Etiket: Gaziantep idare avukati

  • Yüksek Disiplin Kurulunda Tespit Edilen Fiil İçin Ayrıca Disiplin Soruşturması Yapılmalı mı ?

    Konuya ilişkin DANIŞTAY Beşinci Daire Esas No : 2016/17762 Karar No : 2017/24014 sayılı kararı incelendiğinde

    Danıştay, davacının işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına dayanak alınan eylemi yönünden ayrıca bir soruşturma yapılması gerektiğine, Yüksek Disiplin Kurulu aşamasında saptanan fiil yönünden yeni bir soruşturma oluru alınarak davacı lehine ve aleyhine olan tüm deliller araştırılmadan, bu fiillere ilişkin savunması alınmadan tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetti.

    İstemin Özeti : Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 25.11.2013 tarih ve E:2011/265, K:2013/1133 sayılıkararının, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesiuyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
    Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17/2. maddesi uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

    Dava, Düzce İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. ve 8/14. maddeleri uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 13.10.2010 tarih ve 2010/525 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

    Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 25.11.2013 tarih ve E:2011/265, K:2013/1133 sayılı kararıyla;davacının başkasına ait bir aracı yaklaşık olarak 10 yıl süre ile muayene, sigorta gibi hiçbir mali yük altına girmeden kullanmak sureti ile kendisine yarar sağladığı, bu iş ve işlemi yapabilmek için de polislik ve trafikçilik yetki ve nüfuzunu kötüye kullandığı, hem kendisine haksız kazanç sağladığı,hem kişinin mağduriyetine, hem de devletin mali zararına neden olduğu, hırsızlık sonucu elde edilen aracı uzun süre boyunca kullandığının ve mesleki bilgisi gereği aracın suç eşyası olduğunu bildiğihalde yasal yollara başvurmadığının sübut bulduğunun kanıtlanması sebebiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. ve 8/14. maddeleri uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

    Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/6.maddesinde; “Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasten adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira” fiili, 8/7. maddesinde, “Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanma” fiili, 8/14. maddesinde de, “Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak,” fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.

    Anayasa’nın 129. maddesinin 2. fıkrasında; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği belirtilmiştir.

    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 128. maddesinde soruşturmanın tamamlanmasından sonra disiplin amirleri veya kurullarınca disiplin cezasının verileceği, 130. maddesinde de devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği, soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memurun, savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı kuralına yer verilmiştir.

    Dosyanın incelenmesinden, 27.1.2010 tarihinde saat 4:00’da devriye görevini yerine getiren polislerin, polis lojmanlarının etrafında alarmı çalan bir aracın plakasına yaptıkları sorgulama sonucu, aracın sahibi olarak görünen …’yi arayarak Düzce Emniyet Müdürlüğünden aradıklarını, aracının alarmını kapatması gerektiğini söyledikleri, .. ,’nin cevaben “Aracım Düzce’de değil Eskişehir’de. Alarmı yok. Çalıyor olsa ben de rahatsız olurdum” demesi üzerine polislerin durumu Cumhuriyet Savcısına bildiriptalimatı doğrultusunda aracı yediemin otoparkına çekip durumu araştırmaya başladıkları;

    bu çerçevede aracın 12.3.1996 tarihinde fabrikadan çıktığı, ancak 12.4.1996 tarihinde plakası takılıp da tescil edilmeden Antalya İlinden çalındığı, … ‘nin sahip olduğu aynı marka ve model araçla ikiz plaka olacak şekilde trafiğe çıkarıldığı; ancak aracın plakasının sahte olduğu ve soğuk mührünün olmadığının ortaya çıktığı,

    aracın Düzce İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının zilyetliğinde bulunduğu, davacının çalıntı olduğunu bilmediğini, bir buçuk yıl önce oto pazarından adının Temel olduğunu söyleyen birinden 7000-TL’ye satın aldığını, 4000-TL’yi peşinödediğini, 3000-TL’yi ise noter satışı gerçekleşince ödemek üzere anlaştıklarını, ancak anlaştıkları tarihin üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen Temel’i bulamadığını, yaşadığını ve çalıştığını söylediği yerde ona ulaşamadığını, bu sebeple de devri gerçekleştiremediğini, aracı da çok kullanmadığını beyan ettiği eylemine ilişkin olarak hakkında 8.2.2010 tarihinde başlatılan soruşturma neticesinde davacının savunmasının alındığı, 14.4.2010 tarihli soruşturma raporuyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/6. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması teklifiyle dosyanın İl Polis Disiplin Kuruluna gönderildiği, İl Polis Disiplin Kurulunun 23.6.2010 tarih ve 2010/9 sayılı kararıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/6. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasının uygun görüldüğü ve dosyanın gönderildiği Yüksek Disiplin Kurulunun 13.10.2010 tarih ve 2010/525 sayılı kararıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. ve 8/14. maddelerininbirlikte uygulanmasıyla davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Öte yandan, davacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve hırsızlığa konu olduğunu bilerek eşyayı kabul etme suçlarından dolayı yapılan adli yargılama sonucu Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1.10.2013 tarih ve E:2013/222, K:2013/300 sayılı kararıyla resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, hırsızlığa konu olduğunu bilerek eşyayı kabul etme suçunun sübuta erdiği sonucuna varıldığı, ancak şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, denetim süresi içinde yeni bir suça karıştığından bahisle hükmün açıklandığı ve davacı hakkında 5 ay hapis cezası ve 1000 TL adli para cezasına hükmedildiği ve bukararın temyiz edilmeden kesinleştiği görülmektedir.

    Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

    Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
    Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi, soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir.

    Bu itibarla, disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce kamu görevlilerinin disiplin suçu sayılacak eylemlerinin işlenildiğinin öğrenilmesi halinde, bir muhakkik tayin edilerek disiplin soruşturması açılması, muhakkik tarafından soruşturulanın lehine ve aleyhine olan tüm bilgi ve belgeler toplanmak ve bilgisahibi olanların ifadeleri ile ilgilinin ne ile suçlandığı açıkça belirtilerek savunması alınmak suretiyle yasal süresi içerisinde soruşturmanın tamamlanması, yürütülen soruşturma sonucunda, adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında muhakkikin kanaat ve teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanarak raporun disiplin cezası vermeye yetkili amire veya kurula sunulması üzerine yetkili amir ve kurullarca soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Yukarıda belirtilen ilkelerin gereği olarak soruşturma veya disiplin kurullarınca karar verme aşamasında isnat edilen fiilin aynı zamanda farklı bir madde kapsamına girdiğinin anlaşılması durumunda ise bu maddede belirtilen fiilin usulüne uygun soruşturma kapsamına dahil edilmesi veya yeni bir soruşturma olurunun alınması, yeni bir soruşturmacının atanması, davacının bu madde kapsamında ayrıca savunmasının alınması ve buna göre tahkikatın yürütülmesi gerekmektedir.

    Olayda, yukarıda yer verilen disiplin ilkeleri doğrultusunda, kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içerisinde ilgili memur hakkında disiplin soruşturması açıldığı, bağımsız bir muhakkik tayin edilerek yürütülen soruşturma ile davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/6. maddesine ilişkin savunmasının alındığı, bu madde hükmüne göre inceleme ve araştırma yapıldığı, İl Disiplin Kurulunca verilen 23.6.2010 tarih ve 2010/9 sayılı kararla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/6.maddesi uyarınca davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının uygun bulunduğu; ancak Yüksek Disiplin Kurulunun 13.10.2010 tarih ve 2010/525 sayılı kararıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. ve 8/14. maddelerinin birlikte uygulanmasıyla disiplin cezası verilmesine rağmen 8/14. maddesi kapsamında ek bir soruşturma yapılarak savunması alınmadan davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüştür.

    Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/6. maddesinde belirtilen ve İl Disiplin Kurulu kararına dayanak alınan “Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasten adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek,” fiili ile aynı Tüzüğün 8/7. ve 8/14. maddelerinde belirtilen ve

    Yüksek Disiplin Kurulunun kararına dayanak alınan “Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak,” ve “Görevsırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak,” fillerinin, unsurları bakımından birbirinden farklı oldukları ve sübut bulup bulmadıklarına ilişkin incelemenin her biri için ayrı ayrı yapılması gerektiği açıktır.

    Bu durumda, dava konusu edilen işlemde davacının işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına dayanak alınan “Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” ve “Görev sırasında yardım isteyen güvenlik görevlilerine haklı bir neden yokken yardımdan kaçınmak veya bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak” eylemleri yönünden ayrıca bir soruşturma yapılmadığı anlaşılmakta olup, Yüksek Disiplin Kurulu aşamasında saptanan bu filler yönünden yenibir soruşturma oluru alınarak davacı lehine ve aleyhine olan tüm deliller araştırılmadan, bu fiillere ilişkin savunması alınmadan tesis edilen işlemde hukuka uyarlık ve bu husus irdelenmeden verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 25.11.2013 tarih ve E:2011/265, K2013/1133 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun geçici 8. maddesi gereğince uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


    Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • TSK – Emniyet – Jandarma Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması

    TSK – Emniyet – Jandarma Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması
    TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NDE, JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI’NDA VE EMNİYET TEŞKİLATLARINDA ÇALIŞACAK PERSONELİN GÜVENLİK SORUŞTURMASI ESASLARI

    Türk Silahlı Kuvvetlerinde, jandarma ve emniyet teşkilatlarında çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile ilgili esaslar 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine dayanılarak çıkarılmış bulunan, 12 Nisan 2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir.

    Bu yönetmelik esaslarına göre;

    Güvenlik soruşturması;

    kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini, 

    Arşiv araştırması ise;

    kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanmasını kapsar.
    Askerlik Asker Terör Darbe FETÖ PKK Operasyon Sınır ötesi Yurt dışı Silahlı Kuvvetler Özel Kuvvetler Mehmetçik Tahliye Tutuklu Hükümlü Mahkum Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - AvukatıGüvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığındaki bilgi kayıtları ile Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ndeki adli sicil kaydı, talepleri üzerine, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak makamlar ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili birimlerine verilir. 

    Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması; gizlilik dereceli birim ve kısımlar ile askeri, emniyet, istihbarat teşkilatlarında ve ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde çalıştırılacak personel hakkında yapılır. 

    Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını; bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımları ile yurtdışı teşkilatında ve askeri, emniyet, istihbarat teşkilatlarında ve ceza infaz kurumu ve tutukevlerinde çalıştırılacak personel hakkında yapar.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılır.

    Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak; 

    a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, 
    b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, 
    c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı, 
    d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, 
    e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgi derecesinin iç yüzü ve nedeni, 
    f)  Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır. 
    Bu Yönetmelik kapsamına giren bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında aşağıdaki yöntem izlenir: 

    Askerlik Asker Terör Darbe FETÖ PKK Operasyon Sınır ötesi Yurt dışı Silahlı Kuvvetler Özel Kuvvetler Mehmetçik Tahliye Tutuklu Hükümlü Mahkum Gaziantep Ağır Ceza - Anlaşmalı Boşanma - Çekişmeli Boşanma - İşçi - İdari Dava - İş Davası - Velayet - Miras - Tüketici - Avukatıa) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması formundaki sorular nüfus kayıtlarında yapılan tashih ve değişiklikler belirtilmek ve isimler açıkça yazılmak suretiyle cevaplandırılır ve nüfus cüzdanı örneği noksansız olarak doldurularak istek yazısı ekinde soruşturmayı yapan makama bildirilir. 
    b) Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması istenilen kişiler İçin kurum ve kuruluşunca Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden sağlanan adli sicil kaydıyla ekteki formdan bir örneği kişinin nüfusa kayıtlı olduğu il valiliğine, bir örneği ikamet ettiği il valiliğine, bir örneği Emniyet Genel Müdürlüğüne, bir örneği de ilgisine göre Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilir. Bir örneği de istekte bulunan kurum ve kuruluşun dosyasında saklanır. Türk Silahlı Kuvvetlerince yaptırılacak arşiv araştırmalarında forma adli sicil kaydının eklenmesi zorunlu değildir. 
    c) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması isteminin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 gün, güvenlik soruşturması sonuçlan en geç 60 gün içinde cevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgeler ilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında asgari “gizli” gizlilik derecesinde saklanır. 
    d) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgiler aktarılır. 
    e) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağı, soruşturma ve araştırma yapmaya yetkili makamların görev talimatları ile belirlenir. 
    f) Mahalli mülki idare amirliklerince yapılmış olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananların evrakının bir örneği dosya açılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir. 
    g) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananlarla ilgili bilgiler Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce karşılıklı olarak birbirlerine aktarılır. 
    h) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınca yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması istemleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin istemleri hariç, doğrudan Başbakanlığa iletilir. 
    Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının her evresinde kesinlikle gizliliğe uyulur. Soruşturma ve araştırma evre ve sonucu bilmesi gerekenlerden başkasına açıklanmaz. 
    Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen bilgilerin olumsuz olması halinde, kişinin gizlilik dereceli birim, kısım ve gizlilik dereceli yerler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlan, ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde çalıştırılıp çalıştırılmamaları, yer değiştirerek bu görevlere devam edip etmemeleri gibi hususları incelemek ve sonucunu sorumlu amirin takdirine sunmak üzere; Başbakanlık ve bakanlıklarda müsteşarın, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst amirin, üniversitelerde rektörün, illerde valinin başkanlığında, personel birim amiri, hukuk müşaviri ve varsa güvenlik işlerinden sorumlu birim amirinden oluşan “Değerlendirme Komisyonu” kurulur. 
    Türk Silahlı Kuvvetlerinde bu Komisyonun oluşumu kendi yönergeleri ile belirlenir. Değerlendirme Komisyonunun çalışma tutanakları ve kararları gizlidir.

    Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz çıkanlar, haklarında verilen kararın hukuka ve kendileriyle ilgili fiili gerçeğe uygun olmadığı iddiasında iseler, olumsuz işlemi öğrendikleri tarihten itibaren en geç 60 gün içinde dava açmalıdırlar.

  • Muhakkik Soruşturmacı Soruşturmayı Ne Kadarlık Sürede Tamamlamalıdır?

    Muhakkik Soruşturmacı Soruşturmayı Ne Kadarlık Sürede Tamamlamalıdır?

    657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. maddesine göre, aynı Yasanın 125 inci maddesinde sayılan fiil ve hâlleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hâllerin işlendiğinin disiplin âmirince öğrenildiği tarihten itibaren, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarını gerektiren hâllerde bir ay içinde disiplin soruşturmasına;

    Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren hâllerde ise altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,

    başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar hükümlerine yer verilmiştir.

    Ancak Devlet Memurları Kanununda disiplin soruşturması görevi verilen muhakkiklerin kendilerine verilen soruşturma görevini ne kadarlık sürede tamamlamaları gerektiği yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır.

    Gaziantep Ağır Ceza Avukatı

    Muhakkik tarafından yapılacak olan soruşturmanın içeriğine göre bu süre örneğin 1 ay olabileceği gibi daha kapsamlı soruşturma ve incelemelerde bu süre 6 ay 1 yıl gibi sürelere de uzayabilmektedir.

    Bu nedenle muhakkik tarafından yapılan soruşturma için kesin bir süre verilmesi mümkün görülmemektedir.

    Ancak disiplin cezalarında genel zamanaşımı olarak tanımlanan fiilin işlenmiş olduğu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolması ile ceza verme yetkisinin sona ermesi nedeniyle disiplin amiri ve disiplin kurullarınca ceza verme işlemlerinde geçecek olan sürelerde göz önüne alınarak soruşturmacı tarafından gerekli rapor düzenlenerek ilgili birimlere verilmelidir.

    Danıştay Başkanlığınca verilmiş olan çeşitli kararlarda mahkemece iptal edilmiş olan ve idareye yeniden ceza verme yetkisi veren kararlardan sonra yeni cezanın makul süre içinde verilmesi gerektiği yönünde kararlar verilmiştir.

    Makul süre ise genelde 3 aylık süre olarak değerlendirilmiştir.Makul süre içinde yeni ceza verilmesi gerektiği yönündeki kararların gerekçesinde ise memurun devamlı olarak ceza baskısı altında kalmaması gerektiği hususuna dikkat çekilmiştir.İlgili kararların disiplin amirinin ceza vermesi ile ilgili olması açısından konumuz ile alakası olmadığı düşünülebilir ancak memurun devamlı ceza baskısı altında kalması açısından soruşturma aşamasında da makul sürede soruşturmanın tamamlanması gerektiği kanaatindeyiz.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Disiplin soruşturmalarında da memurun devamlı olarak ceza baskısı altında kalacak olması memuru işyerinde ve yapmış olduğu işte çeşitli sıkıntılara girmesine neden olacaktır.

    Bu nedenle soruşturma görevi verilen kişiler yapılan soruşturmanın içeriği ve boyutuna göre mümkün olan en kısa zamanda soruşturma dosyasını tamamlamalı bu süre her halukarda disiplin amirleri ve disiplin kurullarınca verilecek olan kararlardaki sürelerde göz önüne alınarak 2 yıllık zamanaşımını geçmemelidir.

    Bu konu hakkında benzer makaleler için tıklayın

  • Mahkeme Kararı İle İptal Olan Disiplin Cezalarında Soruşturma Zamanaşımı

    657 sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin cezasına konu olan fiilerin disiplin amirince öğrenildiği tarihten itibaren kanunda belirlenen süreler içinde disiplin soruşturmasına başlanmaması halinde disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğramaktadır.

    Bu zaman aşımı süresi disiplin cezasına konu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay Memurluktan çıkarma cezasında altı aydır.

    Ancak bazı durumlarda disiplin amirince verilmiş olan cezalar mahkemelerce çeşitli nedenlerle iptal edilmekte ve verilen kararların bazılarında yeniden soruşturma yapılarak karar verilmesi,soruşturmada eksik yapılan hususların tamamlanarak karar verilmesi şeklinde iptal kararları verilerek idarelere disipline konu olay hakkında tekrardan soruşturma yapılması imkanı sağlanmaktadır.

    Mahkeme kararına göre yeniden yapılan soruşturmalardaki zamanaşımı süreleri ile ilgili olarak verilmiş olan bir Danıştay kararında 657 sayılı Kanunun 125. maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri ilk defa disiplin işlemi aşamasında gözönünde alınması gerektiği Eğer disiplin cezasına karşı açılan bir dava var ise dava sonucunda disiplin cezası iptal edilmiş ve karar gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi tesis etme imkanı sunuyorsa, bu halde 657/125’teki zamanaşımı sürelerinin dikkate alınmaması ve yapılacak olan soruşturmanın makul bir sürede bitirilmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir.

    Gaziantep Ağır Ceza Avukatı

    Konu hakkında DANIŞTAY 11.DAİRESİ
    ESAS NO : 2012/2857 KARAR NO : 2013/11887 KARAR TARİHİ : 20.12.2013 kararı incelendiğinde

    ÖZET : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde düzenlenen, zamanaşımı sürelerine uyularak verilen disiplin cezalarına karşı açılan davalarda; yargı mercilerince iptal kararı verilmesi ve bu kararın gerekçesinin idareye yeni bir disiplin işlemi tesis etme yetkisi tanıması halinde, makul bir sürede işlem tesis edilmesi kaydıyla 127. maddedeki zamanaşımı hükümlerinin dikkate alınmayacağı hakkında.

    Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Sağlık Bakanlığı Vekili : (Hukuk Müşaviri) …

    Karşı Taraf (Davacı) : …Vekili : Av. …

    İstemin Özeti : İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 31.10.2011 günlü, E : 2010/2610, K : 2011/1596 sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
    Dava, İstanbul – Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasa’nın 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 06.10.2010 gün ve 237574 işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

    İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 31.10.2011 günlü, E : 2010/2610, K : 2011/1596 sayılı kararıyla; davacıya 26.10.2009 gün ve 199357 sayılı işlemle verilen 1/10 oranında aylıktan kesme cezasının, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararıyla; “davacının kusurlu fiillerinin bulunmasına karşılık, kasıtla hareket ettiğinin ortaya konulamadığı, bu durumda isnat edilen disiplin suçunun kasıt unsuru ortaya konulmaksızın verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle iptali üzerine dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, disiplin cezasına konu fiilin işlendiği öne sürülen ihalenin 30.10.2007 tarihinde yapılmasına karşılık fiil tarihinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra 6.10.2010 tarihinde verilen disiplin cezasında 657 sayılı Yasa’nın 127/2. maddesinde öngörülen 2 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçirilmiş olması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Davalı idare, İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Zamanaşımı” başlıklı 127. maddesinde; “Bu Kanunu’n 125’inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almaktadır.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28/1. maddesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

    Dosyanın incelenmesinden;

    İstanbul – Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, 30.10.2007 tarihinde yapılan 3 yıllık malzemeli genel temizlik hizmeti alımı ihalesinde, ihale komisyonu üyesi olarak gerçekleştirdiği öne sürülen fiilleri nedeniyle 657 sayılı Yasa’nın 125/C-a maddesi uyarınca 1/10 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 26.10.2009 gün ve 199357 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararıyla; “ihale sürecinde davacının kusurlu fiillerinin bulunmasına karşılık, kasıtla hareket ettiğinin ortaya konulamadığı, bu durumda isnat edilen disiplin suçunun kasıt unsuru ortaya konulmaksızın verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptal edildiği, bu karar üzerine yargı kararını uygulamak üzere harekete geçen davalı idarenin, davacının kusurlu bulunan fiili nedeniyle 06.10.2010 gün ve 237574 sayılı işlemle davacıya kınama cezası vermesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

    657 sayılı Yasa’nın 127. maddesindeki zamanaşımı süreleri, idarenin disiplin suçundan haberdar olmasından ilk defa disiplin cezası verilmesine kadarki süreçte dikkate alınacak süreler olup, idare tarafından söz konusu sürelere riayet edilerek disiplin cezası vermesi halinde, idarenin zamanaşım sürelerine uyma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü gerekmektedir.

    Öte yandan, zamanaşımı sürelerinin hesabında disiplin cezası verildikten sonraki itiraz süreci veya onay süreci (disiplin cezasının idari anlamda kesinleşme süreci) dikkate alınmayacağı gibi, idari yargıda dava açılması halinde, yargılama sürecinde geçen süreler ile bozma kararı verilmesi halinde kararın gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi yapma yetkisi tanıyor ise idarenin yeni bir disiplin işlemi tesis etmesi aşamasında söz konusu zamanaşımı sürelerinin artık öne sürülemeyeceği açıktır.

    Diğer bir deyişle 657 sayılı Yasa’nın 127. maddesindeki zamanaşımı düzenlemesinin, idare tarafından ilk defa disiplin işlemi tesis edilmesi aşamasında göz önüne alınacak bir müessese olduğu ve ilgili hakkında bu süreler içinde bir disiplin cezası verilmekle birlikte hükmünü doğuracağı anlaşılmaktadır.
    Bununla birlikte, disiplin cezalarına karşı idari yargıda açılan davalarda verilen iptal kararlarının gerekçesinin, idareye ilgili hakkında başka bir disiplin işlemi tesis etme olanağı tanıması halinde, 2577 sayılı Yasa’nın 28/1. maddesi uyarınca Yargı kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü olan idarenin, zaman geçirmeksizin harekete geçerek makul süreler içinde işlem tesis etmeleri gerektiği, buna karşılık yargı kararının gereğini yerine getirirken 657 sayılı Yasa’nın 127/2. maddesi hükmünün ilgilinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği, kararın idarelerine tebliğ edildiği tarihten itibaren her halükarda 2 yıl zarfında disiplin işlemlerini sonuçlandırmaları gerektiği açıktır.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Nitekim Dairemizin 02.12.2013 günlü, E:2010/5239, K:2013/9337 sayılı kararı ile 10.12.2013 günlü, E:2010/9547, K:2013/10337 sayılı kararları da bu yöndedir.

    Olayda; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararının davalı idareye yeni bir disiplin işlemi tesis etme yetkisi tanıdığı ve kararın tebliğ tarihi dosyadan anlaşılamamakla birlikte, karar tarihinden yaklaşık 3 ay sonrasında tesis edilen disiplin işleminin makul bir süre içinde sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

    Bu durumda, uyuşmazlığın usul ve esasa ilişkin diğer yönlerden incelenerek karara bağlanması gerekirken, zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

    Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen 31.10.2011 günlü, E:2010/2610, K:2011/1596 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 20.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

    Bu konu hakkında benzer makalelerimiz için tıklayın

  • Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasında İtiraz Süreci

    Disiplin cezalarına yapılacak itirazlara ilişkin usul ve esaslar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135. maddesinde düzenlenmiştir.

    İlgili kanun maddesinde“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.İtirazın kabulü halinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

    İlgili hükümden de anlaşılacağı üzere Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı Yüksek Disiplin Kurulu’na kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir.7 günlük itiraz süresi içinde kademe ilerlemesi cezasına itiraz etmeyen memurun almış olduğu ceza kesinleşir.

    Memurun kademe ilerlemesi cezasına süresi içinde itiraz etmesi durumunda ve itiraz merciinin süresi içinde vermiş olduğu karar ile itirazı red etmesi halinde memura verilen ceza kesinleşir ve memurun kesinleşen karara karşı 60 gün içinde idari yargıda iptal davası açması gerekir.

    Tokmak, Terazi, Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Danıştay 16. Daire 2015/12742 E. 2015/1296 K. 2.4.2015 tarihli kararında ;

    “…disiplin cezalarının, anılan düzenlemegereği 7 günlük itiraz süresinin son gününe kadar kesinleşmeyeceği, ancak disiplin cezasına anılan 135. madde kapsamında itiraz edilmesi durumunda idare tarafından verilen cevap üzerine veya 60 gün içerisinde cevap verilmemesi durumunda ( zımni ret işlemi üzerine dava açma süresi bakımından, anılan düzenlemede hüküm bulunmaması nedeniyle ) 2577 Sayılı Kanun’un 11. maddesi uygulanarak, 60 günlük dava açma süresinin işlemeye başlayacağı…” yönünde karar verilerek ilgili durum açıklanmıştır.

    Öncelikle itiraz yoluna başvurulmuş ve itiraz merciince henüz karar verilmemiş ise, disiplin cezasının kesinleştiğinden söz edilemez. Kesinleşmemiş disiplin cezası dava konusu yapılamaz.

    Öncelik itiraz merciince karar verilmesi veyahut başvuruyu takip eden 60 günlük süre içinde karar verilmemesi (zımni ret) nedeniyle disiplin cezasının kesinleşmesi ve 60 gün içinde dava açılması gerekmektedir.

    Konuya ilişkin diğer zamanlarda verilmiş olan mahkeme kararlarında da benzer hükümlere yer verilmiştir.

    Danıştay 12. Daire Başkanlığı Esas : 2012/9275

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü
    Dava, ziraat mühendisi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanunun 125/D-(b, n) maddeleri uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 08/02/2012 tarihli ve 5 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

    İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin davacıya 28/02/2012 ve 06/03/2012 tarihlerinde ayrı ayrı iki kez tebliğ edildiği, ikinci kez yapılan tebliğ tarihi itibarıyla dahi davanın süresinde olmadığı, altmış günlük dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

    Davacı tarafından mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri dürülmekte, kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135. maddesinde; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebileceği, itirazda sürenin, kararın ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren yedi gün olduğu, süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezalarınınkesinleşeceği hükme bağlanmıştır.

    Anılan düzenleme gereği yedi günlük itirazsüresinin sonuna kadar disiplin cezaları kesinleşmeyecektir. Ancak disiplin cezasına itiraz edilmesi durumunda idare tarafından verilen cevap üzerine; veya altmış gün içerisinde cevap verilmemesi durumunda (zımni ret işlemi üzerine), dava açma süresi işlemeye başlayacaktır.

    Hukuk, Adalet, Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

    Bakılan olayda, davacının kendisine 28/02/2012 tarihinde tebliğ edilen disiplin cezasına karşı 01/03/2012 tarihinde Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz ettiği, itirazının cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine 28/05/2012 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, davacının itirazının zımnen reddi üzerine yasal süresi içinde bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, işin esasına geçilerek çözümlenmesi gereken davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka ve usule uyarlık görülmemiştir.

    Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 07/12/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


    Bu konu hakkında benzer makaleler içn tıklayın

Call Now