uygulamada birçok memur eşi, eş özrüne dayanarak tayin talep etmekte ancak tayin talep edilen yerde norm kadro eksikliği, hizmet puanı yetersizliği, vs. gibi sebeplerle bu talep reddedilmektedir.


    Zorunlu yer değiştirmeye tabi memurun, memur olan eşi açısından yukarıda bahsedilen sebeplerle tayin isteminin reddedilmesi hukuka aykırıdır.


    İlgili kurum, tayin talep edilen yerdeki norm kadro eksikliği yahut hizmet puanının yetersizliği gerekçelerini dayanak gösteremez.


    Zorunlu yer değiştiren memurun, memur eşi genel tayin ve atama kaidelerine ilişkin istisnadan yararlanmak durumundadır.


    İDARE HUKUKUNUN ÖZELLİKLERİ

    1) İdare hukuku diğer hukuk dallarına kıyasla daha genç bir daldır. Özel hukukun kökeni Roma Hukukuna dayanırken İdare Hukuku 1800’lerin sonuna dayanır.

    2) İdare hukukunun kuralları dağınık halde bulunmaktadır. Medeni kanun, ceza kanunu gibi tek bir kanun altında sıralanmamıştır. Yani, ceza hukukunun kuralları Ceza Kanununda sıralanırken İdare Hukukunun kurallarını oluşturan bir İdare Kanunu yoktur.

    3) İdare hukuku kuralları bir kanun koyucu tarafından konulmadığı için büyük ölçüde içtihadı bir hukuk dalıdır. Bu kurallar idari yargı organlarının uzun bir süreç içerisinde somut olaylarla birlikte verdikleri kararlarla oluşmuştur.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı


    4) İdare hukuku bağımsız bir hukuk dalıdır. İdare hukukunun bazı kavramlarının ve ilkelerinin özel hukukta benzeri bulunmamaktadır.

    5) İdare hukuku statüsel bir niteliktedir. Özel hukukta akdi ve iradi kavramları varken idare hukukunda öğrencilik statüsü, vatandaşlık statüsü gibi statüler vardır.

    6) İdare hukukunda işlemler tek taraflıdır. Özel hukukta hukuki işlemler birbirine uygun karşılıklı irade beyanlarıyla kurulabilirken, idare hukukunda işlemin yapılması için, ilgilisi tarafından kabul edilmesine gerek bulunmamaktadır.
    Çünkü idare hukuku işlemlerinde idarenin tek yanlı açıklaması yeterlidir.



    İdare Hukukuna Hakim Olan İlkeler

    İdare hukukuna hakim olan birçok temel ilke bulunmaktadır. Anayasanın 2’nci maddesinde sayılı olan temel ilkeler aynı zamanda idareyi de bağlamaktadır. Bu ilkeler, insan haklarına saygı, Atatürk milliyetçiliği, sosyal devlet, laiklik, demokratik devlet, hukuk devleti ilkeleridir.

    İdare hukuku ile alakalı tüm bu bilgilerden sonra, işin içinden çıkamayabilir. Bu konuda özellikle hukukçu desteği oldukça önem arz etmektedir. Nitekim daha spesifik bir alan olan idare hukukunun usul ve işleyişini bir avukat/hukukçu ile taki,p etmek her zaman daha sağlıklı sonuçlar alınmasında faydalı olacaktır.

    İdare hukuku idarenin işleniş şeklini ve kişilerle olan bağlantılarını düzenleyen hukuk dalıdır. İdare tarafından gerçekleşen işlemlerin hukuka aykırı olması durumunda aykırılıkların giderilmesi için gerekli davaların açılması gerekir. İdare Hukukunun Yasama, Yargı ve Yürütme Organında Yeri Yargı organı bağımsız mahkemelerdir, yasama organı ise TBMM‘dir. İdare de yürütme organının bir parçası durumundadır. İdare, yürütme organında Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu, Bakanlıklar ve Başbakan hariç devlet dışındaki kamu tüzel kişilerden oluşur.

    İdare hukukunun alanını belirleyen ölçüt kamu gücü ölçütüdür. Bu duruma göre, idarenin kamu gücünü kullanarak yaptıkları idare hukukuna tabi tutulur. Yapılan bu işlerde çıkan anlaşmazlıklar da idari yargıda bakılır.

    Bu konu hakkındaki benzer makalelerimiz için tıklayın

Call Now